Pazar , 4 Aralık 2016

M&A’de Kim Ne Kadar Kazanıyor?

AB-Inbev-SABMiller

Geçtiğimiz yazılardan birinde (bkz. Parasal Çılgınlık Dönemi) gelişmiş ülke merkez bankalarının borçlanma maliyetlerini düşürmesinin şirketlerdeki karar alıcılar için birleşmeler ve satın almalar konusunda nasıl bir motivasyon aracı olduğundan bahsetmiştik. Dolayısıyla son zamanlarda şirketler için en stratejik hamlelerden biri olan bu finansal işlemlerin arttığını görüyoruz. Bu artış aynı zamanda yatırım bankacılığı ve hukuk danışmanlığı gibi alanlarda da pek çok iş olanağı oluşturuyor ki zaten yatırım bankalarının bu işlerden ne kadar büyük paralar kazandıkları gündemde uzun zamandır yer teşkil etmekte. Peki gerçekten de bu işte kim ne kadar kazanıyor? Son derece büyük …

Devamını oku »

Kamu Harcamaları Ekonomileri Kurtarır Mı?

Kamu Harcamaları ve Büyüme Trendleri (2)

İktisadi düşünce tarihi, dünya ekonomisini ve hatta pek çok siyasi olayı etkilemiştir. Kamu gücünü ekonomi için büyük itici güç olan Keynesçi görüş, nasıl önemli değişikliklere yol açtıysa, Friedman’ın piyasa temelli bakış açısı ekonomileri etkilemiş ve gerekli siyasi dönüşümlerin de sağlanmasıyla birlikte dünya ekonomisini daha entegre hala getirerek küresel huzur ve refahın artışına tartışılmaz şekilde sağlamıştır. Bugün özellikle kamu harcamaları ve borçluluk oranı ekonomileri içinde önemli yere sahip kıta Avrupası ve Japonya haricinde, gelişmiş ülkelerin krizden büyük ölçüde çıkmış olmasına rağmen kamu harcamalarının hala ilaç olarak görenler var. Mesela bunlardan biri …

Devamını oku »

Seçim Yılında Fed Faiz Artırır mı?

ABD Seçim Yılları ve Fed Faiz Artışı

Yıllardır ekonomik gündeminin tepesinde merkez bankasının yaptıkları ve yapacaklarıyla kalmayı başaran ABD, bu yıl bir madde ile daha birlikte daha da yoğun konuşulmakta: Seçimler. ABD seçmeni 8 Kasım günü Clinton ile Trump’tan birini başkan olarak seçecek. Piyasalarda konuşulan bir konu da seçim döneminde faiz artışının yapılıp yapılmayacağı ki bu soru sorulunca zihinlerde ilk olarak seçim öncesinde böyle bir şey yapılmayacağı şeklinde bir cevap beliriyor. Öyle mi? 1980’den bu yana bakarsak faiz artış kararlarının yüzde 60’ı seçim yıllarında verilmiş ki seçimlerin dört yılda bir tekrarlandığını düşünürsek normal dağılım olsaydı bu oranın …

Devamını oku »

Bankacılık: QE’den Önce, QE’den Sonra

banking

Geçtiğimiz yazıda gelişmiş ülke merkez bankalarının küresel ekonomik krizle karşı karşıya kaldıktan sonra yürütülen para politikalarının ekonomilerde yol açtığı komplikasyonlardan bahsedip bunun yeni ekonomilere ve klasik portföy yöneticiliği anlamında varlık dağılımının sektöre bazda nasıl olması gerektiğine değinmiştir. Bugünde klasik anlamda bankacılık üzerine etkilerini irdeleyeceğiz. 2008’de yaşadığımız kriz esasında kökeni finans sektöründe olan bir krizde ve bankalarınızın krizle yüzleşmesi gerektiğinde onları kurtarmak için yapabileceğiniz en iyi şey bilançolarını likit tutmalarını sağlamaktır. Bu açıdan bakıldığında, iktisadi tarihin tuhaf bölümü diye tanımlayabileceğimiz parasal genişleme çağı başarılı oldu ve bankaların likit kalmasını sağladı. Tabi …

Devamını oku »

Parasal Çılgınlık Dönemi

Parasal Cilginlik

Günümüzün geçerli iktisat politikalarına göre para basmak ekonomik büyümeyi desteklemenin yollarından biri. Fakat göz ardı edilen bir gerçek var, o da şu ki, hâlihazırda yaşlanmakta olan nüfusa sahip bir dünyada insanların önemli bir bölümü tasarruflarıyla hayatlarına idame ettirmekte. Faiz oranları sürekli olarak düşmeye devam ettiğinde ise, bu tasarruflardan elde edilen getiriler düşüşünü sürdürecek ve insanlar daha fazla tasarruf edip daha az harcayacaklar. Bu da merkez bankalarının agresif politikalarıyla güttükleri amaçların tam tersi bir sonucu ortaya çıkarıyor. Bu sadece ekonomistleri ya da yatırımcıları ilgilendiren bir durum da değil üstelik. Alman Maliye …

Devamını oku »

Finans Sektörü Dijitalleşirken

kredi-denizi

Gittikçe dijitalleşen dünyada eski iş modelleri yerlerini dijital mecralara bırakıyorlar. Özellikle finans sektöründe bunun önemli örnekler mevcut. Bir yandan klasik bankalar iş alanlarının kaydırarak dijital mecradaki fonksiyonlarını artırırken bir yandan da direkt olarak dijital dünyada doğmuş crowdfunding, peer-to-peer lending gibi iş modelleriyle yeni girişimler ortaya çıkıyor. Geleneksel yöntemlerle iş yapan bankaların ve diğer finansal kuruluşlar için dijital mecralara kayış büyük önem arz ediyor. Zira bu kurumların gelecekte var olup olmayacakları bu dönüşümü ne kadar başarılı bir şekilde gerçekleştireceklerine bağlı. Bugün hem ülkemizde hem de yurtdışında bu yönde pek çok adımın …

Devamını oku »

Denetimin İnternetteki Adresi: EY

EY

Ernst & Young, Londra merkezli, geçmişi bir asrı aşan global bir profeyonel hizmetler şirketidir ki bu hizmetler pek çoğunuzun tahmin edebileceği üzere bağımsız mali denetim, vergi denetimi ve çeşitli danışmanlık hizmetlerini kapsar. 2015 yılı sonu itibariyle 225 bin çalışana  sahip olan firma aynı yıl 28.7 milyar dolarlık bir gelir açıklamıştır. Diğer denetim şirketlerinde de olduğu gibi, dünyanın pek çok ülkesinde denetim şirketleri farklı bir tüzel kişilik altında fakat E&Y üyeliği ve markası altında hizmet vermektedir. Türkiye’nin de global ekonomik sisteme bağlanma aşamasında bağımsız denetimin bir gereklilik olarak ortaya çıkmış olması …

Devamını oku »

Ekonominin Dijital Mecradaki Adresi: Capital.Com.Tr

capital-dergisi-logo

Son dönemde haberciliğin pekçok alanında olduğu gibi ekonomik haberciliğinde de dijital mecralara hızlı bir kayış olduğunu gözlemlemekteyiz. Ülkemizde de bu alanda son derece yenilikçi işlere imza atılmakta. İş ve ekonomi hayatına yönelik olarak çıkan aylık yayınların en köklülerinden biri olan Capital de internet sitesi capital.com.tr ile sunduğu hizmetlerine alanını önemli ölçüde genişletiyor. Dünyada ve Türkiye’de gerçekleşen ekonomi ve piyasa gelişmelerini özetlenmiş halinin okuyucuya sunulduğu internet sitesinde, bazı sektörel ve şirket bazında haberlere erişmek de mümkün. Capital, bu haliyle ekonomi dünyasını takip etmek isteyecek internet kullanıcılarına ihtiyaç duyabileceği bilgileri hızla bir …

Devamını oku »

Neo-Fisher Yaklaşımı

G7 Ülkeleri - Neo Fisher Yaklaşımı

Ülkemizde son dönemde iktisadi alanda yapılan en hassas tartışmaların konusu enflasyon ve faiz oranları arasındaki ilişki. Neo-Fisher yaklaşımı, yani Fisher yaklaşımının güncellenmiş versiyonu bu tartışmaya son derece farklı bir pencereden bakıyor ve net olarak kısa vadeli nominal faiz oranlarının uzun vadede yüksek enflasyona neden olduğunu öne sürüyor. Evet, ülkemizdeki bazı politikacıları da destekler nitelikte. Öncelikle Fisher Yaklaşımında kısaca bahsedelim. Bu görüş, reel faiz oranının para politikası önlemlerinden, daha da spesifik olarak da nominal faiz oranının ve beklenen enflasyon oranından bağımsız olduğunu öne sürer (Bu aradaki reel faiz oranı, ilgili para …

Devamını oku »

2016: İflasların Yılı Mı?

İflas Eden Ulkelerin Orani

Söz konusu devletlerin iflası olduğunda hemen hemen herkesin aklına bir yönetimin sahip olduğu borcu tamamen reddetmesi ilk akla gelir. Fakat biz kredi derecelendirme kuruluşlarının tanımlamalarından ve okuduğumu Yunanistan haberlerinden de biliyoruz ki vade uzatımı, kupon ödemelerinin azaltılması, ödemesiz geçen süreler ya da traşlama diye bilinen nominal değerlerin azaltılması da iflas süreçlerinin bir parçası oluyor. Ekonomistlerin tahmini 2016 yılında pek çok iflas haberi okuyacağımız yönünde. Küresel ekonominin diğer özelliklerinde olduğu gibi borç birikimi ve iflaslar da belirli çevrimler halinde tekrarlanmakta. 1800 yılından beri küresel ekonomik bu şekilde bir kaç iflas döngüsüne …

Devamını oku »