Peki Ya Çin’in Marka İmajı

Yayınlanma tarihi: Mayıs 30, 2011. Yazar:

IMF’nin açıklamasına göre 2016 yılında Çin, ekonomik büyük olarak ABD’yi geride bırakacak. Bunu süper güç devir teslimi ya da hegemonya değişimi olarak yorumlamanın aceleci davranmak ile sığ düşünmek arasında bir eyleme tekabül ettiği kanaatindeyim.

Birkaç yıl önce dünya ekonomisinin üçte birini oluşturan, Soğuk Savaş döneminden galibiyetle çıkmış, gezegen üzerinde her alanda hakimiyete sahip olan, gereksinim duyduğu kaynaklara uluslararası vicdanı hiçe sayarak askeri müdahale çözümleriyle ulaşabilen, hesap sorulmayan ve politikalarını endoktrine edebilen bir ülkeydi ABD. Birinci Dünya Savaşından büyük kazanımlarla çıkan ülke artık gücünün doruğundaydı.

Çin’in Dünya Ticaret Örgütü üyeliği, yaptığı ticaret anlaşmaları, ucuz işgücünün sağladığı rekabet avantajı, Hindistan’ın hizmet üretim merkezi haline gelmesi ve hepsinin ardından ABD’nin göğüslemek durumunda kaldığı sub-prime mortgage krizi ekonomik sistemin tamamen bir dengesizlik sistemi üzerinde denge bulmasını sağladı. Genel sistemin arz tarafında üretim merkezi haline gelen Asya ülkeleri varken talep tarafında Amerikan tüketimi vardı.

Bu noktada şunu söylemek gerekiyor, Çin’in büyümesi Amerikan tüketimine bağlı. Ancak Çin’in yakaladığı büyüme hızıyla refah düzeyi artacak bir buçuk milyar insanın, Amerikan tüketiminin yerini dolduracak genç makroekonomik oyuncu olacağını söylemek büyük bir kehanette bulunmak değil. Bu durumda Çin hegemonya olma hususunda önemli bir eşikten geçmiş olur. Ancak hegemonya olabilmek için Çin’in en büyük eksiği marka imajı. ABD süper güç olduğu 100 yıl boyunca yarattığı markalarla gücünü sürebildi. Bugün hala marka değer en yüksek 8 şirket Amerikan şirketleri. Örneği bugün hemen hemen herkesin tükettiği Coca-Cola yerine üzerinde Çince yazılar olan bir gazozlu içecek sofraya konulduğunda masanın terkedilmesi saniyeler sürer ya da çocuklarını Çin’de üretilmiş bir arabaya bindiren bir baba yol boyunca tedirgin olabilir. Binlerce benzeri olan bu tür sosyal vakalardan yapılacak çıkarım şu; o da marka imajı konusunda Çin’in yapması gereken çok şey olduğu. Zaten Çin’e karşı ABD’nin en önemli silahı 100 yıllık hegemonya tarihinin mirası olan markaları.

Peki durum Çin açısından o kadar vahim mi? Hayır, hatta Çin’in marka imajı için şöyle bir umut var. Millward Brown‘un “Dünyanın En güçlü 100 Markası” listesinde ilk iki sırada bulunan şirketler: Apple ve Google. Boynuzun kulağı geçmesi misali henüz 20 yılını doldurmayan bu şirketler yılların ağırtaşlarını marka değeri konusunda geride bırakıyor. Çin’in buradan alabileceği çok önemli dersler var. Nasıl bu şirketler marka değerleriyle bu kadar kısa zamanda zirveye çıkabiliyorlarsa Çin’de orta vadede bu markalar yaratabilir. Hatta Çinli arama motoru Baidu ve teknoloji şirketi Lenovo‘yu buralara aday göstererek bahisleri başlatmış olayım.

Sözün özü; Çin, süper güç olabilmek için marka imajı üzerinde daha çok aşama kaydetmeli, bunu yaparken de teknolojiyi iyi kullanmalı.

Etiketler: , , , , , ,

Yorumlar (3)

 

  1. Rifat Karlova diyor ki:

    Tayvan’da yasayan bir Turk olarak soyleyebilirim ki dogru bir tespit. Cin her ne kadar batidaki guclerle kiyaslansa da markalasma konusunda onunde uzun seneler var. Japonya bunu daha once basarmisti ve Cin’in de yapabilecegini saniyorum. Fakat Cin dunyada daha soguk bulunan ve Bati tarafindan surekli koseye sikistirilmak istenen bir ulke oldugu icin Japonya kadar rahat hareket edecegini sanmiyorum. Yer yer ic karisikliklar, insan haklari ihlalleri, dengesiz gelir ve egitim dagilimi gibi sorunlarla bogusan bir ulke olmasi yuzunden batidaki ulkelerde gordugumuz markalari ve yasam standartlarini Cin’in genelinde yakin gelecekte gormemiz pek olasi degil. Genele yayilmadan belirli kesim cok iyi yasamaya devam ederken ulkenin cogunlugu ise zor sartlarda hayatini surdurecek. Hukumet cok guclu oldugu icin biz Cin’i daha cok olumlu haberleri ile duyacagiz cunku medyada yazan her kelime sansur agindan gecerek bizlere ulasiyor. Cin derin bir kultur ve olaganustu bir tarihe sahip, Tayvan ile olan sorunlarini azaltir ve Tayvan adasindaki yasamdan ornekler alabilirse ortaya daha guzel calismalar koyabilir.

    Saygilarimla,

    Rifat Karlova

    • Oguz Erkol diyor ki:

      Merhabalar, öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim Rıfat Bey.

      Başka bir konuya değineceğim. Sizi daha önce sanırım Ülke TVde yayınlanan ve sizin konuk olduğunuz bir programda izlemiştim -eğer yanlış hatırlamıyorsam-. Hayat hikayeniz gerçekten enteresandı. Blogumuza gelip yorum yapmış olmanız da bir o kadar şaşırttı beni.

  2. Mehmet Akaryıldız diyor ki:

    Sevgili Oğuz ,

    Bugün ilk defa blogunuzu gördüm ve gerçekten bu işi iyi yaptığınızı söyleyebilirim. Sizi objektif yaklaşımızdan dolayı tebrik etmek isterim.
    Yukarıdaki yazınıza izninizle küçük bir kaç ilavede bulunmak isterim.
    Evet Çin için markalaşma şu an görünen ciddi bir sorun ama Çinlilerde bu sorunu hali hazırdaki değerli markaları satın alarak aşmaya çalışıor. Örneğin Volvo markasıı Çinli otomotiv firması Geely’nin alması veya IBM’in yine lenovo tarafından isim hakkının alınması gibi. Eminim bu firmalar başka diğer firmalarda takip edecektir.
    Küçük bir dipnot daha ilave etmek isterimki, refah düzeyi artan Çinliler kesinlikle Çin markası bir araba veya elbise vs almıyor. Ama tekel ürünlerinde geleneksel olarak Çin markaları ile hiçbir yabancı marka baş edemez . Çünkü bunların içmiş olduğu sigaranın tadı ve kokusu sanırım sadece buraya has, aynı şekilde Bajiu diye bir içkileri varki , biz yabancılar kokusudan bile kaçarken, burada satılan en gözde içki.. Yani geleneksel olan ürünler Çinliler yine pazara (kendi pazarlarına) hakim olmaya devam ederken, diğer alanlarda zemin kaybı yaşıyacaklar.
    Son bir bilgi olarakta, Çin ev tekstili pazarında artık Türk menşeli ürünler daha revaçta. Sebepse markalaşmadan ziyade kalite. Yani Çinli orta düzey ve üst tabakası artık kaliteli ürün arıyor.
    Umarım bu güzel çalışmanız uzun soluklu olur ve Türkiye’de Çin konusundaki asparagas haberler yerine böyle gerçekçi yazılarla Türk halkı bilgilendirilir.
    Rıfat Karlova kardeşimizinde takipçisi ve destekçisiyiz.

Yorum Yaz