Perşembe , 24 Eylül 2020

Kur Savaşlarında Son Perde

Federal Reserve tahvil alım programlarını başlatıp bütün dünyayı Amerikan Dolarına ve enflasyona boğmakta. Bu da daha bu programlar başlamadan önce bile sıkı para politikalarıyla kur savaşlarının tarafı gelişmekte olan ülkelerin karşısına yepyeni bir zoruk çıkardı.

Kur savaşları, gelişmekte olan ülkelerin iç piyasalarında ihracat sayesinde artan döviz miktarını Merkez bankalarının kasalarında rezerv olarak kalması suretiyle piyasadan çekilmesine ve kendi kurlarının değer kazanmasına izin vermeyerek ihracat avantajlarını devam ettirmelerine dayanıyor. Bu yöntemi en çok kullan ülke tahmin edebileceğiniz üzere Çin. Çin’in dolar rezervi bu yılın başı itibariyle 2,85 trilyon dolardı ki bu FED bilançosundan bile daha büyük bir değer.

Çin’i bu para politikası sebebiyle eleştirenler çok, bu müdaheleci tutumu serbest piyasa ekonomisinin doğasına ters buluyorlar ama aynı Amerikalılar artık kapitalist sistemde önemli değişikleri yapılmasının gerekliliğini de vurguluyorlar.

Çin’de para biriminin değerinin devlet eliyle bir anlamda manipüle edilmesini şu ana kadar olumlu sonuçlar doğurduğu söylenebilir. FED’in QE1 ve QE2 bir QE3 ihtimali de var– programlarına rağmen Çin Yuanı fazla değerlenmedi. Diğer bir gelişmekte olan ülke Brezilya ise Tobin Vergisi uyguladı. Tobin Vergisi döviz alım-satım işlemlerini vergilendirerek olası aşırı spekülastif sermaye kaçışlarını-girişlerini dengelemeyi amaçlayan bir vergi uygulaması. Bu uygulamanın Brezilya açısından o denli başarılı olamadığını söylemek lazım, son bir yılda paraları sürekli değer kazandı. Ancak gelişmekte olan ülkelerin FED’in bu politikaları karşısında daha ne kadar sabredeceği de ayrı muamma, bu politikalar yüzünden hem spekülatif sermayeyle hem de enflasyonla mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Poltikanın yarattığı enflasyonun az gelişmiş ülkelerdeki gelin bir de siz düşünün.

Bu arada Türkiye’nin neler yaptığından da söz etmek lazım. TCMB Kasım 2010’dan beri sıcak paraya savaş açmış durumda ve bunun için belki de sorun yaratacak politikalar kullanıyor ama ileride çok daha derin sorunlarla karşılaşmak yerine bu politikanın sonuçlarıyla yüzleşmek daha olumlu olacaktır. Bardağın üst kısmında şişmekte olan köpüğü sürekli almak, köpüğün daha da şişerek bardaktan taşmasını izlemekten daha iyidir. ABD’nin, Avrupa’nın ve Japonya’nın nicel gevşeme (quanitive easing=QE) politikasına nicel sıkılaştırma ile cevap vermek de dengeleri korumak adına yapılması gereken harekettir, biz de bütün gelişmekte olan ülkeler gibi bunu yapıyoruz.

Şuna da Göz Atın

COVID-19 ETKİSİNDE GELECEKTEKİ DÜNYA DÜZENİ

Yazar: Öğretim Görevlisi Yusuf Bahadır Kavas 2019 Aralık ayında başlayan ve salgın niteliği kazanarak tüm …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.