Salı , 24 Kasım 2020

Libya’dan Yükselen Petrol Ateşi

Kimilerine göre içerisinde bulunduğumuz yüzyılın en büyük siyasi manipülasyonlarından biri, kimilerine göre ise doğal halk hareketleri. Ancak şu bir gerçek ki Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da son iki ayda yaşananlar yıllar sonra tarih kitaplarında derinlenmesine irdelenecek olan vakalar.

Tunus’ta başlayıp kısa zamanda bölgede pekçok ülkeye yayılan halk ayaklanmaları, demokrasi çıtası çok alçaklarda gezinen ülkelerin başlarındaki diktatörlerin (ya da aynı niteliğe sahip insanların) politikalarının kaçınılmaz sonucu olarak görülebilir. Bununla birlikte bu akımın yayılmasının ardında farklı güçler arayacak komplo teorisyenleri illa ki olacaktır. Biz konumuzla alakalı olarak bu siyasi belirsizlik ortamının ekonomiye etkileri üzerinde duralım.

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü‘nün 12 üyesinden 2’si, ki bunlar Cezayir ve Libya, ciddi bir öngörülemez ortam içerisindeler. Diğer üye Orta Doğu ülkeleri İran, Irak, Suudi Arabistan, Kuveyt’de neler olabilir, kestirmek zor. Suudi Arabistan kralının ise kriz döneminde Batılıların ilacı haline gelerek yaptığı savunma yatırımlarını isyankar komşu halklar üzerinde denemekten kaçınmaması ise tarihe not düşülmesi gereken kara bir anlayış bence.

Yaşanan bu siyasi gelişmelerin ekonomiye etkisi özellikle petrol fiyatlarındaki artışla kendini gösteriyor tahmin edildiği üzere. Petrolün dünya ekonomisinde üretim birimleri açısından ne kadar önemli bir etmen olduğunu, üretimi, fiyatları nasıl etkilediğini dilerseniz ben size anlatmayayım, bu konuda yazılmış epey akademik makale var. An itibariyle ham petrol 100$ seviyesinin hemen dibinde, görünen o ki bu seviyenin de üstüne çıkacak.

Özellikle Kuzey Afrika’daki hareketler de yıllardır Avrupa’nın arka bahçesi olarak görülen bölgede siyasi etkinliğinin zayıflığı olarak görülüyor. Dünyayı petrol üretimini kesmekle tehdit eden Kaddafi’nin ve sokaklarda isyan eden halkın olduğu bölgeye Avrupalılar savaş gemilerini yaklaştırabiliyorlar sadece. Bu bölge Avrupa için önemli bir petrol kaynağı olması yanı sıra gerçekleştirilmek istenen yenilenebilir enerji devriminin de merkezini oluşturuyordu. Kuzey Afrika’nın güneşini kullanmak isteyen pekçok Avrupa ülkelerinin bölgede yatırım projeleri geliştirdiğini biliyoruz.

İbrahim Karagül’ün Yeni Şafak’ta yayınlanmış bir yazısı var, anlaşılır bir şekilde öngörülerini açıklamaya çalışmış. Net bir öngörüde bulunabilmek için ise erken bence, özellikle ekonomik anlamda. Geçtiğimiz yüzyılın sonu ve bu yüzyılın başıyla birlikte dünyanın girmiş olduğu muammalarla dolu dengesizlik döneminde, varlığını çok daha geçmiş zamanlardan beri sürdüren sistemlerin kalıcılığının daha çok tartışılacağı zamanlar bizi bekliyor.

Şuna da Göz Atın

TÜRKİYE’DE FİNANSAL OKURYAZARLIK GERÇEĞİ VE ALINABİLECEK ÖNLEMLER / Yazar: Öğr.Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Finansal okuryazarlık bireylerin tasarruf ve tüketim dengesini kurabilmeleri, doğru yatırımlara yönelmeleri ve kendi bütçelerini yapabilmeleri …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.