Cumartesi , 26 Eylül 2020

TCMB’nin Kararları

TCMB Para Politikası Kurulu dün olağanüstü bir toplantı düzenleyerek ekonomistlerin sürpriz olarak nitelendirdiği kararlar aldı. TCMB’nin aldığı kararları önce bir özetleyelim:

  • Aynı zamanda politika faizi olan haftalık repo faizleri %6,25’ten 50 baz puan aşağı çekilip %5,75’e getirildi.
  • Repo ihalelerinde bankaların verebileceği teklifleri, repo ihalesinde verilecek toplam para miktarının yüzde 20’si ile sınırladı.
  • Gecelik vadede faiz koridoru daraltıldı.Gecelik %1,5’lik faizden borçlanan Merkez Bankası bu oranı %5’e çekti. Geleceik borç verme faiz oranı ise %9’da kaldı. Böylelik faiz koridoru 7,5 puandan 4 puana inmiş oldu. Geçen yıl Kasım ayından beri izlenen “sıcak para savar” politikanın temeli buydu.
  • Piyasadaki döviz likitidesinin artırılması için döviz satım ihaleleri başlıyor. Daha önce 50 milyon dolar olan döviz alım ihaleleri, zaman içinde 40 ve 30 milyon dolara çekilmişti, bundan sonra Merkez, piyasaya döviz enjekte edecek.

Geçen haftadaki toplantıda projeksiyonunu faizlerin yıl sonuna kadar sabit tutulduğu bir ekonomik görünüm üzerinden geliştirdiğini açıklayan Merkez Bankası’nın bu kararı pekçok yazar tarafından “U” dönüşü olarak nitelendirildi. Piyasa oyuncularının çok iyi bildiği bir söz vardır: “Hata yapın ama heyecan yapmayın”. Bu kararlar Erdem Başçı ve arkadaşlarının biraz paniklediğini gösteriyor gibi, özellikle İtalya ve İspanya hakkında çıkan haberlerden sonra. Dört gözle beklenen ABD’nin borç tavanını yukarı çekme kararı da beklenen etkiyi gösteremeyince daha olası hale gelen global resesyon endişesi Merkez Bankasına bu kararı aldırmış olabilir mi diyeceğim ama bir haftada böyle bir fikir değişikliği normal değil.

Alınan kararlardan faiz koridorunun daraltılması önemli. Bu faiz oranlarından Merkez Bankası’nın sıcak paraya artık burun kıvıracağını sanmıyorum. Zaten döviz satım ihaleleri de Türk Lirasını yaşanabilecek hızlı bir değer kaybının önüne geçmeye çalışmak istediğini gösteriyor. Dövizdeki yukarı yönlü hareketlerin enflasyona geçişkenlik süresinin yaptığı araştırmalara 15 ay olduğunu açıklayan Merkez Bankası önlemlerindeki aciliyet burada tekrar karşımıza çıkıyor.

Yabancıların tamamının yorumu neredeyse aynı. Merkez Bankası artık enflasyon hedeflemesinden vazgeçti, her ne kadar Erdem Başçı aksini iddia etse de. Merkez Bankasının politika faizini indirmesi burada yabancıları doğrular nitelikte. Banka, enflasyonist baskıyı göz önüne alıp gevşek bir para politikasıyla küresel resesyon tehditine karşı savunma mekanizması oluşturmaya çalışıyor.Tabi ısınan Türkiye ekonomisi realitesini de hatırlamamız lazım.

Bu arada Merkez Bankasının Finansal İstikrar Programı diye adlandırdığı ve kur-faiz dalgalanmalarının olumsuz etkilerine karşı önlem amaçlı programının paritelerde ve borsada yarattığı etki de aşağıda görülebiliyor.

Geçtiğimiz hafta Dolar/TL paritesindeki dalgalanma aşağıdaki gibi oldu.

Son 1 yılın en düşük seviyesine hızlı bir şekilde inen İMKB100 endeksi de “finansal istikrar“ı gözler önüne seriyor.

Bu süreçte Merkez Bankasının biraz daha dişli bir politika izlemesini beklerdim.

Şuna da Göz Atın

COVID-19 ETKİSİNDE GELECEKTEKİ DÜNYA DÜZENİ

Yazar: Öğretim Görevlisi Yusuf Bahadır Kavas 2019 Aralık ayında başlayan ve salgın niteliği kazanarak tüm …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.