Pazar , 9 Ağustos 2020

Amerikan Ekonomisine Dair Yalanlar

Ronald Reagan, Dick Cheney, George W. Bush, Gramm–Leach–Bliley Act, finansal deregülasyon, mortgage, Fed, Alan Greenspan, CDO, CDS, Ben Bernanke, Timothy Geithner, Nouriel Roubini, Black Swan, new-normal, Lehman Brothers, Freddie Mac, quantitve easing programları…

Amerikan ekonomisinin bugününe gelişinde yukarıda saymış oldığım isimler, mevzuatlar, finansal araçlar ve kavramlar çok etkili oldu. Pekçok kez dünyanın en büyük ekonomisine dair yazılan yazılarda anıldılar. Eminim çoğunuz duymaktan bıkmışsınızdır. Ben de sizi biraz daha bıktıracağım.

Bugüne kadar Amerikan ekonomisi ilgili yazdığım pekçok yazı para politikaları ile ilgiliydi. Bu yazılara aşağıdan ulaşabilirsiniz. Şimdi ise ABD’nin maliye politikalarına değineceğim.

Başlamadan Amerikalı ekonomist John Mauldin‘in “The Beginning of the Endgame” adlı yazısından bir alıntı yapmak istiyorum.

Ekonomi zayıflıyor, peki ne yapabiliriz? Maalesef bu sorunun kısa cevabı yapacak çok da bir şeyin olmadığı. Destek programlarının artırılması isteniyor ama bence yeni bir destek paketi için artık siyasi bir kararlılık yok. Son paket resesyona girmeden önce %3’lük ekonomik büyüme sağlamıştı -2010 yılı- ve sonuç olarak elde ettiğimiz tek şey yükselen kamu harcamalarıya büyüyen bir borç faturası. Şunu anlıyorum ki hükümet harcamalarının kısa vadede negatif etkileri var, ama artık hepimiz çok zor kararlar almak zorunda olduğumuz final maçı –endgame– noktasındayız.

Amerika’da ekonomistlerin dilinden düşürdüğü bir terim bu: zor kararlar alma durumu (bite the bullet). Politikacılardan kredi notunu düşüren Standart & Poor’s ekonomistlerine kadar herkes ama herkes kullanıyor. Şöyle de bir gerçek var ki, artık ABD’de kimse yeni bir teşvik veya destek paketini uygulamaya koymaya arzulu değil. 10 yıllık ABD tahvilleri %2’lere gelmişken de bunu destekleyen herhangi bir ekonomik argüman yok. Küresel piyasalarda da yatırımcılar ABD’ye borç vermek için sıraya girmiş durumdalar. Zaten tasarruf enstrümanlarına yönelik iç talep giderek büyüyor ve büyümeye devam edecek. Buradan Amerikan ekonomisinin karşısına çıkacak yeni büyük problem de seküritizasyon yani menkul kıymetleştirme sektörünün çöküşüyle birlikte kredi araçlarının vadelerinin kısalması.

YukarıdakJaponya’ya ait vergi gelirleri (tax revenue) ve bütçe açığı (budget deficit) grafiğini incelediğimizde harcamaları kesmenin bütçe açığını azalttığını değil artırdığını görüyoruz. Özellikle Hasimoto ve Koizumi mali reformlarının 1996-2006 yılları arasında neden olduğu “gereksiz bütçe açığı artışı” grafikte net bir biçimde görülüyor. Konuyla ilgili olarak bir iktisat kavram olan Laffer Eğrisi‘ne göz atınız.

Borç tavanı yükseltilmesi ile ilgili süregelen ve piyasalarda ciddi alevlenmeler neden olan politik çıkar güdülerinin esiri olmuş o tartışmalar dünyanın en büyük ekonomisini yönetenlerin tarihi bir yanılgısına dönüşebilir. Tavana ulaşmış borç stoku sebebiyle kısılan harcamalar bütçede kapanması daha zor olan gedikler açabilir. Gerçekten de maliye politikası açısından baktığınızda ABD içinden çıkılması zor bir noktada ve en başta mantıklı gözüken fakat tarihin yaşattıklarıyla yanlışlanabilen teoriler arasında kapana kısılmış durumda. Karar alma ve uygulama süreçlerinde 2012 seçimleri sebebiyle daha belirleyici olan politik realiteler, etkisini daha fazla sürdürmeye devam ederken bütün dünyanın ABD’de borç vermek için sırada olduğunu da tekrar hatırlatmak gerek.

Şuna da Göz Atın

COVID-19 ETKİSİNDE GELECEKTEKİ DÜNYA DÜZENİ

Yazar: Öğretim Görevlisi Yusuf Bahadır Kavas 2019 Aralık ayında başlayan ve salgın niteliği kazanarak tüm …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.