Boşuna mı Okuduk?

Yayınlanma tarihi: Eylül 6, 2011. Yazar:

Son aylarda yüzbinlerce genç üniversite giriş ve seçme sınavlarına girerken, bu yazının başlığındaki sorunun bir benzerini kendi kendilerine sordular: “Boşuna mı Okuyacağız?”

Tanıl Bora, Aksu Bora, Necmi Erdoğan ve İlknur Üstün ise, Boşuna mı Okuduk? sorusunu, Türkiye’de Beyaz Yakalı İşsizliği’ni araştıran kitaplarının başlığına koymuşlar. (İletişim Yayınları). Önemli bir araştırma yapmışlar. Bulgularını Türkiye dışına da uzanan, yer yer kuramsal bir çerçeveye bağlayarak sunmuşlar; değerlendirmişler. Ellerine sağlık..

Boşuna mı Okuduk, kırk yedi işsizle ve üniversite son sınıf öğrencisi on kişilik bir grupla yapılan görüşmelere dayanarak oluşturulmuş. Yazarlar, aynı olguya eğilen internet sitelerini, basın malzemelerini, yerli-yabancı araştırmaları, verileri, kuramsal yazını da taramışlar. Ve 2011 Türkiyesi’nde eğitimli beyaz yakalı insanların korkunç bir işsizlik kâbusu içinde yaşadıklarını belirlemişler.

Boşuna mı Okuduk ise, bant çözümlerini olduğu gibi içermiyor; “beyaz yakalı işsizliği”nin farklı boyutlarını inceleyen on bir makaleden oluşuyor. Bulguları değerlendiren yazılarda, anket yapılan “işsiz kişiler”in bant çözümlerinden aktarımlar sık-sık ve ana savları pekiştirmek, güçlendirmek üzere yer alıyor.

Araştırıcıların çözümlemeleri ve aktarımları bu boşluğu fazlasıyla doldurmaktadır. Ve Türkiye’deki “beyaz yakalı işsizliği”nin hazin, insafsız tablosu çeşitli boyutlarıyla ortaya konulmaktadır. Birkaç örnek verelim.

Taze diplomalı işsizlerin öyküleri var. ÖSS eziyetini birkaç yıl arayla KPSS kâbusu izlemektedir. Bu kâbusun aşılması, hiçbir kapıyı otomatik olarak açmaz. Örneğin KPSS’yi geçen 350 bin kişilik bir ataması yapılmayan öğretmenler ordusu vardır. Şanslı çıkıp sözleşmeli, vekil öğretmenlik yapanlar okulların temizlik işlerini de üstlenmekte; anlık bir duyuruyla kapı önüne bırakılabilmektedir. Diğerleri meslek hayatlarına özel dershanelerde sigortasız, “staj” adı altında parasız çalışarak başlayacaklardır.

Devlet kapısını aralayamayan genç mezunların uğraşı, özel sektörde “iş arama işi” olacaktır. İnternete başvurular yanıtsız kalır. “CV bırakmak, okyanusa şişe içinde mesaj atmaktan” farklı değildir. Torpil, aile ilişkileri, siyaset bağlantıları hayatîdir. “Kendini pazarlama teknikleri” öğrenilecek; mülâkatlara umut bağlanacaktır. Saygın işyerlerinde aşırı sömürü mekanizmaları; örneğin, “hiç para vermeden iki sene boyunca, üstelik sonunda iş garantisi de olmayan staj” gündemdedir. Yüksek lisansa yönelip, öğrenciliği uzatmak… Umutlar tükendikçe baba evine kapananlar ve intihar eğilimleri…

Bu kitabı, içerdiği karanlık tablolar nedeniyle üniversite diplomaları için çaba harcayan gençlere tavsiye edemiyorum. Ancak, Türkiye toplumunun geleceği için duyarlı olan herkes için büyük önem taşıyan bir araştırmayı oluşturan, yürüten; sonuçları sunan, tartışan yazarlara teşekkür ederek…

Etiketler: , , , , , , ,

Yorum Yaz