Pazar , 25 Ekim 2020

Ocak Etkisi mi, yoksa Aralık Etkisi mi?

Her sene Aralık ayı geldiğinde, piyasalarda, “Ocak Etkisi” diye bir fenomenin hisse senetlerini fiyatlamalarını Ocak ayı içinde olumlu olarak etkileyeceği speküle edilir. Aslında literatürde “Ocak Etkisi” adıyla bahsedilen hisse senetleri hareketinin Türkiye’de anlaşıldığından, konuşulduğundan çok daha farklı bir kapsamı vardır.

Ocak Etkisi” senenin son döneminde portföy yöneticilerinin vergi zararı yaratma, risk azaltma, portföylerinde daha sağlam hisseleri göstererek göz boyama ve yılsonu için nakit yaratma gibi nedenlerle hisse senetlerini satmaları ve böylece ilgili endeksin aşağıya düşmesidir. “Ocak Etkisi”ne inananlar, aynı zamanda, yeni yılın ilk haftasında portföy yöneticilerinin, portföylerini tekrar inandıkları paralele getirmek için alıma geçtiklerini, özellikle hem nakte çabuk çevrilemeyen karakterleri yüzünden yılsonu satışıyla daha fazla değer kaybetmiş, hem de bilanço süsleme (window-dressing) yüzünden yılsonunda daha fazla satılmış olan küçük hisselerde alım yaptıklarını düşünürler.

Bu paralelde, literatürde “Ocak Etkisi”, Türkiye’de düşünüldüğü gibi Ocak ayında topyekün bir yükseliş değil, yılın son döneminde genel bir satış baskısı altındaki piyasa şartları içinde büyük hisselerin küçük hisselerden daha iyi performans göstermesini müteakiben yeni yılın ilk haftasında ise, alım ağırlıklı bir piyasada, küçük ölçekli şirketlerin hisselerinin büyük ölçekli şirketlerin hisselerinden daha yüksek getiri sağlamasıdır.

Türkiye’de “Ocak Etkisi”nin Ocak ayında hisse senedi piyasasının topyekün bir yükseliş göstermesi olarak algılanmaktadır. Geçmiş datayı bu paralelde değerlendirdiğimizde, istatistiksel olarak daha güvenilir bir “Ocak Etkisi” bulabildik. 1991 yılından beri 17 senede 11 kere Ocak ayında yatırımcılar TL bazında pozitif getiriler elde edebildiler. Ancak “Ocak Etkisi”nden çok daha çarpıcı bir fenomen gözümüze çarptı ki bu 1991 yılından beri geçirdiğimiz 17 Aralık ayından sadece 2 tanesinde İMKB-100 Endeksi’nin negatif getiri sağlamış olmasıydı.

Acaba “Aralık Etkisi”, Türkiye piyasasında “Ocak Etkisi” olduğuna inanan yatırımcıların önceden pozisyon almalarının bir nedeni midir? Ya da yabancı yatırımcıların ortadan kaybolduğu ve işlem hacminin düştüğü ortamda boğa yerli yatırımcıların çok rahat at koşturdukları bir ortam bulmalarından mı kaynaklanmaktadır?

Kaynak: ALİM TELCİ

Şuna da Göz Atın

TÜRKİYE’DE FİNANSAL OKURYAZARLIK GERÇEĞİ VE ALINABİLECEK ÖNLEMLER / Yazar: Öğr.Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Finansal okuryazarlık bireylerin tasarruf ve tüketim dengesini kurabilmeleri, doğru yatırımlara yönelmeleri ve kendi bütçelerini yapabilmeleri …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.