Pazar , 22 Eylül 2019

Yeni Sorun: Enflasyon

2011 yılı Eylül ayında 2003 Temel Yıllı Tüketici Fiyatları Endeksi’nde bir önceki aya göre %0,75, bir önceki yılın Aralık ayına göre %4,53, bir önceki yılın aynı ayına göre %6,15 ve on iki aylık ortalamalara göre %6,00 artış gerçekleşmiştir.

Bu açıklama TÜİK‘e ait. Aşağıdaki grafikte de tüketici fiyat endeksindeki yıllık değişim oranları mevcut.

Bu da Dolar/TL paritesinin yönü.

Merkez Bankası’nın mevduat munzam karşılıklarının artırılmasıyla başlayan deneysel para politikası serüveninde değer kaybeden Türk Lirası’nın ve beklentilerin aksine yükselen enflasyonu iki grafikte de görüyoruz. Bu para politikalarının en çok eleştirilen yönlerinden biri enflasyon hedeflemesi yerine doğrudan döviz kuru hedeflemesine dönük olmasıydı ki bu da Merkez Bankası’nın temel anlayışıyla örtüşmüyordu. Ödemeler dengesi denkliği tabii ki Merkez Bankası’nın nihai hedefleri arasındadır fakat artmakta olan cari açıkla mücadelede kullanılacak araçların Bankanın asli görevi olan enflasyon hedeflemesiyle bir trade-off yaratacağı üniversitelerde para politikaları dersinde öğretilen ilk şeylerden biridir ki bu dilemma ekonominin başını ağrıtacağa benziyor.

Merkez Bankası’nın diğer bir eleştirilen yönlerinden biri serbest dalgalanan döviz kuru rejiminin benimsenmiş olmasına rağmen döviz sepeti için hedef aralık söyleminde bulunması. Merkez dövizi bir yerlere çekmek istiyor, artık bu belli, belki de arkasında ihracatı güçlendirmek isteyen bir siyasi baskı var, bunu bilemeyiz fakat öngörülemeyen şey gelişmekte olan piyasalarda yaşanan fon çıkışlarıyla bu ülke paralarının aniden değer kaybetmeye başlaması. Abartılı bir yorum olabilir ama bu küresel dalga adeta Merkezin para politikasının tabutuna çakılmış bir çivi gibi. Ek olarak çekirdek enflasyon verisi de gösteriyor ki dövizdeki yükselişin enflasyon yaratma etkisi Merkezin beklediğinden daha çabuk gerçekleşiyor.

Beni umutsuzluğa iten diğer bir nokta ise cari açığın Lirayı zayıflatarak kapatılması düşüncesi. Tekrarlamak istiyorum, Türkiye’de cari açık yapısal bir sorundur ve yapısal çözüm gerektirir. Bu açıklama Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından bile dillendirildi. Seçim galibiyetinden sonra elindeki raporlar şirketler düzeyine kadar inilmiş mikro reformlardan bahseden Zafer Çağlayan‘ın umut verici açıklamaları da aklımın bir köşesinde. Bu konuda ise söylemden daha çok şeyin yapılması gerektiği bir noktadayız artık.

Şuna da Göz Atın

Türkiye’nin ve Japonya’nın Tüketim Alışkanlıklarının Karşılaştırılması ve Etkileri / Yazar: Öğr. Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Japon ekonomisi 2. Dünya savaşından çıkmış olmasında rağmen Dünya’nın önde gelen ekonomilerinden birisidir. Kişi başına …

Bir Yorum

  1. Oğuz Bey Merhabalar,

    Enflasyon hakkındaki tespitlerinize katılmamak elde değil. Sitenizi bir süredir düzenli takip ediyorum. Çok kaliteli çalışmalar yayınlıyorsunuz. Elinize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.