Salı , 22 Ocak 2019

Enflasyon Çağı

Son iki yazımda Merkez Bankası’nın para politikalarında eleştirel bir bakış açısı getirmiş ve enflasyon hedeflemesinin gözardı edilmesinden bahsetmiştim (##). Merkez Bankasının cari açığı kapanması adına kurlar üzerinden yapmış olduğu müdahale geçişkenlik (passing through) yoluyla önümüzdeki dönemde enflasyonun belki de çift haneli oranlara ulaşmasına neden olabilir.

Şimdi konuya bir de global açıdan bakalım. Benzer politikalar başka ülkelerde de var mı? Evet var hatta bütün merkez bankaları ortak karar almış gibi hareket edip enflasyon hedeflemelerini gözardı ediyorlar.

Öncelikle tabii ki Fed, tabii Ben Shalom Bernanke. ABD’de Ağustos ayında yıllık enflasyon 3,8% geldi, süper güç için yüksek bir oran. Peki Fed politikaları ne yönde gelişiyor? Operation twist ile birlikte daha gevşeyen para politikasından sonra Fed‘in enflasyonu ne kadar öncelikli bir sorun olarak gördüğü tartışılır ki alınan aksiyonlar öncelikli risk olarak hala düşük büyümenin algılandığını gösteriyor.  Benzer şey İngiltere’de de geçerli. Enflasyon oranı sürekli olarak beklentilerin üstünde geliyor. Sadece gelişmiş ekonomiler değil emerging marketlerde de benzer uygulamalar söz konusu. Brezilya’da enflasyon son 6 yılın en yüksek seviyesinde ancak ülkenin merkez bankası son olarak faiz indirimi kararı aldı. Lafın kısası merkez bankaları arasında yeni modanın enflasyon yaratmak olduğu bir döneme giriyoruz.

İşin garibi bu politikalara sahip çıkanlar arasında akademisyenler de var. Columbia Universitesi’nden Michael Woodford ve Harvard’tan Kenneth Rogoff  gibi önemli ekonomistler bu politikaların destekçileri arasında. Merkez Bankalarının neredeyse kumar olarak adlandırılacak bu politikaları 1970lerdeki gibi bir enflasyonun yaşanmasına sebep olabilir. O zaman yaşanan enflasyon yavaşlayan büyüme ile birlikte gerçekleşince stagflasyon kavramının türetilmesine neden olmuştu. Ekonomi literatürünü iyice zenginleştiren son küresel krizin bu alandaki katkısı daha da sürer gibi bu yüzden. Şu ana kadar uygulanan para politikalarının başarısızlığından sonra bu enflasyonu tolere etmiş para politikasının büyümeyi hızlandıramaması halinde fiyat artışlarını sonlandırıp deflasyon tehdidiyle karşı kalınabileceği gibi bir düşünce de ön plana çıkıyor ki bu görüşün savunucuları arasında IMF Başekonomisti Raghuram Rajan da var.

Gelişmekte olan ülkeler ekonomilerini yavaşlatıp soft-landing yapmak isterken, gelişmiş ülkeler hızlı büyüme rakamlarına erişmek istiyor, ancak nasıl oluyorsa iki gruptaki ülkeler de benzer faiz oranları dikkate alındığında para politikaları uyguluyor. Bir gerçek var ki küresel enflasyon hızla artmaya devam ediyor ve bu durumun oluşturacağı sosyal yüke karşı kitlelerin vereceği tepkinin nasıl olacağı sorusu hala görmezden geliniyor.

Şuna da Göz Atın

Türkiye’nin ve Japonya’nın Tüketim Alışkanlıklarının Karşılaştırılması ve Etkileri / Yazar: Öğr. Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Japon ekonomisi 2. Dünya savaşından çıkmış olmasında rağmen Dünya’nın önde gelen ekonomilerinden birisidir. Kişi başına …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.