Çarşamba , 21 Ağustos 2019

Avrupa İçin Yüzleşme Vakti

Krize dair emarelerin belirginleşmeye başladığı ilk zamanlardan beri Avrupa politikacıların devekuşlarınınkiyle ortak özellikler taşıyan savunma mekanizmaları faturanın bedelini ağırlaştırdı mı bilinmez ama kendi koltuklarını koruyamadıkları bir gerçek, yeni ne yapmayı düşünüyorlarsa bu işe yaramadı.

Önce Yunanistan’da Yorgo Papandreu, sonra İtalya’da Silvio Berlusconi koltuğunu teknotratlara devretti. Demokrasinin yapıtaşları adeta ekonomizmin altında ezildi. Hatta olanlar bana Türkiye’de 2001 yılında olanları hatırlattı. 2001’de Kemal Derviş sihirli değneğe sahip değildi, keza şimdi gelen teknotratlar da öyle değiller. Çok uzun süre kamu borcuyla finanse edilen bir refah masalının sonuna gelindi bu AB ülkelerinde ve artık gerçeklerle yüzleşme vakti. Yine 2001’de bizim ülkemizde olduğu gibi.

Bu arada krizin İspanya’daki siyasi hayata etkisi de seçimlerden önce iktidarda olan Sosyalist Parti’li José Luis Rodríguez Zapatero aday bile olmamasıydı ki seçim sonuçlarına göre iktidara sağ görüşlü Halk Partisi’nden Mariano Rajoy geldi. İspanya özellikle işsizlik sorunuyla olumsuz olarak ayrışıyor diğer ülkelerden. Yaşanmakta olan ekonomik durgunluk da işte bu şekilde bir değişime neden oldu. Bu arada bir son dakika haberi de Banco de Valencia‘nın Bank of Spain‘e devredilmesi, bu hikayeye de Türkiye’de tanık olmuştuk.

Türkiye ile ilgili benzerliklerden bahsettim. AB ülkeleri kesinlikle bizden daha şanslı, çünkü onlar AB ülkeleri, içlerinde Almanya gibi bir güç var. IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlardan kredi kullanırken her zaman politik güce sahip olacaklar. Türkiye ise bu kuruluşlardan aldığı kredi ile sadece kamu ve özel bankaların açıklarını kapayabilmişti. Sosyal boyuttan bakıldığından olumsuz etkiler yaratacak bir karar ile kamu harcamalarının azaltılması ve özelleştirmelere hız verilmesinden oluşan bir politika güderek bütçe dengesini kurmayı sağlamıştı. Yine o dönemde Kemal Unakıtan‘ın aldığı en iyi Maliye Bakanı ödülü pek tesadüf değildi.

AB ülkeleri kesinlikle Türkiye örneğinden ders almalılar ama önce sorunlarla yüzleşmeleri gerekiyor. Siyasi mimaride yaşanan değişim yüzleşmeye bir adım yaklaşıldığını gösteriyor. Avrupa ülkelerinin tasarruf-tüketim haritası gözden geçirilmeli ve en temel ekonomik dinamiklerde bile gerekirse radikal değişikliklere gitmekten kaçınılmamalı. Maalesef kıtanın ekonomik dengesi tekrar kurulması uzun bir süreci gerektiriyor ve bu süreç boyunca da sosyal çöküş yaşanacak. Şu anki durumda tarihe geçecek olaylara gebe.

Yarın da Euro’nun seyri ile ilgili bir yazı yazacağım.

Şuna da Göz Atın

Türkiye’nin ve Japonya’nın Tüketim Alışkanlıklarının Karşılaştırılması ve Etkileri / Yazar: Öğr. Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Japon ekonomisi 2. Dünya savaşından çıkmış olmasında rağmen Dünya’nın önde gelen ekonomilerinden birisidir. Kişi başına …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.