Perşembe , 18 Nisan 2019

2012 Görünümü

2011 zor bir yıl oldu. Euro Bölgesi krizinin derinleşerek gelişmiş ülkelere bulaştığı, ABD’nin major göstergelerinin hala istenen seviyeye ulaşamadığı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bir türlü anlaşılamayan para politikalarının olduğu ve Çin daha makul bir büyüme trendine girdiği bir yılı geride bıraktır. Peki 2012’ye girerken her şeyin yoluna gireceğine inanıyor muyuz? Maalesef hayır çünkü 2011’den yeni yıla gerçekten kötü bir miras kaldı. Özellikle Euro Bölgesi’nde kamu dengesi bozulan ülkeler ile yazılmaya başlayan kriz senaryoları bugün bankacılık sistemi yoluyla Avrupa finansal sisteminin bir enkaza dönüşeceğinin kurgularını bile barındırıyor.

Bankaların ve uluslararası kuruluşların 2012’ye dair ekonomik görünüm raporlarını incelediğimizde yeni yıl için pek de olumlu konuşamıyoruz. Öncelikle büyüme tahminlerini verelim:

Citi

Fitch

HSBC

IMF

Nomura

Wells Fargo

Dünya

2,5

2,4

1,9

4

3,2

3,2

ABD

1,9

1,8

1,5

1,8

2,3

2

Euro Bölgesi

-1,2

0,4

-1,0

1,1

-1

-0,1

İngiltere

0,5

0,9

0,3

1,6

0,4

0,8

Japonya

1,8

2,2

1

2,3

2,3

2

Çin

8,4

8,2

8,6

9

7,9

5,3

Gelişmekte Olan Ülkeler

5,1

4,9

5,3

6,1

5,6

8,2

Beklentiler küresel büyümenin süreceği yönünde. Bu büyümeye Çin ve özellikle Asya’daki gelişmekte olan ülkeler liderlik edecek. Japon ekonomisinin de geçen yıl yaşanan kriz ve deprem sonuçların kayıplarını kapaması bekleniyor. ABD’de major göstergeler giderek gelişiyor ancak AB tarafından gelecek kötü haberler orayı da etkileyecek. İngiltere ve Euro Bölgesi konusunda da kafalar gerçekten karışık. Araştırma raporlarında üzerinde yoğunlukla durulan konu Euro birliğinin dağılıp dağılmayacağı. Bölgenin görünümüne soğukkanlı bakan analistler en azından Mayaların gezegene biçtiği senaryodan daha olumlusunu ortaya koyuyor. Genel yargı Euro Birliği’nin dağılmayacağı fakat yükselen kamu borcu stoklarının bankalar üzerinden yarattığı stresin ECB’nin bütün müdahalelerine rağmen belirsizlik yaratmaya devam edeceği yönünde. İspanya ve İtalya’nın daha düşük faiz oranlarından borçlanabilmesi gerekiyor ki aslında bu raporlar yazıldıktan sonra yılın son günlerinde gerçekleştirilen tahvil ihalelerinde gerçekleşen faiz oranların bir nebze de olsa yüreklere su serpti.

Avrupa kamu borçlarına yönelik bir sürdürülebilirlik denklemi kurmak zorunda. Aslına bakarsanız Maastricht Kriterleri bu denklemi zaten AB ülkelerine empoze etmiş olması gerekiyor(du). Fiskal birlik mekanizması kurulması yönelik çalışmaların başarısı Avrupa ekonomisinin geleceği için yüksek bir belirleyiciliğe sahip. Yazıdan da anlaşılacağı üzere 2012 daha çok Avrupa’nın konuşulacağı ya da konuşulmaya devam edeceği bir yıl olacak. Değişmeyen diğer bir şey ise karar vericilerin işinin yine çok zor olduğu.

Türkiye ile ilgili olarak da en çok altı çizilen konu tahmin edeceğiniz üzere cari açık. Özellikle cari açığın finansmanını sağlayan kredilerin kaynağının Avrupa bankaları olması ve Avrupa bankaları için 2012’nin küçülme yılı olması riski daha da artırıyor. 2014’e kadar ekonominin rotasını belirleyecek olan Orta Vadeli Plan da analistler tarafından hayal kırıklığı olarak görülüyor. Yine TCMB’nin faiz koridoru uygulaması da belirsizliği artıran diğer bir etken. Bütün bu olumsuzluklara rağmen 2016’ya kadar Türkiye için tahminlerde bulunan Erste Securities Türkiye için ciddi bir risk algılamasına sahip değil, projeksiyonlarında ne bir resesyona, ne de bir politik riske yer vermiyor.

Herkese mutlu, sağlıklı, kazançlı, verimli ve insanlığa faydası zararından çok olacak bir yeni yıl dilerim.

Şuna da Göz Atın

Türkiye’nin ve Japonya’nın Tüketim Alışkanlıklarının Karşılaştırılması ve Etkileri / Yazar: Öğr. Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Japon ekonomisi 2. Dünya savaşından çıkmış olmasında rağmen Dünya’nın önde gelen ekonomilerinden birisidir. Kişi başına …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.