Çarşamba , 21 Ağustos 2019

EFSF’nin Notunun Kırılması

AB ülkelerinin 9 Mayıs 2010 tarihinde üzerinde anlaşarak kurduğu EFSF (European Financial Stability Facility)  bölgenin ekonomik sorunlarının çözümünde önemli beklentiler doğurmakla birlikte dün kredi derecelendirme kuruluşu S&P’nin notu AA+’ya düşürmesiyle birlikte Külkedisi’nden sonra yazılmış en anlamlı masal olma yolunda bir adım daha attı. Geçtiğimiz Cuma ülkelerin notunu kıran S&P’den beklenen bir hareketti bu.

Önce isterseniz EFSF’nin içeriğinden bahsedelim. Merkezi Lüksemburg’ta bulunan bu fonun 440 milyar euro’ya kadar borçlanmasına izin verildi. Bu kaynak diğer AB ülkelerin tarafından sağladı, aşağıdaki görsel hangi ülkenin hangi miktarlarla fona katkıda bulunduğunu görebilirsiniz. İrlanda’ya ve Portekiz’e yapılan desteklerden sonra 250 milyar euro’ya  düşen bu fon 2,5:1’lik kaldıraç oranıyla 1 trilyon euro’luk büyüklüğe ulaşacak ve Euro Bölgesi’nin dertlerine derman olacaktı ancak beklentiler Cengiz Kurtoğlu’nun “Hain Geceler” adlı parçasını aşamadı şu ana kadar.

EFSF’nin notunun kırılması beklentiler dahilindeydi ancak ekonomilerin gidişatı açısından öncü gösterge olarak kabul edilmesi gereken kredi notlarının bu kadar yine her şey olup bittikten sonra kırılması güvenilirlik sorununu akla getirdi. Bazı ekonomistler Avrupa’da yönetişim sorununun bu yıl ortalarına kadar ortadan kalkabileceğini ve krizden çıkış yolunda önemli adımlar atılabileceğini öngörüyor. Avrupa’daki sorunun temelinde “yönetişim eksikliği”nin yattığı su geçirmez bir gerçek. Elbette her şey bir anda düzelecek değil ama öngörüleri iyileşebilir. Bu yıl ve önümüzdeki yıl Fransa’nın notunun tekrar düşürebileceğini açıklayan Standard&Poor’s bu durumda köşeye sıkışmış olur, özellikle de Moody’s’in kredi notlarını sabit tuttuğu bir yeni yıl başlangıcından sonra.

Yine de bu kadar iyimser olmak için şu an bir sebep yok, Moody’s’in hata yapıyor olma ihtimali daha yüksek yani. Zira piyasa da Eurozone’da riskleri hala yüksek görüyor, işte bir kredi notu ve CDS primi kıyaslaması daha.

Bizde de en çok konuşulan konulardan biri Euro Bölgesi krizinin Türkiye’ye etkileri tabi. Karamsar yorumlara göre Avrupa’dan sağlanan fon akışı kesilmeye başlayacak ve cari açık finanse edilemeyecekti. Bununla birlikte tüketime dayalı olan ve cari açığı besleyen büyüme modeli sürdürülemeyecekti, bu da resesyon tehdidiydi. Ancak Avrupa Merkez Bankası’nın bankaları uzun vadeli fonlaması Avrupa’dan gelebilecek fon akışlarına kaynak sağlayabilir. Fatih Özatay bugün Radikal Gazetesi’nde yer alan yazısında bundan bahsetmiş. Bundan birkaç hafta önce de Saruhan Özel Zaman Gazetesi’nde yer alan yazısında Avrupa bankalarının özellikle vadesi 1 yılı geçmeyen postfinansman ve sendikasyon kredilerinin devamının geleceğinden bahsetmiş ve bunların  halihazırda Avrupa bankaları açısından oldukça karlı operasyonlar olduğununun altını çizmişti. Özellikle Türk bankalarının son zamanlardaki dış borç çevirme oranları bu açıdan bakıldığından umut verici nitelikte. Ekranlarınızdan izleyeceğiniz sendikasyon kredisi haberleri Türkiye ekonomisi açışından çok önemli olacak, yeter ki dövizde dalgalanmalar yaşamayalım.

Şuna da Göz Atın

TÜRKİYE’DE FİNANSAL OKURYAZARLIK GERÇEĞİ VE ALINABİLECEK ÖNLEMLER / Yazar: Öğr.Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Finansal okuryazarlık bireylerin tasarruf ve tüketim dengesini kurabilmeleri, doğru yatırımlara yönelmeleri ve kendi bütçelerini yapabilmeleri …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.