Pazartesi , 10 Aralık 2018

ABD’nin Savaş Ekonomisi

Geçtiğimiz yüzyıl savaşların her türlüsünü gördüğümüz ve başrolde de dünyanın “süper gücü” olması sebebiyle doğal olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin olduğu bir yüzyıl oldu. Institute for Economics and Peace adlı kuruluş da geçmiş yüzyılda ülkenin girdiği savaşları ve ekonomiye etkilerini irdelemiş. Yaptıkları çalışmada bir ülkenin ekonomik büyümesinin temel bileşenleri olan harcamalara, yatırımlara, hükümet harcamalarına ve dış ticarete ait verileri kullanmaları çalışmayı ilgi çekici kılıyor.

Tepedeki mavi çizginin ülkenin gayrısafi yurtiçi hasılasını gösterdiğini söylememe gerek yoktur herhalde. Burada verilerin bize söylediği 1941-45 yılları arasında, yani İkinci Dünya Savaşı’nda ABD ekonomisi en hızlı gelişmesini sağlamış, bunu sağlayan temel bileşenin de savaş dolayısıyla hükümetin yaptığı harcamalar olduğu görüyoruz. Eğer o tarihte ne olduğunu bilmesek ABD’nin refah seviyesinin arttığını düşüneceğiz. Burada mutluluk ekonomisi kavramına göz atmak gerekiyor.

 

İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD ekonomisinin gelişiminin daha iyi irdelendiği yukarıdaki grafik de çok şey anlatıyor. Ekonomi büyümesine rağmen tüketim ve yatırım harcamalarının nasıl azaldığını görüyoruz ki bir önceki grafikte de büyümenin esas katalistinin hükümetin yaptığı savunma harcamaları olduğunu görmüştük ancak bu grafik bir şeyi daha söylüyor; o da 1929 Krizi’nden sonra başlayan ekonomik iyileşme trendinin sadece tüketim ve yatırım bileşenlerinde değil gayrısafi yurtiçi hasılada da kırılmaya neden olduğu. Savaşın dünyanın en büyük ekonomisini temelinden sarstığını söylemeye gerek yok. Bu arada herkesi askere aldıklarından işsizlik oranının ciddi biçimde düştüğünü sözlerimize ekleyelim.

Kore ve Veitnam savaşlarında, özellikle Kore savaşında ekonominin vermiş olduğu tepki İkinci Dünya Savaşı’dakine oldukça benziyor. Veitnam Savaşı ile tetiklenen petrol krizi sonucu oluşan enflasyon oranları bütün dünya ekonomilerini etkilediği gibi ABD’yi de etkilemiş. Yine bu savaşta ekonomi yönetimi kamu harcamalarını artırıp toplam gelirde bir balon oluşturmamış, sanırım önceki savaşlardan biraz ders almışlar.

 Soğuk Savaş’tan sonra yeni hedef olarak küresel terörü belirleyen ve bu amaçla terörizmi destek sağladığını düşündüğü otoriter rejimleri yıkmaya yönelik askeri girişimlerde bulunan ABD, Irak ve Afganistan’a askeri müdahalelerde bulunurken ekonomik yönden farklı bir stratejiye imza attı ve vergi gelirlerini azalttı. Normal şartlarda savaşta olan bir ülkenin savunma masraflarını karşılamak için vergi gelirlerini artırması beklenir ancak ABD bu masrafları artırırken vergi gelirlerini azalttı, bu da şu sıralar ABD yönetiminin borç tavanını yükseltmek zorunda kalmasına neden olan bütçe hareketlerini destekledi. Yine bu dönem petrol fiyatlarının yükselip faiz oranlarının sıfır seviyesine yaklaştığı bir dönem oldu, aslına bakarsanız bunlar zaten birbirini besleyen fiyat değişimleri.

 

Büyük resme baktığımızda ise Soğuk Savaş dönemine kadar ABD ekonomi yönetiminin enflasyonu dizginleyemediğini görüyoruz ki eğer Vietnam Savaşı boyunca o iki petrol krizini yaşamamış olsak, ABD ekonomisi savaş için yaptığı harcamaları ekonominin genel görünümünü bozmayacak şekilde artırdığı sürece enflasyonda da hızlı artışlar gözlemlenmiyor.

Şuna da Göz Atın

Yeni Nesil Ödeme Sistemleri

Dijitalleşen dünyada internet artık bütün şirketler için önemli bir satış ve pazarlama kanalı. Bugün özellikle …

Bir Yorum

  1. Özellikle savunma sanayine çok ilgili birisi olarak diyebilirim ki , malesef dünyada teknolojiye en fazla yatırılan para savunma sektöründe ve bu sektör ülkenin teknolojik seviyesini oldukça yükselten sektörlerden .
    Buda dolaylı olarak ekonomiye yansıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.