Pazar , 9 Ağustos 2020

ABD Tahvil Piyasasından Önemli Sinyaller

Geçtiğimiz birkaç yıl dünyanın en likit piyasası olan ABD tahvil piyasasında görülen anomalilere sebep oldu. Özellikle Alan Greenspan başkanlığı döneminde Fed’in 2000-10 arası 10 yıllık dilimin ortalarında faiz artış trendine girmesine takiben uzun vadeli tahvillerin getiri oranında yaşanan düşüşün üst düzey Fed yöneticileri arasında hararetli ve endişeli tartışmalara konu olduğunu biliyoruz. Çok da normal, çünkü siz faiz oranlarını artırıyorsunuz ama piyasa buna tam tersi tepki veriyor. Greenspan Paradoksu olarak finans literatürüne geçen bu durumun sebebi ise Ben Shalom Bernanke tarafından açıklanıyordu. Teorisine göre dış ticarette sürekli fazla yaratan gelişmekte olan ekonomiler ellerindeki fonları dünyanın en güvenilir ve likit piyasası olan Amerikan tahvil piyasasında değerlendiriyordu, düşük bir getiri oranını da göze alıyordu. Karını maksimize etmeye çalışan rasyonel yatırımcı modeliyle tamamen çelişen bu strateji özellikle Asya ülkelerinde kurulan SWFler (sovereign weatlh fund) tarafından gerçekleştirililiyordu (Davranışsal Finans ile ilgili yazımızı okumanızı tavsiye ederim). Sadece Asya ülkeleri değil petrol ihraç eden Arap ülkeleri ve hatta ABD ile ilişkileri iyi olmayan Rusya ve İran da ellerindeki fon fazlalarını “güvenilir” buldukları Amerikan tahvillerin değerlendiriyorlardı ki bu da özellikle kıyı bankacılığının yapıldığı ülkelerde artan Amerikan tahvilinden oluşan yatırım hesaplarına açıklama getiriyordu. Burada bir numaralı amaç ihtiyatlı bir yatırım stratejisiyle fonları risksiz bir araçta değerlendirmekken ikinci sırada da kurlardaki değişim üzerinde etki sağlamak olduğunu tahmin etmek zor değil, zira bildiğiniz gibi bu ülkelerin hepsi gücünü ihracattan alan ve kur dengelerinin ekonomileri için hayati öneme sahip olduğu ülkeler.

 

Son gelen veriler ise özellikle Çin’in tuttuğu ABD tahvillerinde miktarsal bir azalma görüldüğü yönünde. Bu Çin’de önümüzdeki dönemlerde yaratılan cari fazlanın azalacağı hatta cari açık yaşanabileceği gibi çok abartılı yorumlara da sebep oldu. Çin’de PMI verisi giderek yükselse de tüketimde özellikle lüks tüketimde sağlanacak artıştan sonra dış ticaret dengesinin şimdiki gibi  olmayacağı aşikar, bunun da zaten radikal değişiklere maruz kalan uluslararası fon akışlarının formasyonun tekrar evrilmesine neden olacağını söyleyebilirim.

Bu arada bilin bakalım Amerikan borcunu hangi ülke satın daha fazla satın almaya başlıyor.

 

Şuna da Göz Atın

TÜRKİYE’DE FİNANSAL OKURYAZARLIK GERÇEĞİ VE ALINABİLECEK ÖNLEMLER / Yazar: Öğr.Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Finansal okuryazarlık bireylerin tasarruf ve tüketim dengesini kurabilmeleri, doğru yatırımlara yönelmeleri ve kendi bütçelerini yapabilmeleri …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.