Pazar , 27 Eylül 2020

Euro’da Yön Aşağı

Sorunlu bölgenin sorunlu para birimi Euro’nun yönün aşağı doğru olduğunu yönelik bir iddiayı destekleyecek bir yazı yazmak bile başlı başına gereksizliğin ağa babası lakin hayat insana böyle şeyler de yaptırıyor.

Önce temel faktörler üzerinde duralım. Aslında sokaktan geçen çocuklara sorsak onlar bile bize gerçekten Avrupa ekonomisine dair olumsuz beyanlarda bulunacaktır, Yunanistan sağolsun. Dediğim gibi Euro, sorunlu bir bölgenin sorunlu bir para birimidir.

Son 5 yılın en büyük kamu müdahalesinin ikinci partisi LTRO-II geride kaldı. 530 milyar euroluk partiye katılan 800 Avrupa Bankası’na 311 milyar euroluk yeni para dağıtıldı. Yeni paradan kastım ise parasal genişlemenin miktarı elbette. Kaba tabirle euro arzı arttı ve artık 311 milyar daha fazla euro var piyasada, bu da Euro’nun değer kaybetmesine teşkil edecek öncelikli neden. İddiamı doğrulamak adına görmezden gelemeyeceğim bir nokta var, bu paranın büyük bölümünün Avrupa Merkez Bankası’ndan gecelik mevduata parkedilmiş olması. Bu kısa vadede Euro likiditesini azaltıp değer artırıcı etki yapsa da uzun vadede reel ekonomi yeterince desteklenmemesi ve bunun sonucunda AB ve Euro’ya yönelik endişelerin artmasına neden olur ki bunlar da yine Euro’yu zayıflatır.

 

Piyasaların algısı son zamanlarda değişir gibi olsa da bir yıllık grafik üzerinde inceleme yaptığımızda Amerikan endeksi S&P500’ün, Alman endeksi DAX ve Fransız endeksi CAC’tan daha iyi bir performans sergilediğini, özellikle Alman piyasasında LTRO destekli rallinin bile arada farkı kapayamadığını görüyoruz. Demem o ki, piyasalar Avrupa ekonomisindeki sorunları uzun zamandır fiyatlamakta ve ne para birimine ne de varlıklara güven var. Üstüne üstlük muhteşem parasal genişlemenin yarattığı ilüzyon bile aradaki farkı kapamaya yetmedi.

Teknik göstergelere de baktığımızda Euro/Dolar paritesinin 3 aylık zirvesi 1.3375’e tekrar geldiğini, burada ikili bir zirve yaptığını fakat kıramadığını ve bu seviyenin artık güçlü bir direnç kabul edilerek beklentinin buradan aşağı yönlü olması gerektiğini sözlerime ekleyeyim.

Avrupa ekonomisi hakkında daha fazla merak ettiğiniz bir şey varsa Atilla Yeşilada’nın yorumlarının bulunduğu Korsan Finans bölümünü aşağıdan izleyebilirsiniz.

Şuna da Göz Atın

TÜRKİYE’DE FİNANSAL OKURYAZARLIK GERÇEĞİ VE ALINABİLECEK ÖNLEMLER / Yazar: Öğr.Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Finansal okuryazarlık bireylerin tasarruf ve tüketim dengesini kurabilmeleri, doğru yatırımlara yönelmeleri ve kendi bütçelerini yapabilmeleri …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.