Perşembe , 24 Eylül 2020

ABD’de İşsizlik ve Piyasalar

Bu akşam Federal Open Market Committee toplantısı var ve toplantının ardından Ben Shalom Bernanke’nin yapacağı açıklama piyasalar açısından büyük önem taşıyor. Gelişmelerden şunu biliyoruz ki Fed Başkanı ne zaman yeni bir QE’nin yapılmayacağına ya da öteleneceğine dair “imalarda” bulunsa piyasalar bunu likidite kaygısı duyarak olumsuz algılıyor ve bunun neticesinde risk iştadı daralıyor. Daralan risk iştahı ile birlikte yatırımcılar fonlarını gelişmekte olan piyasalarda çekeren buralardaki borsalarda kayıplar yaşanmasına ve piyasa faizlerinin yükselmesine, aynı zamanda bu ülkelerinin para birimlerinin değer kaybetmesine neden oluyor. Aynı etkiler emtia piyasalarında da gözlemleniyor, özellikle altın ve gümüş gibi değerli metallerin özellikle son 1-2 haftada Bernanke’nin “imalarından” nasıl etkilendiğini hepimiz gördük.

Peki bu “imalarda” bulunma gücü ve güvenine Bernanke nasıl sahip oluyor? Gelen işsizlik verilerinden. ABD’de işsizliğin düşüyor olması üretimin tekrar artacağına, iş sahibi insanların da tüketim yapacağına ve sonuçta dünyanın en büyük ekonomisinin daha da büyüyeceği anlamına geliyor. Son olarak Cuma günü gelen raporda da işsizlik oranı %8,3’te sabit kalırken ekonominin 227,000 yeni istihdam yarattığını gördük. Ancak madalyonun bir de öteki yüzü var.

Aynı rapora göre ABD’de hala uzun vadeli işsiz diye tanımlanan altı aydan daha fazla süredir istihdam edilememiş kişilerin sayısı 5,4 milyon. 8,1 milyon part-time çalışan insan full-time çalışmak istiyor. Bir de işgücüne katılım oranı hızla son 50 yılın en düşük seviyelerine doğru indiğini buna eklersek ki ortaya sanılan kadar iyi bir resim çıkmıyor.

Haftalık istihdam anketi yapan ve bunun sonuçlarını yayınlayan bir araştırma kurumu olan Gallup, ABD’de işsizlik hakkında öncü bir gösterge oluşturmak uzman. Kurumun yaptığı araştırmaların sonuçlarının büyük bir başarı ile işsizlik oranlarını öngörmemize yardımcı olduğunu görüyoruz. Bu ankette son dönemde işsizliğin artacağını gösteren yeni bir trendin başlaması yine bir öncü gösterge gibi çalışacak mı bilmiyoruz ama dikkate alınmasında fayda var.

Bizim ülkemizde de çok pas geçilen bir gösterge istihdam oranı. ABD’de full-time istihdam oranını dahi pas geçmeyenler var. Yukarıda part-time çalışan ve full-time çalışma arzusu içinde olan Amerikanların sayısının azımsanamayacak kadar az olduğundan bahsetmişti. Aynı zamanda full-time istihdam edilenlerin sayısında da çok net bir azalış trendi var.

Tam ya da yarı zamanlı çalışmak tek başına gelirde bir düşüşe yaşanacağının göstergesi değil elbet. Bu noktada bir de saatlik ücretlerdeki yıllık değişime bakmak gerekiyor ki orada baş aşağı giden bir trend söz konusu, üstelik bir de son aylarda yükselen petrol fiyatları ile birlikte enflasyon yaşanırken. Amerikan halkının geliri bir düşüş trendi içerisindeyken harcama yaparak ekonomi büyütebileceğini öngörmek hayalcilik olur. Hatta Çin ya da Hindistan’la kıyaslanacak kadar olmasa da halkın yavaş yavaş köleleştirildiğini de söyleyebiliriz. Açıklanan raporda dikkat çekici bir nokta var, o da yüksek gelirli yeni istihdamın geçici sözleşmelerle yapılması. Krizden çıkış sürecinde olan ekonominin ayağı tekrar taşa takılırsa tekrar bu insanların işsiz kalamayacağını kimse garanti edemiz ki bu insanlar da farkındalar ve harcamalarını ona göre yönetiyorlar. Raporda en çok istihdam edilen diğer sektörlerde sağlık sektörü ve lokantacılık geliyor ki buralarda da yeni istihdam edilenler oldukça düşük ücretlerle çalışıyorlar.

 

Gelelim piyasaların istihdama tepkisine. Yukarıda da anlattığım piyasanın beklentisi ağır bir ifadeyle istihdamın hemen artmaması ve ekonominin hemen düzelmemesi. Fed’in likidite musluklarının kapanması piyasaları son aylarda iyice geriyor ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde finansal şok tehdidi oluşturuyor, buna Türkiye de dahil. Bu da tahmin edeceğiniz gibi istihdam ile endeksler arasında ters korelasyonlar oluşturuyor. Yani istihdam artınca üretim, tüketim ve şirketlerin karlılığı artmasına rağmen piyasa değerleri artmıyor, aksine riskten kaçan yatırımcılar yarattıkları suni ekonominin köpüğünü alarak reel kesimi de etkileyebilecek finansal mühendislik harikası facialara yol açabiliyor.

 

 

Ek olarak finans kesimindeki sosyal duyarlılığın Japonya ve ABD’de farklı olduğundan bahsetmeme yukarıdaki iki grafikten sonra gerek yoktur sanırım.

Peki uzun vadede QE3 görecek miyiz? Artık bu sorunun cevabını vermeme gerek yok sanırım ama iyileşme sinyallerinin geçici olması kuvvetle muhtemel ve göstergeler kötüleşince Fed’in geçmişte ne yaptığını hepimiz hatırlıyoruz.

Yazıdaki desteği için StreetTalkLive’a teşekkürlerimi sunarım.

Şuna da Göz Atın

COVID-19 ETKİSİNDE GELECEKTEKİ DÜNYA DÜZENİ

Yazar: Öğretim Görevlisi Yusuf Bahadır Kavas 2019 Aralık ayında başlayan ve salgın niteliği kazanarak tüm …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.