Pazartesi , 10 Aralık 2018

Irak’ın Petrol Açmazı

Petrol piyasalarını yakından takip edenler Irak’ta merkezi hükümetle ve kuzeyde yer alan otonom Kürt yönetiminin arasında olan açmazlardan dolayı petrol üretiminin aksadığını biliyorlar. Bu iki yönetimin siyasi hamleleri petrol şirketlerinin yatırım kararları almasında ve operasyonlarını sürdürmesinde büyük zorluklarla karşılaşmalarına neden oluyor ki zaten bu şirketler genel olarak yönetimlerden biriyle anlaşmak zorunda kalıyor. Örneğin, Irak’ın güneyinde Basra’da faaliyet gösteren bir şirketinin kuzeydeki Kürt yönetimi ile anlaşması neredeyse imkansız ki anlaşma yapabilse bile güneyde, merkezi yönetimin idaresinde bulunan bölgedeki faaliyet iznini kaybetmekle karşı karşıya kalabiliyor. Bu arada yeri gelmişken de belirteyim, büyük petrol şirketleri bu durumda daha çok güneyden yana tercihlerini kullanıyorlar, zira güneydeki petrolün çıkarılması daha kolay ve daha hafif, daha kaliteli bir petrol alınıyor, yani her açıdan daha verimli. Kuzeydeki yani Musul ve Kerkük‘teki petrollerin ise kalitesi düşük, buraların petrol cenneti olduğuna dair anlatılan hikayeler de birer şehir efsanesi.

Burada politik bir konuyu daha açmakta fayda var, özellikle ABD‘nin Irak’a açtığı savaş ile ilgili olarak. Açıkçası Irak gibi önemli bir petrol rezervine sahip ülkenin Saddam Hüseyin ve oğulları gibi akıl sağlığı sorunlu gruplara terkedilmesi dünya ekonomisi açısından çok tehditkar bir durumdu. Bunu gören ilk kişilerden biri de Turgut Özal‘dır ve 1987’de Beyaz Saray’a davet edildiğinde -bu arada Beyaz Saray’dan bir Türk liderine yapılan ilk davetti yanlış hatırlamıyorsam- Saddam için “şeytan” ibaresini kullanmıştır. O zamanlar ABD’nin Irak’ı işgal etmek ile ilgili herhangi bir planı yoktu, hatta ABD’nin Irak’a müdahalenin gerekliliğini anlaması için Kuveyt’in Irak tarafından işgal edilmesi gerekti. Orta Doğu’da gücünü ve kaynağını Soyvet rejiminden almış bütün diktatörlerin hem kendi insanlarına, hem de komşu devletlere hukuku hiçe sayarak saldırması alışılmamış bir şey değildir. Peki dünya ekonomi ile ilgili sorun nedir? Tabii ki petrol krizleri ve bu krizlerin özellikle gelişmekte olan dünyaya etkileri. Örneğin, 70’ler boyunca Türkiye hiperenflasyon hastalığına yakalanmış, “70 cente muhtaç” ve büyük krizler yaşayan bir ülkeydi. Bunun toplumsal etkilerini ve bu etkilerin oluşturmuş olduğu marjinalize kitlelerin birbirleriyle nasıl karşı karşıya geldiğini çok iyi biliyoruz. Sadece Türkiye’de değil petrol krizleri yaşandıkları hiçbir ülkede olumlu sonuçlar doğurmamıştır. Bunun için petrol kaynaklarını barındıran ülkeler mutlaka demokratik rejimlerin elinde bulunmalı ve bu ülkelerin küresel ekonomiye entegrasyonunun tam olarak sağlanmış olmalıdır.

Bugün gelen bir haber neydi? Irak’taki Kürt yönetimi, merkezi hükümetin 10 aydır bölgede çalışan şirketlere ödeme yapmayı kesmesi üzerine petrol ihracını kısmaya başladı, böylelikle Irak’ın günlük ihracı 300 bin varile düştü. Irak’ın siyasi yapısındaki ikirciklilik devam ettikçe petrol ihracında da sorunlar yaşanmaya devam edecek. Sonunda görülecek ki bundan en çok gelişmekte olan ülkeler, özellikle de bizim gibi dışarıdan alacağı enerjiye ihtiyaç duyanlar zarar görecek. Hala güvenlik sorunları olmasına rağmen ülkenin petrol ihracının Mart ayı ortalamasının 2.3 milyar varil olduğunu ve bunun Irak tarihinde en yüksek düzey olduğunu belirtelim. Ancak iki yönetim arasındaki siyasi çekişmenin yaratacağı sorun petrol arzını tehdit ederken ülkenin siyasi yapısında da çetrefilli bir çözünmeyi beraberinde getirecek gibi.

Şuna da Göz Atın

OPEC’in Düşüşü

Kasım ayı sonunda yapılan OPEC toplantısında petrol üretiminde kesintiye gidilmemesi kararı alındı. Bu karara piyasanın …

3 yorumlar

  1. Irak’ın hedefinde 4-5 yıl içinde dünyanın en büyük petrol üreticisi olmak var .
    Ve Irak hala kaynayan kazan.
    Kuzeydeki kürt yönetiminin son zamanlard Türkiyeye şirin gözükme çabaları gözlerden kaçmamalı.
    Bizi karışık günler bekliyor.

    • Irak küresel ekonomiye entegrasyonu sağladıkça kaynaklarını daha verimli kullanabilir ve böylelikle hedefine ulaşabilir. Tabi bunun için önce ikircikli siyasi fotoğrafın netleşmesi, gerekiyorsa da değişikliklerin yapılması gerekiyor.

      Kuzey Irak petrollerini işleyen en büyük şirketlerden biri Genel Enerji idi, geçen yıl İngiliz Valleres’e satıldı ki geçen yılın en büyük satın almalarından biriydi Türkiye’de, şirketin en büyük sermayedarı Mehmet Sepil idi. Epey başarılı operasyonlara imza atıldı orada.

      Irak petrollerinde aslan payı dediğim gibi güneyde ancak kuzeyde de müthiş bir potansiyel var ve Türkler ekonomik olarak bundan iyi faydalanıyor. Örnek vermek gerekirse bölgenin zengin şehri Erbil’deki en büyük alışveriş merkezi Family Mall’a giderseniz bütün Türk markalarını görürsünüz, ki AVM’yi inşa eden de bir Türk şirketi.

      Çok büyük dengesizlikler başgöstermezse Kuzey Irak ekonomik açıdan büyümeye devam edecek ve Türkiye bundan faydalanmaya çalışacak. Ben bu işbirliğinden iki tarafından faydalandığını düşünüyorum. Irak içinde oluşacak istikrarsızlara karşı Türkiye’nin yıllardır sürdürdüğü Irak politikasına esneklik kazandırması taraftarıyım. Tabi Türkiye önce kendi içindeki sorunları da çözebilmeli bu hususta.

  2. Bende sizinle aynı fikirdeyim , özellikle güneydoğu bölgemizin kalkınmasında önemli faktör kuzey ırak petrolleri.

    En son geçen bir okuduğum yazıda ise ırak güneyindeki petrolün daha kaliteli ve çıkartması kolay olduğu yazıyordu.
    Bu yüzden ıraktaki merkez yönetim güneyde petrol çıkartan firmaların kuzeyde çalışmasına izin vermiyor.
    Yani kuzeydeki yönetimin elini zayıflatmaya çalışıyor.

    Bizimde tam burada devreye girmemiz gerekiyor.
    Hem terörizm belasından kurtulmak hem de ekonomik fayda sağlamak için kuzey ırakla düzgün bir siyaset izlemek gerekiyor.
    Mevcut hükümetimizin çalışmaları da bu yönde.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.