Perşembe , 19 Eylül 2019

BRICS Ülkeleri 2012 Görünümü

Artık ülkemizde BRIC Fonu bile kurulmuş olduğuna göre bu ülkelerin ekonomik verilerini inceleyip görünümleri hakkında yorumlar yapmak gerekiyor. Nasıl dünyada bir G-7 var ve bu G-7 ülkeleri hem siyasi hem de ekonomik yönden sahip oldukları gücü gezegeni şekillendirmekte kullanıyorsa onların da artık arkasında artık bir N-7 (next-7, aralarında biz de varız) var ve BRICS ülkeleri bu grubun en tepesindeki grup.

BRIC ya da BRICS nedir? Önce onu açalım. Bu tanımın ilk ne zaman kullanıldığını ve ne anlama geldiğini BRIC ülkelerinde yatırım fırsatlarını irdelediğimiz bir yazımızda anlatmıştık. BRICS ise Brezilya, Rsya, Hindistan ve Çin’den oluşan dörtlüye Güney Afrika Cumhuriyeti’nin katılımıyla oluşan beşli grubu ifade ediyor. Şimdi bu ülkeler ile ilgili analizimize dönelim:

Sanayileşmiş ülkelerin aksine, gelişmekte olan dünya en azında ekonomik büyüme açısından pekçok avantaja sahip. Bu ülkelerin önlerinde gelişmiş ülke seviyesine erişebilecekleri potansiyel büyümeleri elde edebilecekleri yıllar var ve büyümelerindeki yukarı yönlü bu trend oldukça güçlü. 2008 küresel mali kriz sürecinde bile BRIC ülkeleri %4 ile %10 arasında değişen oranlarda büyümeler kaydettiler. Aynı şekilde son 20 yılda Japonya’da olduğu gibi, ABD ve Avrupa’da faizler sıfır dolaylarındayken bu ülkeler hem sermaye akışları sağlayabilirler hem de kendi faiz oranları nistepen çok daha yüksek olduğu için büyümelerini destekleyecek faiz oranı indirimlerine gidebilirler.

Şimdi tek tek bu ülkelerin ekonomik görünümlerine ele alalım:

Çin

Dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi Çin’in 2012 hedefi yumuşak iniş yapmaktı. Hem büyümede hem de enflasyonda beklendiğinden de “iyi” bir düşüş görülürken Çin’in hedeflerine ulaşmakta olduğunu söylemek kelime israfı olacak. Enflasyon oranları 20 ayın en düşük seviyesi olan %3.2’ye gelmişken Çin Merkez Bankası’nın miktarsal gevşeme sağlayarak ekonominin en büyük eksiği olan tüketimi beslemesi büyük bir ihtimal. Bu açıdan zorunlu karşılık oranlarında azalmanın devam etmesini bekliyorum. Peki büyümedeki düşüşten bahsetmişken acaba ülkenin sert bir iniş yapması ihtimali ufukta gözüküyor mu? Şubat ayı PMI 51 geldi, beklenti 50.7 idi. Bilidiğin gibi 50 üzeri gelen bir PMI endeksi büyümeyi işaret eder ki bu veriler Çin’in büyümesi kabul edilebilir oranlarda sürdürmeye devam edeceğini gösteriyor. Çin, hem üretimini hem de tüketimini böyle dengeli bir şekilde büyütürken ekonomisini daha sağlıklı hale getiriyor.

Hindistan

Hindistan ekonomisi 2011 yılının son çeyreğin süpriz bir yavaşlama göstermişti. Yıllık bazda son çeyrek %6.1 büyüyen ekonomi, bir önceki çeyreğe göre (%6.9) bir gerileme yaşamıştı. Bu daralmanın en önemli sebebi azalan kamu harcamalarıydı. Hindistan ekonomisinin en büyük sorunu enflasyon gibi gözüküyordu ki o da 2012’nin ilk çeyreğinden itibaren gerilemeye başladı bunda her ne kadar gıda fiyatlarının baz etkisi olsa da. Maliye Bakanı Pranab Mukherjee enflasyon beklentisinin %6-7 aralığında olduğunu söyledi ki pekçok analist bunu tutarlı bir hedef olarak görüyor. Ancak yine de enflasyon hem tüketim hem de ülkenin para birimi Rupi üzerinde bir tehdit olarak kalmaya devam edebilir. Diğer bir sorun da, küresel zayıflığın ticaret ve finansman akışları üzerindeki olumsuz etkileri büyümeyi kısmasıyla yaşanabilir.

Brezilya

Doğrusunu söylemek gerekirse 2011 yılı Brezilya ekonomisinin sert bir iniş yaptığı yıldı (bkz. Brezilya Ekonomisinin Isınması). Ülke geçen yılın üçüncü çeyreğinde ciddi bir daralma yaşadı ve yıl genelinde beklentilerin çok altında kalarak sadece %2.7 büyeyebildi. Fakat 2011’de yaşanan daralma sürecinin geride kaldığını söyleyebiliyoruz. Brezilya Merkez Bankası 8 Mart’ta faizleri %9.75’e düşürdü, böylelikle geçen yılın ikinci yarısından itibaren Brezilya’da faizler tam beş kez düşürülmüş oldu. Burada yavaşlamanın banka için faizleri düşürmede bir bahane olduğunu da söylemek lazım, zira faiz oranları hali hazırda Brezilya gibi dünyanın en büyük altıncı ekonomisi olmuş bir ülke için oldukça fazla. Bu arada Brezilya’da zaten yüksek olan faizlerin de para politikasında alınacak manevralara esneklik kazandırıp Merkez Bankası’na koz verdiği bir gerçek, benzer bir durumu 2009 krizinden sonra Türkiye’de de yaşamıştık. Ülke ekonomisini ise en fazla tehdit edecek veri enflasyon olabilir, ki son 3-4 cümlemde Brezilya’da yaşanan faiz indirimlerinden bahsediyorum. Buna rağmen BRICS ülkeleri arasında en ciddi büyüme potansiyelini Brezilya’da beklediğimi belirtmeliyim (beklentilerin üstüne en fazla çıkan).

Rusya

Rusya’daki son önemli gelişme Vladimir Putin’in altı yıllığına başkan seçilmesiydi ancak Rusya’da politik riskler hala devam ediyor. Bunun üstüne bir de bölgedeki jeopolitik riskleri ekleyince Rusya’da işler daha da karmaşıklaşıyor. Ancak bilindiği gibi Rusya çok büyük bir petrol ihraçcısı ve petrol fiyatlarındaki yükselişlerden nasibini alıyor. Petrol fiyatlarının yüksek kalmaya devam edeceği varsayımında Rusya ekonomisinin de güçleneceğini söyleyebiliriz. Ülkenin sorunu gümrüklerde uygulanan vergiler ve bu vergiler ekonominin sorunlu olmasın ve diğer gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi enflasyonist baskı yaşanmasına neden olur. Özellikle yılın ikinci yarısından itibaren Rusya’da bunun etkilerini görmeye başlayacağız.

Güney Afrika Cumhuriyeti

2009’da yaşanan resesyondan sonra Güney Afrika ekonomisi düzelme sinyalleri olsa da bunlar çok belirgin değil. Şubat ayı PMI’ı beklenenden iyi geldi fakar ekonomi düzeliyor diyebilmek için daha ciddi veriler elde etmek durumundayız. Güney Afrika Rand’ındaki dalgalanmalar enflasyon tehdidi yaratıyor ancak 2014 seçimleri öncesi ülkede faiz artırma taraftarı olan herhangi bir resmi yok. Bu popülizm ülkenin kredibilitesini sorgulatırken beni de geçen yıl kaydedilen %4.5’lik büyümenin oranın çok daha aşağılarında bir büyüme öngörüsünde bulunmaya itiyor.

ve bir not…

Geçtiğimiz hafta Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de toplanan BRICS ülkeleri BRICS Development Bank adı altında bir kalkınma bankası kurarak özellikle diğer gelişmekte olan ülkelerdeki yatırımları finanse etmek ve bir anlamda bu ülkeleri gelişme ülke finansmanı bağımlılığından kurtarmayı amaçlıyor. Bu planların detaylarını Renminbi Açılımı başlıklı yazımızda paylaşmıştık.

Bu arada SeekingAlpha’da yayınlanan “A Yearly Outlook For Emerging Countries” başlıklı yazımı da okumanızı tavsiye ederim.

Şuna da Göz Atın

Türkiye’nin ve Japonya’nın Tüketim Alışkanlıklarının Karşılaştırılması ve Etkileri / Yazar: Öğr. Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Japon ekonomisi 2. Dünya savaşından çıkmış olmasında rağmen Dünya’nın önde gelen ekonomilerinden birisidir. Kişi başına …

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.