Salı , 22 Ocak 2019

Stres Testleri Kimin Stresini Test Eder?

Özellikle yaşanan banka iflaslarından sonra insanlar çeşitli kavramdan bahseder olmuştu. Bunlardan birisi de “stres testi” kavramıydı. Stres kavramı,normalde psikoloji literatürünün bir ürünü olarak akla gelir, nedense bu kavramdan bahsedenler ekonomistler veya ekonomiyle ilgili yorum yapanlar olunca merak ettik: Hangi ekonomik birim strese  girdi diye. Gördük ki olayın ekonomi bilimiyle farklı açılardan alakası varmış. Ancak buradaki kavram gerçek kişilerden ziyade kurumları ilgilendiren bir kavram olarak karşımıza çıktı.İçerisinde hesap kitap içeren teknik ayrıntılar olduğunu fark ettik.

Kavramın tanımından önce amacına kısaca bakacak olursak “örneğin, oluşan bir kötü ekonomik ortam içerisinde, sektördeki bankaların bu durumda ne gibi zarara maruz kalacağı ve bu durum karşısında, sahip olduğu özkaynakların bu zararların telafisinde ne oranda başarı gösterebileceği, belirlenmiş senaryolar vasıtasıyla analiz edilmektedir.[1]

Kabul edilmiş tanıma göre ise stres testi: “Herhangi bir portföyün, finansal kuruluşun ya da  finansal sistemin şoklar ve olağan dışı piyasa koşulları altında kırılganlığının  değerlendirilmesi amacıyla kullanılan teknikler bütünüdür.[2]

Dikkat ettiyseniz bu test iki başlığa ayrılabilir. Biri portföy açısından diğeri Bankacılık açısından.Biz burada Bankacılık açısından konuya eğileceğiz.

Malum, sözde 2008 de başlayan –ki bazı kaynaklar daha erken başladığını iddia eder- ve riski yüksek ev alım kredilerine (subprime mortgage credits) dayanarak çıkartılan,bu kredilerin varlığa dayalı menkul kıymetler dönüştürülmesi yoluyla da sigorta şirketlerine, oradan hedge fonlara oradan da o fonlara yatırım yapan “bıldırcınlara” ve onlardan da tiridinin tiridine bananlara sıçrayan ekonomik ve finansal krizden sonra bazı bankalar batmıştı(bu zincirleme etkinin şemasını Sayın Özgür Demirtaş’ın bir konferans videosuna[3] dayanarak kurguluyorum ). İşte o batıkların oluşturduğu girdabın ucundan –görünmez el(!) sayesinde*- kurtulmuştu. İpten alınan bu bankalar ve diğer finansal şirketler için “risk belirleyici bazı testlerin” kullanılması da gerekli bir hal aldı.Bu tür testler çok yeni değiller ancak ihtiyaçları bu sürecin sonunda daha bir önem kazandı.

İşte ekonomi ve bankacılık krizlerinin ortalığın tozunu dumanını savurduğu dönemleri derinden tecrübe etmiş ülkemizde de bu kavramlar iyice önemli hale gelmişti. Hatta 2006 yılına ait Resmi Gazete ‘mizde yerlerini alan bu testler hakkındaki bir madde ne demiş bakalım:

“MADDE 9  – (1) Piyasa riskine esas sermaye yükümlülüğünün hesabında, risk ölçüm modellerini kullanan bankalar, düzenli olarak ayrıntılı bir stres testi programı uygulamak zorundadırlar.

             (2) Bankaların stres testleri, bankanın alım-satım hesaplarında olağanüstü kazanç ya da kayba sebep olabilecek ya da riskin yönetimini güçleştirecek faktörleri kapsar. Bu faktörler piyasa riski, kredi riski, operasyonel risk, likidite riski ve yoğunlaşma riski dahil olmak üzere tüm ana riskleri etkileyen, gerçekleşme ihtimali düşük ancak zarar boyutu büyük olabilecek olayları içerir. Stres testleri doğrusal ve doğrusal olmayan fiyat özelliklerine sahip pozisyonlar için de uygulanır.

             (3) Stres testleri, bankanın sermaye düzeyinin muhtemel büyük kayıpları karşılayabilme imkanını ölçmeye, riski azaltıcı ve sermayeyi koruyucu tedbirleri ortaya koymaya yönelik olarak uygulanır. Bankalar, Kurum tarafından portföy veya finansal araç bazında gerekli görülen stres senaryolarını da stres testi programlarına dahil etmek zorundadır.”[4]

Yine bu hususta bakın bir BDDK yayını ne diyor:” 2007 yılında başlayan finansal kriz süresince, bankaların alım satım hesaplarında önemli zararlar oluştuğu ve kaldıraç etkisinin arttığı vurgulanarak, piyasa riski hesaplamalarına getirilen yeni değişikliklerin krizden edinilen tecrübeler doğrultusunda oluştuğu ifade edilmektedir.”[5]

Şimdi tekrar stres testi üzerinde yoğunlaşalım.

Bu konuda yapılan çalışmaların birinde, stres testinin üç aşamasından şöyle bahsedilir:

Temel olarak üç farklı stres testi gerçekleştirilir:[6]

Birinci Tür Stres Testi (Geçmişte gerçekleşen ekonomik olaylardan yola çıkılarak hazırlanan ve bu olayların kayıp ve kazanlar üzerindeki etkisini ölçmeye çalışan)

İkinci Tür Stres Testi (Önceden tanımlanmış ve gerçek hayattaki faaliyetlerde yararı görülmüş değişkenlerden yola çıkılarak oluşturulan (örneğin Euro/TL paritesinde %15’lik artış,Hazine tahvilinde %30’luk düşüş vb. senaryolar))

Üçüncü Tür Stres Testleri (Belirli risk faktörlerinin değişmesi durumunda, bu değişimin kar/zarar oranı üzerindeki etkisinin araştırılması gibi senaryolar)

Artık bu stres testleri sonucuna bakarak, “Efendim sizin bankanın sol çapraz bağlarında sorun var! İlerleyen dönem hava yağmurlu olursa zeminde ağır olur sizin banka bu pistte zor koşar… gibi… klasik laflar edilebilir mi? Eden eder ne diyelim ama stres testleriyle ilgili yapılan çeşitli bilimsel çalışmalarda bu testlerin güven probleminden bahsedilmektedir. Buna bağlı olarak bu çalışmalarda bazılarında stres testlerinin güvenilirliğinden kaynaklanan bazı sorunlara çözüm aranmaktadır.

Peki bu stres testlerinde nelere bakılıyor? Sayın Şenol Babuşçu bir yazısında bu konu ile ilgili bakın ne diyor:”Piyasa riskleri, operasyonel riskler ve kredi riski ile beraber bu analizlerde henüz gerçekleşmemiş olayların gerçekleştiği varsayımı üzerine yapılan değerlendirmeler ve ölçümler de yer alıyor. Dolayısı ile testler kapsamında detaylı olarak;kur değişkenliği,faizlerdeki volatilite, likidite daralması, piyasalarda yaşanan değişimler kapsamında sermaye yeterliliklerinin ve alınan risklerin bankaya ve sektöre olası etkileri inceleniyor.”[7]

Bakıyorlar da stresi “şıp diye gözünden anlayabiliyorlar”mı?  Eğer bakan kişi ekonomist ise bundan şüphe dahi edilemez(!) 🙂

Bu hususta yapılmış bir örnekle yazının sonlarına geliyoruz.Geçmiş zaman içinde ABD deki bankalara uygulanan bir stres testi neticesinde 19 Bankadan 15 geçmiş içlerinde meşhur bir bankanında olduğu bir takım gariban “elektrikler kesik olduğundan çalışamadığı için(!) kalmıştı. Bu neticeler hakkında büyük bir tahvil fonu olan Pacific İnvestment Management’in CEO’su Muhammed El-Erian , bu test sonuçlarının ekonomi için iyi bir sinyal gönderdiğini ifade etmiş.[8] Ne diyelim hayrlı olsun. Sayın Coşkun Küçüközmen’in bir yazısında dediği gibi:[9]Kriz süresince kelime ve kavram dağarcığımız da çok gelişti: Örneğin;

  • Tasarla ve piyasaya sür (Originate and Distribute)
  • Basel-II
  • Stres testleri ve senaryo analizi
  • Risk Yönetimsizliği, yeterli denetimden yoksunluk
  • Derecelendirme kuruluşlarının gücü (!)
  • SIV & SPV, Conduits, Menkul kıymetleştirme
  • Şeffaflık
  • CDO (square), CLO, CDS, RMBS, MBS, VaR!,Carry trade
  • Coupling, decoupling, leveraging, deleveraging
Kah strese kah riske değindiğimiz bu yazının sonuna geldik artık.Konu daha fazla dallanıp budaklanmadan harf ve sayıyı birbirine katmadan burada duruyoruz.  Hepinize stressiz günler ve stres testine muthaç olmayan ekonomiler dilerim.
*not: bu el Adam Smith’in “görünmez eli” değildir.

[2] Evrim Beşe,”Finansal Stres Testi Uygulamaları ve Türkiye Örneği”,Ankara,Uzmanlık Yeterlilik Tezi,  TCMB,2007. ( http://www.tcmb.gov.tr/kutuphane/TURKCE/tezler/evrimbese.pdf)

[6] Cenk G. Akkaya,Mine N. Tükenmez,Nilgün Kutay ve Ali Kabakçı, “Pazar Risk Modeli: Bir Riske Maruz Değer ve Stres Testi Uygulaması,Ege Akademik Bakış,8(2),2008.s.a:813-821(http://eab.ege.edu.tr/pdf/8_2/C8-S2-M19.pdf)

Şuna da Göz Atın

TÜRKİYE’DE FİNANSAL OKURYAZARLIK GERÇEĞİ VE ALINABİLECEK ÖNLEMLER / Yazar: Öğr.Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Finansal okuryazarlık bireylerin tasarruf ve tüketim dengesini kurabilmeleri, doğru yatırımlara yönelmeleri ve kendi bütçelerini yapabilmeleri …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.