Salı , 20 Ağustos 2019

AB Liderleri Zirvesi Ardından

Geçtiğimiz hafta, AB liderler zirvesinde çıkan kararlar sonrasında piyasalarda küresel anlamda bir karnaval havası esti. Korkunun satın alınıp, coşkunun satıldığı piyasalarda yine de temkinli olmakta fayda var. Bu bakımdan haftasonu WSJ ‘de rakamlarla euro bölgesi ‘nin mercek altına alındığı makale ‘den kesitler sunarak AB üye ülkelerinin durumunu hatırlatmak istedim.

İlk grafiğimizde Avrupa komisyonu tarafından hazırlanan GSYİH 2012 baharı tahminleri yer almaktadır. Görüldüğü üzere zirvelerde de gözlerin çevrildiği Almanya ve Fransa başı çekmektedir. Başı çeken bu iki ülkenin liderlerinin birbirleriyle olan etkileşimlerinin önemi buradan da anlaşılıyor ki herhangi bir konuda alacakları kararlar hiç kuşkusuz AB ‘nin geneli için önem arzediyor. Zaten piyasalarda bu iki ülkenin liderlerinin adını sıkça duymamızın nedeni de ekonomik büyüklükleri sayesinde AB ‘nin kaderine yön verebilme gücüne sahip olmalarından kaynaklanıyor. Tabi bu ikili ‘nin anlaşmaları veya çatışmaları ‘da yine piyasalardaki tansiyonu belirleyen bir unsur. Ardından gelen italya ve ispanya ise diğer dev ikili ki genelde isimlerini beraber duymaya alışık olduğumuz ülkeler bunlar. Bu alışkanlık yeşil sahalarada yansımış durumda italya ‘nın Almanya ‘yı elemesiyle. Avrupa liderler zirvesinde de gol Monti ‘den gelmişti hatırlarsanız, Hollande ile ittifak oluşturulmasıyla buna karşı geri adım atmak zorunda olan Merkel kalesinde gol gördü, şakası bir yana piyasalarda Merkel ‘in takındığı katı tutumun kalkıyor olabileceğini gol olarak gördü diyebiliriz. Tahvil piyasası da adeta bu durumu özetleyen bir harekete sahne oldu; Almanya faizleri sert yükselirken, ispanya ve italya faizleri sert düştü. Fakat yine de ortak tahvil konusundaki tavrında bir değişim söz konusu değil Şansölye Merkel ‘in. Yine de zirve ‘den beklenin ötesinde çıkan yapıcı kararlar, çözüme yönelik adım atılmasını ısrarla bekleyen piyasalarda sevinçle karşılandı ki zirve öncesi gergin bekleyiş aslında bu zirveden piyasaların çokta umutlu olmadığını gösteriyordu. Ancak zirve sonrası bu gerginlik yerini global anlamda bir gevşemeye bıraktı diyebiliriz. Piyasaların aslında kutladığı zirveden çözüme yönelik adım atılması ve Merkel ‘in taviz verdirilebilmesiydi. Dış piyasalar hassasiyetinde hareket eden borsamızda zaten çıkış için uygun şartların oluşmasını bekliyordu ki global yükselişe ortak oldu. Yalnız dikkat edilmesi gereken bir hususta Cuma kapanış itibariyle çeyreklik kapanış olması ve şirketlerin bilanço makyajlamasına yönelik yükselişlerinde bu kapanış içinde hesap ediliyor olması gerektiğiydi. Yani bu durum borsamızdaki yükselişte bir miktar doping etkisi yaratmış olabilir. Yine bu olumlu hava ‘nın önümüzdeki hafta piyasaların beklentisi dahilinde olan AMB ‘den gelecek faiz indirimi kararı ile bir miktar daha sürmesini mümkün kılabilir. Önümüzdeki hafta ise piyasalarda bu kez gözler ABD ‘den gelecek istihdam piyasasına yönelik datalara çevrilecek. Biliyorsunuz Fed daha önceki toplantılarında da istihdam piyasasına yönelik iyileşme veya kötüleşmelere yönelik olarakta oyun planını şekillendirdiğini belirtiyordu. Bu bakımdan datalar piyasa hassasiyeti açısından da önem arz ediyor.

İkinci grafiğimize geçicek olursak komisyon 2012 bahar tahmininde yer alan eurozone üyesi 15 ülke ‘de 2013 yılında büyümeye dönüş öngörülüyor. Yunanistan ve İspanya için böyle bir durum söz konusu değil çizelge ‘de de görebileceğiniz üzere. Komisyon GSYİH büyümesine yönelik olarakta bu yılında çetin geçiceğini belirtiyor. Komisyon büyümenin yavaşlayacağını öngörürken, grafikte altta 7 eurozone üyesi ülke ve bir bütün olarak eurozone ‘da daralma baş gösterirken, birçok üye ülkenin kurtarma programına devam edeceği saptamasında bulunuyor.

3. Grafiğimizde kamu borçlanma durumuna ilişkin 2012 ‘nin 4. Çeyrek sonuçlarına yönelik kestirimler mevcut. Almanya en yüksek düzeyde kamu borcuyla dikkat çekiyor. Almanya ‘nın brüt kamu borcu 2011 yılı 4.çeyreğinin sonunda 2 trilyon euro ‘nun üzerindeydi. Bu Alman ekonomisinin GSYİH ‘nın yüzde 81 ‘inin biraz daha fazlasına eşdeğer idi. Yunanistan ‘ın 355,6 milyar euro kamu borcu bu duruma nispeten daha azdı. Fakat ekonomi ‘nin gittikçe küçülmeye başlamasından bu yana, bu yük daha belirgin hissedilir hale gelmeye başladı.

4. bölümde ise Kamu borcunu GSYİH ‘nın bir oranı olarak çizelge ‘de görmekteyiz. Maastricht kriterleri gereği üye ülkelerin kamu borcunun GSYİH ‘ye oranı yüzde 60 ‘ı geçmeyecek biçimde muhafaza edilmesi şartı koşulmuş. Bu şart gerçekleşmese dahi oran yeterince azaltılmalı ve tatmin edici bir hızda yüzde 60 ‘a yaklaştırılmalıdır.Ne var ki çizelge ‘de sizinde göreceğiniz üzere sadece 5 eurozone ülkesi 2011 yılında bu hedefi tutturmuş. Ve birçok ülke ‘nin borç yükünün GSYİH ‘ya oranı bir önceki yıla nispeten artmış.

5. Çizelgemizde ise 2012 bütçe dengesi ‘ne yönelik veriler mevcut. Bu veriler GSYİH ‘nın bir oranı olacak şekilde yüzdesel olarak ifade edilmiş. Yine Maastricht kriterleri gereği kamu bütçe açığı GSYİH ‘nın yüzde 3 ‘ünü geçmemeli. Eğer bu oranı aşarsa, kalıcı ve önemli ölçüde bu orana doğru düşürülücek adımlar atılmalı, bu oranın aşımı istisnai ve geçici olmalı.Yani genel olarak bu oran muhafaza edilmeye çalışılmalı. Küresel finans krizinden sonra, birçok eurozone üye ülkesi aşırı bütçe açığı prosedürü uyguluyordu, Çünkü bütçe açıkları GSYİH ‘nın yüzde 3 ‘ünü aşmıştı veya borçları yüzde 60 sınırını aşmıştı, veya her iki durumda söz konusuydu. Kasım Ayında, bütçe ve kamu borç disiplini hususunda ipleri elinden bırakmak istemeyen AB mali yaptırımlar ile değiştirilmiş bir istikrar ve büyüme paktı açıklamıştır. Yeni kurallar ise 13 Aralık 2011 itibariyle yürürlüğe girmiştir.

6. tablomuzda ise yine GSYİH ‘nın bir oranı olarak faiz dışı fazla verme durumu veya açık verme durumları ele alınmıştır. 2012 ‘ye yönelik olarak hazırlanmış tablodan da göreceğiniz üzere, bir kere çok az sayıda eurozone üyesi ülke faizlerin hariç tutularak bakıldığı denge olan faiz dışı bütçe dengesinde fazla verebilecek. Hükümetin alınan vergilerden ve gelirlerden oluşan bütçesiyle sosyal programlara, sübvansiyonlara ve diğer bütçe kalemlerine daha az harcama yapması beklenebilir eğer açık gittikçe artıyor ve borç yükü tırmanıyorsa. Ağır borç yükleri üzerindeki faiz ödemeleri bütçe açıklarını daraltma girişimlerini zor bir hale sokar. (İtalya ve Portekizin bu büyüklükte bir faiz ödemesi olmadığından 2012 ‘de fazla vermeye aday ülkeler olarak karşımıza çıkmakta.) Artan açıklar ülkenin borç yüküne eklenir. Faiz ödemeleri hariç tutulduktan sonra bakılan bütçe dengesi de faiz dışı bütçe dengesi olarak adlandırılır. Kısaca bütçe gelirleri, faiz dışı giderleri aşıyorsa faiz dışı fazla vardır. Yok hayır aşmıyor ve bütçe gelirlerimiz faiz dışı giderleri karşılamıyor ise faiz dışı denge açık veriyor deriz.

7. Çizelgemizde ise tüketici fiyatlarındaki enflasyon ülkeler bazında ele alınmış. Yakınsama kriterini karşılamak amacıyla, belirtilen üye ülkelerin tüketici fiyatlarındaki enflasyon oranının, euro bölgesinde fiyat istikrarı bakımından en iyi performansa sahip 3 ülkenin yıllık enflasyon oranları ortalamasının puan olarak %1,5 üzerini geçmemesi şartı aranmaktadır. 2010 ‘da, irlanda (%1.2), Slovenya (%2.1) ve Fransa (%2.3) ile en düşük oranları yakalayarak, euro bölgesi üye ülkeleri için %3.4 ‘ü referans oran olarak tayin etmiştir. AMB ‘nin enflasyon hedeflemesi kapsamında belirlediği düzey ise %2 civarında gerçekleşmektedir.

Son tabloda ise aylık işsizlik oranları verilmiş. Görüldüğü üzere geçtiğimiz dönemde de adını sıkça duyduğumuz ve duymaya devam edeceğimiz ve de uzun uzun dile getirilmekten usanılıp kısaca PIGS olarakta ifade edilen ülkeler olan Portekiz, İrlanda, Yunanistan ve İspanya yer almaktadır.

Bu zirve sonrasında, piyasalar ‘daki haber trafiğine ‘de şöyle genel olarak baktığımızda Jim Rogers ve Pimco Ceo ‘su El-Erian gibi önemli isimlerin de alınan kararlardan çok tatmin olmadığı ve karamsarlıklarını yitirmediği anlaşılıyor. Ne diyelim o zaman, izlemeye devam!

Şuna da Göz Atın

Türkiye’nin ve Japonya’nın Tüketim Alışkanlıklarının Karşılaştırılması ve Etkileri / Yazar: Öğr. Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Japon ekonomisi 2. Dünya savaşından çıkmış olmasında rağmen Dünya’nın önde gelen ekonomilerinden birisidir. Kişi başına …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.