Çarşamba , 23 Ekim 2019

Piyasadan Notlar

Geçen hafta değinme fırsatım olmadığı için biraz eskimiş gündem olsa da paritedeki zayıflamayı başlatması açısından bahsetmeden geçemeyeceğim olaylar silsilesine şöyle kısaca bir değinecek olursak; AMB ve Eurogroup toplantılarından gelen açıklamalar eşliğinde dalga boyu yüksek haftaları geride bıraktık. AMB ‘de beklenen faiz indirimi açıklanırken, beklenmeyen mevduat faizinin 0 a indirilmesi ekonominin beslenebilmesi ve bankalararası alışverişin teşviği açısından olumlu olsa da pariteye yönelik ilk etkisi olumsuz oldu euro açısından. Aynı haftanın Cuma günü ise AB ‘den bir yetkili, ‘’ EuroGroup, programın yolunda olduğuna karar verene dek Yunanistan ‘a nakit aktarım olmayacak ’’ şeklinde bir açıklama yapınca parite tarafında kan kaybı giderek hızlandı ki rafa kaldırılmış olan Yunanistan ‘ın yeniden bu şekilde gündeme gelmesi piyasa ‘lardaki belirsizlik bulutunun tekrardan Avrupa ‘nın üstünü örteceğinin işaret fişeği gibi bir algı ortaya çıktı. İçeride ise Tüik GSYH 2012 birinci çeyrek sonuçlarını açıklamıştı. Bir önceki yılın ilk çeyreğine kıyasla büyüme yüzde 3.2 oldu. Bu konuda BETAM ‘ın değerlendirmesini incelemenizi tavsiye ederim.

Faiz tarafındaysa beklentilerden düşük gelen haziran enflasyon verisinin verdiği iyimserlikle bono faizlerinde 8 ‘li seviyeler görüldü. Bu düşüşte yabancıların alımlarının etkili olduğu söyleniyor. Kur tarafında ise emtia fiyatlarındaki düşük seviyelerin korunmasına paralel TCMB açıklamaları eşliğinde TL ‘de değerlenme söz konusu. Emtilar  ‘da ise şimdilik sakin seyir devam ediyor. Yalnız kuraklık etkisinden mısır fiyatları da almış başını gidiyor. QE3 göstergemiz olan Altın ‘da yatay ve sakin seyir devam ediyor idi. Fed ‘in şahin ve güvercinlerinden gelen QE3 ‘e ihtiyaç var yok açıklamaları sarışının da kafasını karıştırmış durumda nereye gideceğini şaşırmış o da yatay bekliyorken, dün kongre ‘de ekonomi ve para politikası konusunda yarıyıl konuşmasını yapan Bernanke ‘nin açıklamaları sonrası satış ağırlıklı bir seyir izledi. Bugünde temsilciler meclisine de konuşan Bernanke istihdam piyasasına yönelik anlamlı bir kazanım olmadığı taktirde Fed ‘in ekonominin iyileşmesine yönelik gerekli adımları atmaktan geri durmayacağının dün olduğu gibi bugünde altını çizdi. Ayrıca Bernanke Fed ‘in önceki tahvil alım programlarının savunmasını tekrarladı, birşeyin altını çizdi ki o da şu; para politikası yalnız başına ekonomik iyileşmenin yükünü omuzlayamaz. Bernanke bu cümleyi direkt piyasa oyuncularına yönelik olarak söylemiş olmalı ki QE3 ‘e kısa vade de avrupa ‘dan doğabilecek dış şoklar veya beklenmeyecek düzeyde ekonomik aktivite ‘de bozulma olmadıkça yanaşmayacağının sinyalini vermiş oldu böylece. Fed sonuçta bu silahı kullanmam demedi ama şuan için kullanmamasını gerektirecek bahaneler sıraladı, örneğin Bej Kitap ‘ta da belirtilen düşük büyüme hızına işaret ederek büyüyoruz dedi her ne kadar düşük bir hızda da olsa, sonuçta bir nevi beklenti yönetiliyor. Öte yandan 3 ay sonra seçimler var, bu tarz bir genişleme yapılması siyasi malzeme olarakta kullanılabilecek bir durum bunu da etik açıdan doğru bulmamış olabilir Fed.

 2. Çeyrek bilanço dönemine de giren Wall Street ‘te konut verileri ve dayanıklı mal siparişleri verilerinin beklentilerden iyi gelmesiyle S&P 500 endeksinde yükseliş süreci önceki gün yayınlanan İMF ‘nin küresel büyüme ‘ye yönelik aşağı yönlü revizyon raporu ile frenledi. Bunun yanısıra kötü gelen perakende satış verisinin de endeksteki düşüşte payı var. İçeride ise İMKB ‘de 54000 civarından başlattığı tepki temelli rallisini kritik dönemeç olan 63000-63500 bandına kadar taşıdı ve burda bandın hemen altında destek oluşturmaya çalışırken bir yandan dışarıyı izlemeye devam ediyor.

ABD ekonomi gündeminde ise, Enerji maliyetleri düşmeye devam ederken, beklentiler paralelinde tüketici fiyatları haziran ‘da sabit kaldı. Enflasyonun düşük kalması durumunda, yatırımcılar tarafında Fed‘in ek bir genişleme paketi açıklama konusunda daha temkinli yaklaşılacağı biliniyordu. Sanayi üretimi haziran ‘da beklentilerin üzerinde artış gösterdi, bu esnada ise kapasite kullanım oranı artsa da beklentilerin altında kalan bir artış oldu bu.

Diğer taraftan, inşaat güven endeksi temmuz ayında 10 yıllık süre içindeki en büyük aylık sıçramasını yaptı, bu durumda konut piyasasında yaşanan iyimserliğin bir diğer göstergesi. Bugün açıklanan birbaşka data olan konut başlangıçları ise haziran ‘da dört yılın en hızlı yükselişini kaydederek, konut piyasasına yönelik dipten dönüşün gerçekleştiği algısını kuvvetler nitelikte.

Şuna da Göz Atın

TÜRKİYE’DE FİNANSAL OKURYAZARLIK GERÇEĞİ VE ALINABİLECEK ÖNLEMLER / Yazar: Öğr.Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Finansal okuryazarlık bireylerin tasarruf ve tüketim dengesini kurabilmeleri, doğru yatırımlara yönelmeleri ve kendi bütçelerini yapabilmeleri …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.