Perşembe , 24 Eylül 2020

Brezilya’da ve Türkiye’de Konjonktürel Döngüler

2011 yılında ekonomistler arasında en popüler konu Avrupa’daki borç krizi ve gelişmekte olan ekonomilerinin karşı karşıya kaldığı ısınma tehlikesiydi. İki konuda hakkında tutarlı tutarsız epey yorum yapmıştık blogda. Özellikle de ısınan ekonomiler ile ilgili olarak Brezilya ve Türkiye üzerine yorumlarda bulunmuştuk. Okumak isterseniz aşağıdaki linkleri kullanabilirsiniz.

Isınan ekonomiler: Brezilya
Isınan ekonomiler: Türkiye

Hakim görüş iki ülkenin de ekonomik olarak ciddi risklerle yüzleşmesi gerekeceği yönündeydi. Şu ana kadar elimizde olan veriler, iki ülkenin de ekonomik olarak küresel resesyon tehdidine karşı dirençli olduğunu gösteriyor.

Universidade do Porto‘da iktisat doktorası yapmakta olan Joao Ricardo Filho da blogunda IMF’ten aldığı verileri derlemiş ve iki ülkenin konjonktürel dalgalanmalarını kıyaslamış.

Gerekli logaritmik düzeltmeler sonucu elde edilen konjonktürel döngüler (business cycles) iki ekonomi arasındaki benzerlikleri ortaya koyuyor.  İlk dikkat çekici özellik 2000 yılında zirveye ulaşana kadar Brezilya ekonomisinin Türkiye ekonomisine göre gecikmeli bir seyir izliyor olması. Hatta Türkiye’deki bir krizin Brezilya’da bir kriz için öncü gösterge olabildiğini söylemek mümkün. Aynı şey ekonomik zirveler için de geçerli.

Diğer bir dikkat çekici nokta Türkiye ekonominin daha dalgalı seyrettiği gerçeği. İncelenen zaman diliminde Türkiye’nin 9, Brezilya’nın ise 7 dönüşüm tamamladığı gözükmekte.


Aynı yazıda iki ülkenin yine arındırılmış büyüme verisi setinden elde edilmiş bir grafik de yer alıyor. Brezilya’nın sonuç olarak Türkiye’nin daha hızlı bir ekonomik büyüme gerçekleştiği görülmekte bu grafikte. 90’ların sonunda yaşanan şok Brezilya’yı oldukça olumsuz etkiler bu zaman diliminden 2000’lerin ortalarına kadar Türkiye’nin büyüme potansiyelini daha iyi kullandığı görülüyor.

Her ne kadar konjonktürel dalgalanmaların seyri açısından birbirlerine benzeseler de, bence temel dinamikleri açısından birbirinden farklı ekonomilere sahip bu iki ülke. Brezilya’nın üretim kompozisyonu ve bunun üstüne kurduğu ihracat odaklı büyüme yaklaşımı onun dünyanın en büyük ekonomilerinden biri yaptı. Bu açıdan bakıldığında çeşitlendirme açısından Brezilya, Türkiye’ye oranla dışarıya karşı daha hassas olabilir.Finansman akımları açısından kıyasladığımda, Türkiye’nin uzun süre Brezilya’ya oranla daha düşük primlerle dışarıda sermaye çekebildiğini gördüğüm için bunu söylüyorum fakat Türkiye’nin bütçe ve cari dengelerindeki eğilimler bozulma sürecine girerlerse (ki Orta Vadeli Plan’a göre bir uyumsuzluk olabilir, bunun ihtimali çok yüksek) yukarıdaki grafiklerde görülen dönüşümlerde aleyhimizde olacak kopmalar yaşanabilir. Netice olarak da Türkiye, Brezilya kadar güçlü bir üretim ekonomisine de sahip değil maalesef. Bu yüzden Türkiye’de daha çok uzun vadeli riskler bekliyor olacaktır.

Şuna da Göz Atın

COVID-19 ETKİSİNDE GELECEKTEKİ DÜNYA DÜZENİ

Yazar: Öğretim Görevlisi Yusuf Bahadır Kavas 2019 Aralık ayında başlayan ve salgın niteliği kazanarak tüm …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.