Çarşamba , 26 Haziran 2019

Fakirin ekmeği: Mikrofinans mı olacak? (Mikrofinansa yüzeysel bir bakış)

Dünya nüfusunun, gelir taksimi neticesinde ortaya çıkan kişisel gelir ölçeğini kabaca sınıflandıracak olursak; yüksek-orta-düşük-muhtaç diye bölümlere ayırabiliriz.

Yüksek gelir grubundakiler alın teri, sel suyu ve ya talih kuşu gibi vasıtalarla pastanın kaymaklı kısmını tabağına doldururken onların sayısının dünya nüfusuna oranladığımızda “bir elin parmaklarını geçmez” diye hayıflanırız.

Orta kısım denen hareketliler grubu, her an sınıf değişimine müsait olan favori gruptur. Orta grup alın terine biraz da kısmeti ekleyebilirse bir üst tura güle oynaya geçebilir ancak derbi maçlarında nasıl kesinlik yoksa burada da yoktur. “Midyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” da vardır.

Düşük gelir grubu rüyalarında görebildiği ve filmlerde izlediği şatafatlı hayatın sadece içgeçiricisidir, bu gruba göre “bir fırsat verilse ya da bir elinden tutan olsa orta seviyeyi direk atlayıp bir iki sene içinde en zenginler kulübüne adını yazdırırlar.

Muhtaç kısmı ise, seslenir ama sesi duyulmaz, duyulsa da o sesi çoğunlukla alt ve orta gelir grubu duyar ki onların da o sese ancak “gık” diyecek kadar cüreti ve ücreti vardır. Yani muhtaç kesim insanlığın bir türlü geçmeyi başaramadığı insanlık seviyesinin taş duvarıdır.Bu duvarı aşmak Berlin duvarını yıkmaktan daha meşakkatlidir herhalde ki bu duvar henüz yıkılamadı…

Yukarıda kendimce oluşturmaya çalıştığım bu manzarada derdine derman bulunmasını arzuladığım öncelikli olarak muhtaç kesim ve düşük gelirli kesimdir. Bu yazının amacı hem onların halini tekrar hatırlatmak hem de onların mevcut durumlarını iyileştirebilecek bir formül olan mikro finansman ve mikro kredi çözümünü gündeme taşımaktır.

Kısaca derdine derman olunası grubun ortak adını belirleyip onu kendi içinde belirginleştirelim.Bu yazıda bahsi geçen çözümün hedef kitlesi yoksulluk kavramı ve yoksulluk içerisinde yaşayan insanlardır.

Hani derler ya “göz yaşının rengi olmaz” diye.işte yoksulluğun da tam tarifi yoktur. Ancak yoksulluğun çeşitli boyutlardan ele alınabildiği görülmektedir. Bunlar: Ekonomik boyutlu yoksulluk, sosyo- kültürel boyutlu yoksulluk, düşünsel-felsefi boyutlu yoksulluk ve politik boyutlu yoksulluk gb.[1] Ancak en azından şekli bir tanım gerekirse:

 “En genel anlamıyla yoksulluk, bireylerin beslenme, barınma, eğitim ve sağlık gibi temel gereksinimlerini karşılayamama veya toplumsal standartların gerisinde kalma ya da yaşamın gerektirdiği imkânlardan yoksun olma durumu olarak tanımlanmaktadır.”[2]

Ne mutlu ki mikro finansman denen bir kavram var da umudumuz bir nebze daha artıyor.

Kavramsal olarak tariflere devam edecek olursak:

Mikro finansman; az da olsa düzenli bir geliri olan bireylere veya işletmelere küçük miktarlı fon sağlanmasıdır.bir diğer tanıma göre ise, gelişmekte olan ülkelerde düşük gelirli kesimin iş sahibi olabilmesini sağlamak için onlara parasal ve ya teknik destek sağlanması ve böylece ülkedeki yoksulluğun azaltılmasına katkıda bulunacak faaliyetlerdir. [3]

Mikro kredi ise az önceki tanımdan yola çıkacak olursak; düşük gelirli olan ihtiyaçlıya sunulan düşük miktarlı ve en uygun ödeme olanağı sunularak tahsis edilen kredinin, ihtiyaçlının sosyo-ekonomik yaşam alanında maksimum faydaya dönüşümünü  sağlayan hacmi küçük gücü büyük kredilerdir (bu kısa tanım da benim katkım olsun). 🙂

Dünya üzerinde ilk ne adla anıldı, nerede çıktı, kimler bunu akıl etti net bir bilgi bulunması zor. Kayıtlara bakıldığında Bangledeş de yoksul insanlara mikro kredi olanağı sağlayan Grammen Bankasının kurucusu olan ödüllü Profesör Muhammed Yunus’un 1976 da başlattığı sistem ön plana çıkmaktadır. Kaynaklara göre Profesör Yunus, Jorbo bölgesi yakınındaki incelemelerinde iskemle işçisi kadınlarla görüşmüş, onların fakirliği ve bu fakirliğin sebepleri üzerine kafa yormuştu. Prof. Yunus onların bu sorunlarının kredi kullanma imkansızlıklarından kaynaklandığını fark etmiş ve kendisi o bölgedeki iskemle üreticisi 42 kadına 27 dolara tekabül eden bir nakit kredi vermiştir.[4] Elbette bu, çağdaş mikro finansman sistemin başlangıcıdır. Zira bundan asırlar öncesinde bile insanlar bazı durumlarda nakit paraya ihtiyaç duydukları zaman borç alacak makul bir kişi veya merci bulamaz mecburen asıl adı tefeci olan karagündostları(!) na gitmek zorunda kalırlarmış. Zamanla borç bulma kaynakları çeşitlenmiş bankerler, tontinler, bankalar ve benzeri aslında borç alan kişiye aldığı borcun kat kat fazlasını yükleyen, borçlunun borca bağımlı kalmasına neden olan gayri insani ve gayri iktisadi yapılar peydah olmuş. Konumuza tekrar dönecek olursak Prof. Yunus yoksun durumda kalanların faydalanabileceği ve onlara artı değer katabilecek kapasitedeki kredilere ulaşım imkanlarının ne denli kısıtlı olduğunu iyi analiz ettiğinden çözümün kurumsal bir yapıya ihtiyaç duyduğunu anlamıştır. İşte bu fikirler zamanla Grammen(köylü) bankasının 1983 de kurulmasını sağlamıştır.[5]

Grameen Bank’ın (GB) 2007 Ocak ayı dahil verilere göre; 6,95 milyon kredi müşterisi olan ve bunların %97’sinin kadın olan banka 2.343 şubesi ile Bangladeş’teki köylerin neredeyse %90’ını oluşturan 75.359 köye hizmet götürmüştür. Grameencredit olarak isimlendirilen kredilerin özellikleri şunlardır :[6]

“a)- Kredi bir insan hakkı olarak sunulur.

b)- Fakir ailelerin özellikle de kadınların fakirliği ile mücadele etme misyonuna sahiptir.

c)- Grameenkredi’nin en belirgin özelliği herhangi bir koşulunun veya yasal olarak zorlayıcı herhangi bir sözlesmesinin olmamasıdır. Yasal prosedürde veya sistemde olmayan “güven” esasına dayalı olmasıdır.

d)- Kredi, fakir hanehalkının kendi işgücü ile gelir getirici faaliyetlerini destekleyerek tüketimlerini karşılamayı hedefler.

e)- Öncelik geleneksel bankacılığın kredibilitesi olmayan kişiler olarak sınıflandırdığı fakir kişilerden yanadır. Bunun sonucu olarak geleneksel bankacılığın yöntemi reddedilmiş ve kendi yöntemini geliştirmiştir.

f)- Öncelikle bankaya gidemeyecek kadar fakir durumdaki insanlara hizmet eder. Kişiler bankaya değil banka kişinin ayağına gider.

g)- Bir müşteriye kredi sağlamak yerine bir müşteri grubuna kredi sağlanır.

h)- Krediler birbirini izleyen bir devamlılık esasında kullandırılır. Borçlu ancak önceki

kredisini ödeyerek yeni krediyi alabilir.

I)- Bütün krediler haftalık veya iki haftada bir taksit sisteme göre geri ödenir.

j)- Bir borçlu birden çok kez kredi kullanabilir.

k)- Borçlular için zorunlu ve gönüllü tasarruf programlarının her ikisini birden getirebilir.

l)- Genel olarak bu krediler kâr amacı gütmeyen organizasyonlar veya kurumların kendi müşterilerince yapılan ödemeler veya ödünç verilen fonlardan verilir. Grameenkredi’nin faiz oranları piyasa faiz oranlarına yakındır.

m)- Grameenkredi sosyal sermayenin yapılanmasına öncelik verir. Ayrıca insani sermaye ve çevrenin korunması konularına önem verir. Çocukların eğitimi için burslar verir. Daha yüksek eğitim alabilmeleri için kredi verir. Buna ek olarak yine eğitim ve insanca yasam için gerekli teknolojik alt yapının oluşturulmasına da katkıda bulunur (cep telefonu, güneş enerjisi, elle çalışan teknolojiler yerine mekanik olanların getirilmesi gibi şeyler).”

Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. tarafından hazırlanan çalışmadan doğrudan aktardığım bu kriterler temel olarak çok açık şekilde yoksul kesime iyi niyet ve sürdürülebilir bir destek gayretini yansıtmaktadır. Elbette en iyiye giden yolu bulmak için her zaman yeni fikirler yeni projeler üretilmelidir.

                                                               (Aktaran: H.Şaduman Okumuş, a.g.e.,s:194.)

Mikro kredi örnekleri dünyaya hızla yayılmış ve çeşitli ülkelerde hayata geçirilmiş projeler bulunmaktadır. Bir tablo halinde bu uygulamanın olduğu ülkeleri sayısal verileri ile verelim:

                                                    (Aktaran: H.Şaduman Okumuş, a.g.e.,s:200.)

Ülkemizde (Türkiye) ise çok uzak tarihlere gitmeden örnek verecek olursak, Osmanlıdan beri sosyal yardımlaşma geleneğinin vakıf, memleket sandıkları, dernekler, vb. kurumlar vasıtasıyla yaygınlaştırılmış oldu bir gerçektir. En yakın tarihlerde ise 2002 senesinde MAYA Vakfı Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı bünyesinde kurulmuş ve bir mikro ekonomik destek işletmesi faaliyete geçmişti.

Yine ülkemiz de 2003 senesinde Türkiye İsrafı Önleme Vakfı, Diyarbakır Valiliği ve Grameen Trust’ın işbirliği ile Diyarbakır’da başlatılan “Turkiye Grameen Mikro Kredi Projesi (TGMP)” [7]

Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG)-HSBC Bankası İşbiliği Modeli,

Güneydoğu Anadolu Projesi Girişimci Destekleme ve Yönlendirme Merkezi Kadın Girişimciliği Projesi (GAP-GİDEM),

T.C. Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu (SYDTF) Sosyal Riski Azaltma Projesi (SRAP),

Dernek ve Vakıflar (H. Şaduman Okumuş , İTO yayınları No:2010-31) yi örnek olarak verebiliriz.

Uzun lafın kısası, mikro finansman ve mikro krediler en küçük ekonomik birimlere ulaştırılarak bu birimlerin katma değer üretebilecek birikim,eğitim ve girişim gibi aktivitelere vesile olacaktır inancındayım.

Sözün sonuna geldik yine. Bu konu daha geniş kapsamlı olarak ele alınabilecek bir konudur.Burada sadece bir haberdar edebilmek amacıyla konuya değinildi. İlerleyen zamanlarda yeri gelirse tekrar yeni kaynaklarında yardımıyla konun farklı yönleri irdelenir. Çünkü yoksulluk dünya üzerinde geniş bir coğrafyaya yayılmış ve dünyadaki ana sistemleri etkileyebilecek güçte bir tehlikedir. Her an kapıyı çalabilir. Tarih altın tahtlarda hüküm sürenlerin kuru ekmek kırıntısına muhtaç olabileceğinin misallerini verir. İster ülkeler, ister insanlar herkes “Ne oldum dememeli, ne olacağım demelidir”.

Hangi ekonomik modeli savunursanız savunun insansız bir dünyada o modelin işlemeyeceği aşikardır. Finansal türevlerin çöküşünün çıkardığı toz bulutları henüz dünya manzaramızdan kaybolmadı.Hep kazanalım, biz kazanalım, onlar muhtaç olsun, onlar üretmesin gibi emperyalist pazarlama ve siyaset görüşleri kendi kuyruğunu yutan yılan olur kalır.

Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e nasihat ettiği söylenen “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın!” sözünü konuya uyarlayarak mesajımı veriyorum. “İnsanı yaşatın ki dünya yaşasın” !!!

 


[1]Asuman Altay.” Küreselleşen Yoksulluk Olgusunun Önlenmesinde Mikrofinansman Yaklaşımı”. Finans Politik & Ekonomik Yorumlar 2007 Cilt: 44 Sayı:510. S.57-67.

[2] Turhan Korkmaz ve M.Fatih Bayramoğlu.”Yoksullukla Mücadelede Mikrofnans Modeli ve Mikrofinans Kuruluşlarının Finansal İşlevleri”.

(  http://journal.mufad.org/attachments/article/380/11.pdf )

[3] H. Şaduman Okumuş.”Dünyada ve Türkiyede Mikro Finansman ve Yoksulluğun Azaltılması”.İstanbul Ticaret Odası Yayın No:2010-31

[4] Rajdeep Sengupta and Craig P. Aubuchon, “The Micro Finance Revolution: An Overview”, Federal Reserve Bank of St. Louis Review, January/February 2008, 90(1), pp. 9-30.

http://research.stlouisfed.org/publications/review/08/01/Sengupta.pdf

[5] Samet Güneş,”Yoksullukla Mücadelede Mikro Kredi Uygulamaları ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü Proje Deskleri,Sosyal Yardım Uzmanlık Tezi,Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü,Ankara 2009.

[6]Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş., “Mikro Finansman”,Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Müdürlüğü,Ankara 2007.

[7] Simla Güzel,” Kadın Yoksulluğu ile Mücadelede Dünya Bankası ve Mikro Kredi Uygulaması: Türkiye Açısından Bir Değerlendirme”. AZƏRBAYCANIN VERGİ XƏBƏRLƏRİ. 8/2011.s:79-96.

(http://www.arastirmax.com/bilimsel_yayin/25825/8/79-96_kad%C4%B1n-yoksullu%C4%9Fu-ile-m%C3%BCcadelede-d%C3%BCnya-bankas%C4%B1-mikro-kredi-uygulamas%C4%B1)

Şuna da Göz Atın

Türkiye’nin ve Japonya’nın Tüketim Alışkanlıklarının Karşılaştırılması ve Etkileri / Yazar: Öğr. Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Japon ekonomisi 2. Dünya savaşından çıkmış olmasında rağmen Dünya’nın önde gelen ekonomilerinden birisidir. Kişi başına …

Bir Yorum

  1. Yazı için teşekkürler Kaan.
    Bu yazıyı okurken her nedense Bay evet filmi aklıma geldi.
    Bankada çalışırken kendisine kredi başvurusu yapan herkese onay veriyor ve işten kovulacağını zannederken genel müdürlükten etkili ve yetkili bir abi gelip “Aferin, insanların küçük ihtiyaçlarını karşılayıp bize yeni bir gelir kapısı açtın” diye sesleniyordu.

    İnsanların motor, araba zevkleri için verilen bu krediler mikro kredi olarak işlere aktarılsa elbette daha verimli olur, sonuçta bir yatırım için çekilen kredi bu.

Kadir için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.