Pazar , 27 Eylül 2020

ABD Tahvil Piyasasında Fed Etkisi

Kapitalizm tarihini aynı zamanda da spekülasyonlar tarihidir. Serbest piyasa mekanizmasının en büyük işlevi olan etkin fiyat oluşumu için de bu spekülasyonlar gereklidir aslında. Tabi kapitalizm aynı zamanda da kamu müdahalesini, kamunun ekonomi için payını dışlayan bir iktisadi felsefe güder.

2008’de Lehman Brothers’ın çöküşüyle “işte başladı” dediğimiz küresel mali kriz karşısında Fed’in izlediği çözüm yolu para politikasını gevşetmek oldu. Fakat krizin temellerinin atıldığı 2002-06 döneminde de ABD’de son derece gevşek bir para politikası uygulanıyordu ve bu finansal kesimi besleyen fon musluklarının sonuna kadar açılmasını sağlayarak bazı önemli riskleri göz ardı edilebilir kılıyordu.

Sonuç bu göz ardı edilen risklerin yukarıda adını zikrettiğim dünyanın en büyük finansal kurumlarından birinin bilançosunda büyük bir gediğe dönüşmesi oldu. Akabinde benzer hadiseler diğer eşdeğer kurumlarda da yaşandı. ABD’de kimi bankalar yine devlet eliyle kurtarılırken, bazıları da küresel üretimdeki eksen kaymasıyla yaşanan sermaye akımlarının tersine dönmesi sonucu gelişmekte olan ülkelerden sağlanan fonlarla ayakta kaldı. Güneşin batıdan doğması bir kıyamet alameti olarak gösterilir, var olan ekonomik düzende güneş çoktan batıdan doğmaya başlamıştı.

Bu arada Fed bilindiği gibi para basmaya devam etti ve şu anda dünyanın en büyüğü olan ABD ekonomisi, QE adı verilen para politikası operasyonlarının müptelası haline gelerek yapısal bir sarmal içine girdi (QEnfinity). Fed olması gerektiğinden daha düşük tutarak ekonomik dengeleri bozmaya devam etti.

Şu an 1 yıla kadar olan ABD Hazine bonoları neredeyse faiz ödemiyor, 30 yıl vadeli tahvillerde ise getiri %2,75 civarı. Aşağıdaki grafik S&P500 şirketlerinin dağıttığı ortalama kar payının ilk kez bu dönemde 10 yıl vadeli Amerikan tahvillerinin getirisi üstünde olduğunu gösteriyor.

Amerikan finans piyasasından daha kötü bir veri ise toplam ihraç edilen tahvil toplamının 1 trilyon doları geçmesi. Bu noktada kriz öncesine vurgu yapmak ve bu toplamın tarihi zirvesinde olduğu 2007’ye sadece 64 milyar dolarlık uzaklıkta olduğunu söylemek gerekiyor. Bir Fed mühendisliği olan bu düşük faiz ortamı rekor borca ulaşmış Hükümet’in düşük maliyetle borçlanmasını sağlamaya devam ediyor. Bu Obama yönetimi için bir avantaj aslında, ortada böyle de politik bir durum var.

ABD’de tahvil piyasasında iştahı iyice artmış fon yöneticileri aynı zamanda riskli Avrupa ülkelerine yatırımlarını da hızlandırmış durumda. Piyasadaki Fed destekli talep de balonun patlamasının önüne geçiyor. Bu da elbet bir yere kadar sürecek.

2008’de krizin merkez üssü olan finans sisteminde 2012’nin sonlarına kadar temelde değişen hiçbir şey yok.

Şuna da Göz Atın

TÜRKİYE’DE FİNANSAL OKURYAZARLIK GERÇEĞİ VE ALINABİLECEK ÖNLEMLER / Yazar: Öğr.Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Finansal okuryazarlık bireylerin tasarruf ve tüketim dengesini kurabilmeleri, doğru yatırımlara yönelmeleri ve kendi bütçelerini yapabilmeleri …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.