Pazar , 25 Ekim 2020

ABD Ekonomisinden Son Sinyaller

Deutsche Bank analistlerinin tabiriyle “Super Bowl of Economic Data” haftasını geride bırakıyoruz. Super Bowl ABD’de rugby liginin finali ve yıl içinde rating’i en yüksek şov. Gerçekten de ekonomistler için verilerin yüksek adrenalin ile beklendiği bir haftayı geride bıraktık. Bizde özellikle Moody’s’in telekonferansı piyasanın yönünü belirleyen olay oldu, fakat bu yazıda ABD’den bahsetmek istiyorum.

ABD ekonomisi 2009’un üçüncü çeyreğinden bu yana ilk kez daraldı ve geçtiğimiz yılın son çeyreğinde -0,1% oranında bir büyüme oranı ortaya çıktı. Beklentiler dahilinde olmayan bu ekonomik veriye özellikle CNBC analistlerinden canlı yayınlarda büyük tepki gelse de kısa bir süre önemli yatırım bankalarının ekonomistlerin çoğu ufukta resesyon olmadığı konusunda bir konsensüs oluşturdu.

Dün ise iki önemli veri daha geldi ABD ekonomisi bize anlatan. Öncelikle Chicago PMI’ı geldi ve 50’den 55,6’ya yükselen endeks Amerikan ekonomisinde ciddi bir gelişim olabileceğine işaret ediyor. Yalnız bu verinin ABD ekonomisinin daralma gösterdiği Aralık ayına ait olduğunu söyleyelim. Bir diğer hatırlatmayı bu endeksin genellikle açıklandıktan sonra aşağı yönlü revizyonlara maruz kaldığını söyleyerek yapalım. Endeksi açıklayan kurum olan ISM, raporda 2013 yılının ilk ayında gerileme sinyallerinin güçlü olduğunu da belirtiyor. Yine Aralık ayında yükselen endeks büyüme açısından genel olarak olumlu ve gelen -0,1%’lik büyüme oranı biraz da Sandy felaketinin eseri.

 31 Ocak 2013 Chicago PMI

Fed Başkanı Ben Bernanke’nin ekonominin kayıp motorları olarak tanımladığı iki alan vardı: Konut ve emek piyasaları. Konut piyasasında yaptığı mortgage-backed securities alımlarıyla piyasa faiz oranlarını düşürmeyi başarabilen Fed, aynı başarıyı emek piyasasında sağlamayı başaramadı. Daha önce bu konuda pek çok yazı yazmıştık.

Mali Uçurum Sonrası
S&P500 ve M2 İlişkisi

ABD emek piyasasındaki gelişmenin ekonomiye olması gereken katkısı saatlik ücretleri azalması ve geçici, part-time ya da self-employed (bizim serbest meslek) şekilde çalışan kitlelerin büyümesi nedeniyle istenilen ölçüde gerçekleşmiyor. Bunun da sebebi Fed’in yaptığı likidite enjeksiyonlarının reel ekonomiyi desteklememesi. Diğer taraftan oluşan likidite hem Amerikan piyasalarında, hem de diğer küresel piyasalarda varlık balonları yaratmaya devam ediyor ki Fed’in 3 trilyon dolarlık bilanço büyüklüğüne erişmek durumunda kalmasının sebeplerini çok iyi biliyoruz.

Tam zamanlı - yarı zamanlı işçi grafiği

ABD’de çalışan insan profili tam zamanlı çalışandan sayısından yarı zamanlı çalışana dönerken yine dün gelen önemli bir ekonomik veriyle devam edelim; Son 2-3 yıldır bütün traderların gözdesi haline gelmiş işsizlik başvurularından. İşsizlik başvuruları sayısı beklentileri aşarak 368 bin olarak açıklandı.

İşsizlik başvuruları gerçekten de piyasanın pür dikkat takip ettiği bir veriydi, bunu S&P 500 endeksi ile yakaladığı mükemmel korelasyondan anlıyoruz. Yalnız veriydi diyorum çünkü 2012 Eylül’ünde QE3 hamlesi gelince dikkatler başka noktalara odaklandı.

S&P 500 - İşsizlik başvuruları korelasyonu

Şuna da Göz Atın

COVID-19 ETKİSİNDE GELECEKTEKİ DÜNYA DÜZENİ

Yazar: Öğretim Görevlisi Yusuf Bahadır Kavas 2019 Aralık ayında başlayan ve salgın niteliği kazanarak tüm …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.