Cumartesi , 25 Mayıs 2019

Martta Sat ve Git

Piyasa ruhu şöyle der; Mayıs’ta sat ve git. Davranışsal finans teorisyenlerinin çalışmaları sonucu elde edilen en önemli mevsimsel anomalilerden biridir her mayıs ayını takiben işlem hacminin düştüğü piyasada satışçıların hakim olması. Aslında anomaliler Ocak ayından itibaren Ocak etkisi olarak görülmeye başlar. Vergi yılının bitmesine yakın yapılan kar realizasyonlarının sebep olduğu irrasyonel fiyat düşüşü, yeni yılın getirdiği optimist duygularla birlikte düzeltilir. Bahar ayları piyasalar için de bahar aylarıdır. Mayıs ise fon yöneticilerinin yaz tatili öncesi yarı yıl bilançosunu çıkarma dönemidir. Piyasada pek alıcı olmaz, alıcı olmadığı gibi işlem hacimleri de çok düşüktür. Düşük işlem hacmi piyasa sığlaştırır ve işlemlere daha duyarlı hale getirir. Bunun getirisi ise daha volatil bir piyasadır.

Yukarıda bahsettiğim piyasa kuralı 2011 yılında aynen işlemişti, geçen yıl ise piyasa Mayıs ayı geldiğinde zaten dibi görmüştü, bugün yaşadığımız ralli aslında Haziran 2012’de başlamıştı. Son 10 ay dünya borsalarında pek çok rekor kırıldı. Tahminlerin ötesinde bir performans gösteren hisse senedi piyasaları aynı şekilde devam edebilecek mi? Bu konuda önemli kuşkularım var:

Öncelikle hem gelişmiş, hem de gelişmekte olan piyasalarda coşkunun asıl sebebinin merkez bankalarının sıfır faiz politikaları olduğunu biliyoruz. Küresel ekonomik zincirin en önemli halkaları resesyonla karşı karşıya iken, büyük şirketlerin karlarındaki artış eğiliminin sürdürülebilir olması pek olası değil. Bu da hisse senetleri piyasasındaki fiyat yükselişlerinin rasyonel bir tabanı olmadığını anlamamıza yetiyor. Piyasadaki yükselişler teknik analizcilerin kısa vadede hayal gücü yetenekleri ile yaratabileceklerinden de çok fazla. Özellikle gelişmiş ülkelerde borçlanma araçlarının ve mevduatların reel getirisi negatif iken fonların hisse senetleri piyasasına akmasından daha doğal bir şey olamaz.

Küresel ekonominin durumundan bahsettik. Ekonominin genel görünümünde bir iyileşme fiyatlanıyor olabilir ancak böyle bir iyileşmenin gerçekten olup olmadığı es geçilmemesi gereken bir nokta. ABD’de istihdam artış gösteriyor olsa da yaratılan istihdam içinde part-time işlerin payının artması bunu kısa vadeli kılarken, saatlik ortalama ücretlerde görülen düşüş harcamaları artırıcı etki yapamıyor. Sonuç olarak ekonomide beklenen iyileşme gerçekleşmiyor. İstihdam verilerinin iyileştiği dönemde de ABD ekonomisinde daralma gerçekleşebildiği 2012’nin son çeyreğinde ortaya çıktı zaten. Krizin ve krizden çıkışın baş göstergesi konumundaki konut piyasasında ise Fed müteahhitlik dışında her şeyi deniyor, diğer bir deyişle yine bir manüpilatif konut piyasası yaratıyor.

Dünya ekonomisinin sorunları ABD’de konut ve istihdam piyasalarının görünümünün zayıf olmasıyla bitmiyor tabi. Avrupa bugün kriz denince akla gelen ilk bölge. Yeni gündem ise Kıbrıs. Birlik ekonomisinin %0,1’i kadar olan bir ülkede yürürlüğe giren olağan dışı kriz önlemi (siz buna yasal hırsızlık da diyebilirsiniz) bütün kıtayı sarsmaya başladı. Krizle boğuşan ne kadar ekonomi yöneticisi varsa, kendi ülkelerinin Kıbrıs olmadığını dile getirir oldu. Bir önceki yazıda bahsettiğim üzere, Avrupa’da sorunun temelinin yönetişim becerilerini besleyen ahlakta olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Öte taraftan Çin’de iniş ne kadar yumuşak oldu, bu hala önemli bir soru. Diğer bir önemli soru da sağlanan yükselişin temelinin ne olduğu. Çin’de devlet kapitalizmi adı altında güdülen Keynesyen politikalar en açık haliyle ülkenin boş kalan vadilerine viyadük inşa etmeye dayanıyor. Öyle ki Çin’deki yükselişin izlerini en iyi dünyanın en büyük inşaat makineleri üreticis Caterpillar‘ın borsa performansında izleyebiliyordunuz. Geride bırakmaya hazırlandığımızı düşündüğüm rallide ise piyasa Caterpillar hisseleri konusunda ortalama üstü bir rasyonellikte hareket etti ve satışları düşen şirketin borsa performansı S&P 500’ün gerisinde kaldı. Zira şirket Çin’den aldığı siparişler geriliyordu. Çin’de yeni kurulan hükümet sürdürülmekte olan programa sadık kalıp yüksek büyüme oranlarına erişme konusunda iddialı fakat daha fazlasını yapmaları gerekecek.

Önümüzdeki dönem kar realizasyonu tabirinin ekonomi programlarında sıkça kullanılacağı bir dönem olacağa benziyor. Bu yüzden satıp gitmek için Mayıs ayını beklemeye gerek yok.

Şuna da Göz Atın

Türkiye’nin ve Japonya’nın Tüketim Alışkanlıklarının Karşılaştırılması ve Etkileri / Yazar: Öğr. Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Japon ekonomisi 2. Dünya savaşından çıkmış olmasında rağmen Dünya’nın önde gelen ekonomilerinden birisidir. Kişi başına …

Bir Yorum

  1. bu yazıyı uygulayanlar sadece altından %15 kâr elde edecekti. Ama biz dinlemedik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.