Cumartesi , 25 Mayıs 2019

Yeni Dönemde Fed Stratejileri

Janet Yellen‘in Fed başkanlığını bir anlamda garantilemesiyle birlikte Fed için de, küresel mali piyasalar için de yeni bir dönem başlıyor. Peki bu döneme yönelik nasıl bir strateji belirlenmeli? Ben açıkçası yeni döneme geçmeden önce Bernanke’nin koltukta geçireceği son birkaç ay ile ilgili çeşitli değerlendirmelerde bulunmak istiyorum.

Geleneksel olmayan politikaları ve ulaştığı merkez bankası bilançosu büyüklüğü ile şimdiden ekonomi tarihine geçmeyi başaran Ben Shalom Bernanke, yaptığı toplantılarda hep Amerikan ekonomik motorunun iki kayıp pistonundan bahsedip durdu: Konut piyasasının hareketlenmesi (pek tabii ki büyümeye olumlu yansıyacak şekilde) ve istihdam. Konut piyasasının hareketlenmesini sağlayabilmek için benim apaçık manipülasyon olarak sınıflandırdığım türde bir tahvil alım programını başlattı ve bu hem tahvil, hem de mortgage piyasasında (Fed’in beklediği gibi) faizlerin süratle gerilemesine sebep oldu ya da Fed, yaptığı işlemlerle bu piyasaların olduklarında daha az riskli görünmesini sağladı.

Son birkaç aylık dönem ise yukarıda detaylarını verdiğim tahvil alım programının yavaşlatılacağına yönelik spekülasyonların piyasada etkili olmasıyla geçti. Mayıs FOMC’de Bernanke’nin yıl bitmeden programın yavaşlatılabileceğini açıklaması Amerikan Hazinesinin ihraç ettiği 10 yıllık vadeli tahvilerin faiz oranlarında sert bir yükselişe sebep oldu (bkz. aşağıdaki grafik) ve bu yükseliş ile birlikte Haziran ayında 2.63%’lük oran kaydedildi. Bernanke Haziran FOMC’de ise 50 baz puanlık faiz artışının kendisi için sürpriz olduğunu açıkladı. Öte yandan Eylül FOMC’de programın yavaşlatılacağına kesin gözle bakılması faizlerde yukarı yönlü eğilimi destekledi ve bu toplantı öncesi 2.92%’lik oranı gördük. Bernanke’nin beklentilerinin de ötesinde olan bu yukarı yönlü hareketler, Fed’in programın yavaşlatılmasının en erken 2013 Aralık ayına ertelenmesine sebep oldu.

İşin ilginç tarafı şu ki, aslında yavaşlama olsa bile hızını azalsa da sürecek olan genişleme politikası, piyasa tarafından sıkılaşma olarak algılandı ve faizler birden tırmandı. Bu gelişme, genişleme sonrası likiditeye bağımlı hale gelen yatırım bankalarının neden olduğu fiyatlamaların Fed, ve doğal olarak ekonomi üzerinde ne kadar etkili olduğunu gözler önüne seriyor.

Makroekonomik göstergelere baktığımızda ise, Lehman sonrası dönemde 4 kat büyümüş olan Fed bilançosu, teorinin aksine enflasyonist bir baskılamaya neden olmadı, olmadığı gibi Amerikan ekonomisininin karşısında deflasyon hala bir sorun olarak duruyor. Nitekim, ülkede harcamalara yönelik göstergeler gıda ve enerji dışı harcamaların hala istenilen seviyeye gelmiş olmadığını gösteriyor.

İleriye dönük kısa vadeli sürpriz beklentim; başkanlığını son dönemlerinde Bernanke’nin, finansal piyasaların kronikleşen hastalığını ve ulaşılan makro verilerin yetersizliğini öne sürerek, halefi Janet Yellen’e bilançosu daha yavaş genişleyen bir Fed bırakması. Düşük de olsa böyle bir ihtimal var.

ABD 10 Yıllık Tahvil Getiri Oranları

Janet Yellen’in göreve geldikten sonra en çok odaklanacağı makro göstergelerin istihdam ile ilgili olanlar olacağını çıkarımını geçmiş açıklamalarından yapabiliyoruz. ABD’de emek piyasası ile ilgili olarak da şu, şu, şu ve şu yazılar okunmalı.

Bana kalırsa, hiçbir genişleme programı Amerika’da istihdamı destekleyemedi, bu görüşü hala ve aşağıdaki grafiklerle destekleyerek savunuyorum:

Aşağıdaki grafikte görüldüğü üzere, 2002’deki resesyon öncesinden bugüne tam zamanlı istihdam edilen kişi sayısında herhangi bir değişim yok, bununla birlikte aynı zamanda Amerikan nüfüsu 25 milyon arttı ve bu artış bir alttaki grafiği ortaya çıkardı. Nüfus içerisinde tam zamanlı çalışanların oranını gösteren bu grafik ise oldukça kötümser bir tablo çiziyor. Tabi bunun içinde Amerikan demografisi içinde Baby Boomers* denen kitlenin etkisi var.

ABD'de tam zamanlı istihdam edilen kişi sayısı

ABD'de tam zamanlı istihdamın nüfusa oranı

Tam zamanlı istihdamın incelenmesinin sebebi ise, ekonomik büyümeye katkının sadece bu formatta çalışanlardan gelmesi. Sonuç olarak, büyümeyi uzun vadede destekleyebilecek nitelikte tüketim ya da yatırım harcamaları bu kesimden geliyor, örneğin; yarı zamanlı ya da dönemsel olarak çalışan bir kişiden 30 yıl vadeli borçlanarak ev ya da araba alması beklemek ekonomik mantıkla pek uyuşmuyor.

Baby Boomers*: İkinci Dünya Savaşı sırasında verilen kayıplar nedeniyle ABD’de azalan iş gücü, savaş sonrası hükümetin nüfus artışını teşvik eden uygulamalarıyla artırılmaya çalışılmıştır ve bu da beraberinde doğum oranlarında patlama yaşanmasına sebep olmuştur. İçerisinde bulunduğumuz yıllarda ise o döneme doğmuş olan insanların emekliye ayrıldığını, bunun da istihdam ve sosyal güvenlikle ilgili pek çok göstergeyi etkilediğini görüyoruz.

Şuna da Göz Atın

TÜRKİYE’DE FİNANSAL OKURYAZARLIK GERÇEĞİ VE ALINABİLECEK ÖNLEMLER / Yazar: Öğr.Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Finansal okuryazarlık bireylerin tasarruf ve tüketim dengesini kurabilmeleri, doğru yatırımlara yönelmeleri ve kendi bütçelerini yapabilmeleri …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.