Çarşamba , 21 Ağustos 2019

Değerlenen Euro Kime Yarar?

Sorunun cevabına geçmeden önce Euro ile ilgili tarihi bir hatırlatma yapmak istiyorum. Bundan beş yıl kadar önce, ABD’de kriz derinleşme sinyalleri verdiğinde, İngiltere dışında kalan kıta Avrupa ülkelerinde bankalar önünde kuyruklar daha seyrek iken, Yunanistan ve İspanya’da gençler daha rahat iş bulurken, İtalya’da Berlusconi şimdikinden daha aktif bir gece hayatına sahipken finans terminolojisi supereuro diye bir kavrama sahipti. Nisan 2008 EUR/USD paritesi 1.60’a gelmişti, İran Cumhurbaşkanı petrolümü euro ile satarım bundan sonra diyordu.

Sonrasını biliyorsunuz. İspanya, İtalya, Yunanistan… Bugün geldiğimiz noktada ise, %0,1’lik büyüme oranı ile 9 çeyreklik resesyondan çıkan ve beklentilerin aksine işsizliğini %26’nın altına indiren İspanya ile karşı karşıyayız. Ne harika haberler değil mi (!)

Finansal piyasaları gözlemlediğimizde ise, Euro’nun Dolar’a karşı bir değerlenme eğiliminde olduğunu görüyoruz. Euro para birimine “super” ön adını takıp onu kutsallaştırmaktan çok uzağız. ABD’de sürecek olan varlık alım programı ve buna ek piyasaya enjekte edilen Dolar likiditesi, diğer taraftan Avrupa Merkez Bankası (ECB)’nin bankalara çok ucuza kullandırdığı fonları geri iadesi, diğer bir deyişle LTRO geri ödemeleri, paritede böyle bir seyir izlenmesine yol açıyor.

Euro’daki değerlenme, AB ekonomisi açısından olumlu bir gelişme olmadığı gibi, finansal piyasalarda da işlem hacimlerinde de olumsuz bir etkiye sahip. Dünyada bankalar arası piyasada EUR/USD işlemlerin hacmi çökmüş durumda.

EUR/USD paritesi ve işlem hacmine etkisi

Yukarıda Deutsche Bank tarafından hazırlanmış olan grafik bahsettiğim durumu çok iyi özetliyor. Deutsche Bank küresel stratejisti Bilal Hafeez‘ın burada altını çizdiği noktalara da değinmek gerekiyor. Portföylerindeki varlıklar genel olarak alınan döviz pozisyonlarından oluşan fonları yaz başına kadar olan getiri ortalaması %2, fakat bu oran %4,5’e düşmüş durumda. Bunun önemli kaynağı Fed’in yarattığı belirsizlik. Şu ana kadar pek çok fonun bu kaybı telafi ettiği söyleniyor fakat yine de FX piyasalarında canlanma yaratacak işlemler gerçekleşmiyor. Bu arada Deutsche Bank stratejistinin diğer bir tahmini de pek çok likit fon yöneticisinin sterlindeki ralliyi, gelişen ülke para birimlerindeki toparlanmayı kaçırdığı ya da Norveç kronundaki değer kaybından zarar görmüş olabileceği yönünde.

Sonuç olarak, FX piyasası oyuncuları için gerçekten de moral bozucu bir yıl oluyor 2013.

Şuna da Göz Atın

TÜRKİYE’DE FİNANSAL OKURYAZARLIK GERÇEĞİ VE ALINABİLECEK ÖNLEMLER / Yazar: Öğr.Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Finansal okuryazarlık bireylerin tasarruf ve tüketim dengesini kurabilmeleri, doğru yatırımlara yönelmeleri ve kendi bütçelerini yapabilmeleri …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.