Salı , 23 Temmuz 2019

BlackRock: Piyasanın Monoliti

BlackRock ve Monolit

The Economist‘te yer alan bir yazı dikkatimi çekti. ABD’de finansal sistemdeki rekabet eksikliği ile ilgili yazıdan sonra da burada bahsetmek istedim.

BlackRock , Inc. ABD menşeli dev bir yatırım şirketi. Yatırım danışmanlığı ve risk yönetimi gibi hizmetler vermekteler. Dünyanın en büyük portföyüne sahipler: 2009’da Barclays Global Investors‘ı satın alan BlackRock, üçüncü çeyrek sonunda yönetimi altında BlackRock ve Varlık Tipleritoplam 4,096 trilyon dolarlık bir varlığa sahip. Bu tutardaki bir varlık onları dünyanın bütün bankalarından, sigorta şirketlerinden ya da hedge fonlarından daha büyük yapıyor.

1988 yılında kurulmuş olan şirket çok kısa bir zaman içerisinde böyle büyük bir başarıya ulaştı. Şirketin portföyünde varlıkları sınıflandırdığımızda ise karşımıza ilgi çekici bir tablo çıkıyor: Öyle ki; şirket 2.1 trilyon dolarlık bir hisse senedi portföyüne sahip. Bu aynı zamanda şirketi, dünyanın en büyük 30 şirketi arasında yer alan şirketlerin yarısının ortağı yapıyor. 1.2 trilyon dolarlık tahvil portföyüyle önemli bir gücü elinde tutuyor. ABD’de yer alan pek çok yatırımcı şirketi dünyanın en etkili finansal kurumu olarak tanımlıyor. Bu büyüklükte bir portföyle de zaten aksi bir durum kaçınılmaz olurdu.

Şirketin önemli bir faaliyet alanı da risk yönetimi. 4 trilyon dolarlık varlık yönetimi dışında, 11 trilyon dolarlık bir portföyün de risk yönetimini üstleniyor şirket. Tabi bu şirketi bir anda toplamda 15 trilyonluk bir güce hakim konuma yükseltiyor.

Şirket Washington eyaletinin East Wenatchee şehrinde “Aladdin” ismi verilen bir platforma sahip (şirkete teknik desteği Sun Microsystems veriyor). Bu platformda bulunan 6.000 bilgisayar şirketin risk yönetimi görevini üstlenmesine yardımcı oluyor ki bu alanda şirketin bankalar, fonlar, sigorta şirketleri gibi kurumlardan oluşan 170 büyük müşterisi var. Dünya genelinde 17.000 adet trader, BlackRock’un Aladdin’in değerlendirmeleriyle işlemlerine yön veriyor. Şirketle ilgili bir itiraf ise Aladdin’in mimar olan bir yazılımcıdan  geliyor: “Risk hakkında hep nevrotikler.” Şirketin kurucusu ve CEO’su olan Larry Fink, 1986 yılında yine sektördeyken 100 milyon dolarlık bir zarar yüzünden her şeyini kaybetmekle karşı karşıya kalmıştı. Bu da Larry Fink’in hayatının geri kalanında risk yönetimine büyük öncelik vermesini doğurdu. Şirket, Fed’e stres testleri ile ilgili olarak da destek veriyor, şirket ABD Hazinesi ve Fed ile 130 milyar20131207_FBC893 dolarlık bir kontrata sahip. Evet, Türkiye’ ekonomisinin 5te 1i kadar bir büyüklük BlackRock’un bir risk yönetimi projesine tekabül ediyor.

2008’de Merrill Lnych‘e ortak olarak 1 trilyon dolarlık varlık büyüklüğü eşiğini aşan şirket, bir yıl sonra Barclays Global Investors’ı aldığında 3 trilyon dolarlık daha büyük bir varlığa hükmediyordu.

Peki bu finansal sistem için bir sıkıntı yaratmıyor mu? Elbette yaratıyor. Piyasada böylesine büyük bir oyuncunun olması ABD gibi bir yerde bile derinliğin ve etkinliğin sorgulanmasına neden olabilir. Vanguard, PIMCO, Fidelity gibi fonlar istedikleri bir finansal varlığı elde etme sürecinde BlackRock’ı ikna etmek zorunda kalıyorlar. Özellikle 2009’dan sonra Barclays’in elindeki hisse ağırlıklı yatırım fonlarının BlackRock’a geçmesi onları piyasanın hakimi konumuna yükseltmiş. Daha da açık olması için sağ tarafta BlackRock’un pay sahibi olduğu şirketlerin listesini ve sahiplik oranlarını görebilirsiniz.

Fed ve BlackRock’ın iyi ilişkisinden bahsetmiştim fakat finansal sistemin regülatörleri BlackRock’ın böylesi bir büyüklükte var olmayı sürdürmesine kuşkulu bakmıyor değil. Özellikle risk yönetimi alanında şirketin büyük yönlendiriciliğe sahip olması, piyasa katılımcılarında bağımlılık gibi sorunlar ortaya çıkarabilir. İşin ilginç yanı ise yatırım kuruluşlarının hala BlackRock’a diğer bir deyişle Aladdin’e büyük ilgi göstermesi. Geçtiğimiz ay Deutsche Bank, 1.3 trilyon dolarlık portföyünün risk yönetimi BlackRock’a devreceğini açıkladı. Öyle anlaşılıyor ki riski yönetilen varlıkların bu kadar büyük olması daha çok tartışılacak. Diğer bir felsefeik yaklaşım ise, sadece risk yönetimi hizmeti olan portföylerin yöneticilerinin BlackRock’ın kendileri için yaptığı risk analizlerini yeterince anlayıp anlamadıkları üzerine yürütülen sorgulamalardan oluşuyor.

Ve gelelim en önemli soruya. Bu kadar büyük bir portföyün yönetiminin tek bir elde toplanmış olması, diğer bir deyişle, yönetsel çeşitliliğin azalması ve sistematik bir risk yaratmıyor mu? Sadece bir kurumun kurduğu risk modelinin hatalı olması finansal sistemde büyük kasırgalar çıkarabilir. 2008 krizinin öğretmiş olması gereken derslerden biri bu soruya evet cevabının verilmesini gerektiriyor.

The Economist illüstratörünün hazırladığı muhteşem eser her şeyi anlatıyor aslında. Stanley Kubrick şaheseri 2001: A Space Odyssey’de monolitle karşılaşan insan-maymunlar ve astronotlar evrimin yeni halkasının kilidini açıyordu. Finansal sistemin karşısında da BlackRock bir monolit gibi dimdik durmakta.

Şuna da Göz Atın

TÜRKİYE’DE FİNANSAL OKURYAZARLIK GERÇEĞİ VE ALINABİLECEK ÖNLEMLER / Yazar: Öğr.Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Finansal okuryazarlık bireylerin tasarruf ve tüketim dengesini kurabilmeleri, doğru yatırımlara yönelmeleri ve kendi bütçelerini yapabilmeleri …

Bir Yorum

  1. Devlet gibi şirket sözünü eskitecek bir şirketmiş. Devletlerin üstü bir şirket.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.