Salı , 22 Ocak 2019

Tarım ve Hayvancılık Sektörünün Yeni Problemi Nöbet Tutan İnekler!

indir

Sizler rahat koltuklarınızda etrafa bağırıp çağırırken, yok falanca kötü, filanca uğursuz gibi ithamlar savururken, vicdanlarınızın sızlamadığı, akıllarınızın düşünmediği bir konuya değinmek istedim.

Soruyorum sizlere bu dünyada bir tek siz mi yaşıyorsunuz? Bir tek sizin mi hakkınız yeniyor, sizin mi savcılarınız görevden alınıyor, kimliksiz gizli güçler sizi mi devirmeye çalışıyor,  sizin ki can da ineklerin ki patlıcan mı?

Evet inekler, ülkemizde doğumuzda Siirt ilimizde inekler gözleri uyku görmeksizin, gündüzleri hizmet ettikleri yetmez gibi geceleri de nöbet tutuyorlar. Uykusuz ve soğuk kaldırımlarda gecenin renginin değil yorgunluğun kararttığı gözleri sizin içinizi sızlatmıyorsa size daha ne diyeyim.

Şu saçma gündemden uzaklaşarak insanları germeyen bir husussa değineyim derken rast geldiğim bir habere kayıtsız kalmak istemedim. Bir yerel internet gazetesinin[1]  haberine göre, bir kısım inek gündüzleri cadde ve sokaklarda dolaştıkları gibi gece de nöbet tutuyormuş. Yine aynı habere göre bu durum karşısında bazı vatandaşların tepkili olduğu anlaşılıyor.

Diyeceksiniz ki bunun ekonomiyle finansla ne alakası var? Var efendim nasıl olmaz. çağın kahinlerinin yani futuristlerin yazılarında gelecekteki en büyük kıtlığın su ve gıdada yaşanacağı, hatta dünyanın ikliminin değişerek insanoğlu için yaşam alanının orta kuşak bölgelerine kayacağı anlatılıyor.

Türkiye’nin su ile başı eskiden beri dertte. Kendi coğrafyasından doğan su kaynakları üzerine HES (hidroelektrik Santrali) kurarken bile ya doğal dengeyi pas geçen, ya kültürel mirasları çamura gömen, ya da bazı devletlerle başı belaya giren ancak yapmazsa da enerji yokluğuna düşecek olan bir ülkedir. Bu konuda aslında yönetimleri fazla suçlayamayız. Hani derler ya varsa bir çözüm öneriniz lütfen sunun! Su dosyası uzun, bir ara belki irdeleriz.

Gelelim gıdaya. Türkiye cumhuriyetinin kuruluşundan beri…pardon yanlış oldu Ne Türkiye cumhuriyeti efendiler! Bu toprakların en eski çağlardan beri, hangi devlet dönemi yaşanmışsa  (Sümerler, Asurlar, Lidyalılar, Kaanyalılar! 🙂  yok yok böyle bir devleti ben uydurdum …)  bu devletlerde tarım her zaman en değerli ekonomik kaynaklardan biri olmuştur. Tabi o zamanlar şimdiki gibi merdiven altı kaşar, salam, sucuk, talaşlı ekmek, çamaşır suyuyla yıkanmış tavuk, boya ve su enjekte edilmiş kıyma, pancar arılarının(!) ürettiği çakma bal gibi gıda yelpazesi yoktu. Mecburen tarım en kıymetli hazineydi. O dönemde tarım sektörünün halkın geçimindeki etkinliğini iktisat tarihi ve ya ilgili branş araştırmacılarına sormak lazım.

Acaba o zamanlardaki “işkembe tokluk endeksiyle” şimdiki arasında nasıl bir sapma var bilemiyoruz. Ama şimdiki endekste pek iç açıcı değil gibi. Keşke enflasyonu hesap ederken kullanılan o içinde bir çok şeyin olduğu bereketli sepet gibi insanlarda evlerine içi çeşitli gıdalarla dolu sepetler götürebilse. Ancak ülkemizde tarım ve hayvancılıkta yaşanan sorunlar, böyle önemli bir endüstriye karşı var olan önyargılar, tarım sektörüne dayalı bir ülke geri kalmıştır gibi komplekslere takılmış bir ülkenin geleceği, kendi kendini doyuramayacağı günlere göz kırpıyor.

Hayvancılık sektöründeki hem hayvanların ırksal ve genetiksel sorunları, hem artan yem maliyetleri, hayvan hastalıkları, etkili bir kooperatifçilik ağının oluşmaması, hem de profesyonel hayvancılığın yaygınlaşmaması büyük bir sorun olmaktadır.

Tarım sektöründe ki problemler bir kısmı yeryüzü şekilleri, erozyon, toprak özellikleri gibi doğal nedenlerden de kaynaklanırken bir kısmı da beşeri faktörlerden kaynaklamaktadır.[2]  Bu sorunların bazılarını şu şekilde listeleyeyim: genetiği değiştirilmiş belli bir süre yüksek verimli ancak tohum vermeyen, zamanla da toprak kanserine neden olan yapay tohumum yaygınlaşması, gübre ve ilaç gibi materyallerin yaygınlaşması, üreticinin maliyetler yüzünden aracılar karşısında pazarlık gücünün zayıflaması, aracılarında nihai tüketicilere yüksek fiyatlardan mal satmaya çalışmaları, insan sağlığına zararlı materyaller barındıran sebze vb. türlerin gümrüklerden geri dönmesi ve bu dönenlerin de iç piyasaya verilmesi, tarım sektöründe ki işgücünün azaltılarak diğer sektörlere kaydırılma politikaları,çiftçilerin elindeki arazi alanlarının çok düşük olması, tarım ekipmanlarının ok pahalı olması daha neler neler…..

Devletimiz, bazı dönemlerde çiftçilerini kooperatif borçlarını silerek, kimi dönemlerde çiftçilere zirai donanım kredileri tahsis ederek, epey zamandır da tarım destek parası ve yakıt parası vererek çeşitli yönlerden destek veriyor. Ancak unutmayın ki taşıma su ile yel değirmeni dönmez. Bence bu konuda etkin bir kooperatifçilik ağı oluşturulmalıdır. Böylece çiftçilerin maliyetlerini azaltıcı toplu yakıt alımı, toplu gübre alımı, çiftçi eğitimi, tüccarlar karşınında toplu pazarlık gücü gb. imkanları artacaktır. Bana inanmıyorsanız sayın Okan Gaytancıoğlu’na inanın:

“Küçük işletmelerde modern teknolojinin uygulanması zor ve masraflı olduğundan Türkiye’de birim alan ve birim hayvandan elde edilen ürün verimleri de düşüktür. Örneğin FAO verilerine göre inek başına Dünya süt verimi ortalaması 2034 kg/yıl iken Türkiye’de bu rakam 1669 kg/yıl, AB ülkelerinde ise 5776 kg/yıl’dır. Diğer tarımsal ürünlerde de durum pek farklı değildir.

Tarımsal kooperatifçilik gelişmemiştir. Üreticiler ürettikleri ürünü tek başına pazarlamak durumunda kalmakta ve bundan dolayı da piyasayı etkileyebilecek bir güçten mahrum kalabilmektedirler. Halbu ki tarımı gelişmiş ülkelerde üreticilerin kendi aralarında kurdukları güçlü tarımsal örgütler ve kooperatifler başta tarıma dayalı sanayi olmak üzere devlet ve uluslararası firmalarla dahi pazarlık yapabilmektedir.”[3]

Devletimizin ilgili kurumları, inanıyorum ki, bu konuda gayret göstermeye çalışıyordur. Bu konuda hali hazırda da çeşitli desteklemeler var (bkz. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı internet sitesi)[4] Ancak hepsinden önce çiftçilik kavramı köy hayatının doğal bir uğraşı değil profesyonel bir meslek dalı olarak kabul edilmeli ve bir vizyon çerçevesinde şekillendirilmeye çalışılmalıdır.

Konu nereden nereye geldi…Acaba en başta bahsettiğimiz ineklere ne oldu? Herhalde nöbeti devretmişler dinlemeye gitmişlerdir.


[2] http://www.millidegerlerikorumavakfi.org/dogal_zenginlik5.html

[3] Okan Gaytancıoğlu, “Türkiyede Tarımın Temel Sorunları ve Çözüm Önerileri”, Trakya Üniversitesi Tekirdağ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü http://www.gubretas.com.tr/TR/CIFTCIKUTUPHANESI/cif_makale.asp

[4]http://www.tarim.gov.tr/Sayfalar///Icerikler.aspx?rid=483&NodeValue=483&KonuId=481&zGroup=0&ListName=Icerikler

Şuna da Göz Atın

Yeni Nesil Ödeme Sistemleri

Dijitalleşen dünyada internet artık bütün şirketler için önemli bir satış ve pazarlama kanalı. Bugün özellikle …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.