Cumartesi , 25 Mayıs 2019

Batılı Bankaların “Çin” Pozisyonları

Global ekonomik sistemin işleyişini son on yılda belirleyen gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikalarında radikal değişimlerin izlenmeye başladığı şu günlerde  bütün gözler gelişmekte olan ülkelere, en başta da Çin’e yönelmiş durumda. Çin’deki ekonomik reformların başarıya ulaşıp ulaşamayacağı, gölge bankacılık sisteminin sistemik bir krizi doğurup doğurmayacağı, geçilmesi planlanan ılımlı büyüme evresindeki ekonomik akvitivede yaşanacak yavaşlamanın formunun sert mi yumuşak mı olacağı en çok tartışılan konular.

Küresel ekonomik gelişmeleri göz ucuyla takip edenler de bilirler ki, Çin dillere destan bir kredi büyümesine sahip. Bu yazıda da Batı menşeli bankaların Çin’de pozisyonları üzerine yoğunlaşacağız.

Batılı Bankaların Çin Pozisyonları

Grafikte de net bir şekilde görüldüğü üzere özellikle Avustralyalı ve Fransız bankaların son dönemlerde iyiden iyiye tartşması konusu Çin kredi balonunun finansörü olduğunu görüyoruz. Eğer ortada tartışıldığı gibi gerçekten bir balon varsa ve bu balon patlayacaksa bu bankaların uğrayacağı zarar büyük olacaktır. Bu durum da ülkelerin finansal sistemini kırılgan yapmaya devam ediyor.

Bu kırılganlık sadece Avustralya’ya ve Fransa’ya ait de değil üstelik. Avrupa bankalarının Çin’de vermiş oldukları kredinin toplam tutarı 329 milyar dolar, bu tutarın 193 milyar doları sadece İngiliz bankalarına ait (tabi burada özellikle Hong Kong’da İngiliz bankalarının önemli pazar payına sahip olduğunu belirtmek gerek). ABD bankalarının ülkedeki pozisyonları ise 83 milyar dolar civarında. Avustralyalı bankalarının pozisyonları 31 milyar gibi göreceli olarak düşük seviyede fakat hem bu tutar ülkenin toplam bankacılık aktifleri ile kıyaslandığında yüksek oranda bir pozisyona tekabül ediyor, hem de son üç yılda bu pozisyonun %230 artmış olması riskteki artışı gözler önüne seriyor. Hatta şunu söylemek gerekir, eğer Çin’de bir kredi balonu patlaması görürsek bu krizin finansal bulaşıcılığının en derin etkilerini Avustralya’da görmemiz çok olası.

Son 10 yıldır gelişmiş ülke merkez bankalarının yaptıklarını tartışıyoruz, ve eğer yukarıdaki bahsettiğim kötü senaryo gerçekleştir çok uzun süre daha tartışıyor olacağız.

Şuna da Göz Atın

Türkiye’nin ve Japonya’nın Tüketim Alışkanlıklarının Karşılaştırılması ve Etkileri / Yazar: Öğr. Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Japon ekonomisi 2. Dünya savaşından çıkmış olmasında rağmen Dünya’nın önde gelen ekonomilerinden birisidir. Kişi başına …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.