Pazartesi , 10 Aralık 2018

Siyah Kuğular ve Kuyruk Riskleri

Küresel finans sisteminin yepyeni bir döneme girmeye hazırlandığı süreçte gelecek ile ilgili pek çok senaryo yazılıp çizilmekte. Blogda da bunlara bir yenisini eklemek lazım diye düşündüm. Hatta bu senaryonun içine bol bol da komplo teorileri rendeleyeceğim genel çizgimizin dışına çıkarak. Komplo teorisi üretmekte hiçbir zaman başarılı olamadığım için de sık sık dış basından referanslar kullanacağım.

Blogda yer yer politik yazılara yer veriyorum. Dünyada politik gündemin sıcak konusu da Ukrayna. Doğu Ukrayna’da bütün dünyanın gözünün önünde enteresan(!) olaylar cereyan ederken Telegraph’tan Ambrose Evans-Pritchard köşesinde şu satırlara yer veriyor [#].

ABD mali bir nörton bombası inşa etti. Son 12 yıldır ABD Hazinesindeki elit bir hücre, hemen hemen bütün ülkeleri kendi dizlerine kapattıracak yollar dizayn ederek ekonomik savaşın silahlarını biliyor. Bu strateji, müttefiklerden ve istemsiz de olsa tarafsız güçlerden destek alarak küresel bankacılık sistemi üzerinde hegomanik bir kontrol kurmaya dayanmakta. Buna 21. yüzyılın Manhattan Projesi de diyebiliriz… “Bu düşmanlarımızı baskı altına almak için başlattığımız yeni bir savaş…” Bu sözler Beyaz Saray ve Hazine’de çeşitli görevler de bulunmuş Juan Zarate’ye ait. Şöyle devam ediyor: “Buradaki görünmez silah US Patriot Act (11 Eylül sonrası çıkarılan güvenlikle ilgili sert yasalar) altında bankaların “damgalanabilmesi”. Buna göre bir banka herhangi bir kara para aklamaya ya da terörizmin finansmanına yönelik bir operasyon gerçekleştirdiğinde radyoaktif hale geliyor.”  Bu banka ABD’de herhangi bir operasyonu olmasa da bahsedilen suçlamaları doğrulayacak herhangi bir eylemde bulunduğunda finansal olarak idam ediliyor. ABD’deki yasaların lokal değerlendirmesine tabi olmaya karşı çıkmak güçlü Avrupa bankalarının bile kalkışabileceği bir hareket değil.

Aynı yazar başka bir yazısında Rusya’daki finansal sistemin kırılganlığından bahsediyor [#].

Ukrayna’nın bizzat Rusya tarafından yangın yerine çevrilmesi ve Batının yaptırımları sıkılaştırması, ülkede (Rusya’da) risklerin artmasına neden oluyor. Kriz patlak verdiğinden Rus şirketlerin küresel piyasalardaki faaliyetleri neredeyse tamamen kısıtlandı ve bu da bir kredi krizinin yaşanacağı ve Rus şirketlerinin borçlarının tekrar finanse edebilmek için devlet kaynaklarına ihtiyaç duyabileceği yönündeki endişeleri artırdı. Şu sözlerin büyük bir Rus bankasından önemli bir yetkiliye ait: “Son altı haftadır herhangi bir Eurobond ihracı yapılamadı. Bu durum sürdürülemez, aksi halde çok büyük bir problemle karşı karşıya kalacağız. Şirketler haftada 10 milyar dolarlık borcu çevirmek zorunda. Tahvil piyasası Rusya’nın en kırılgan tarafı.”

Söz konusu dış finansmana dayalı kırılganlık olduğunda Rusya’nın durumunun ne olduğunu Sberbank’a ait rapor rakamlarla ortaya koymakta. Buna göre Rusya’nın toplam 714 milyar dolarlık dış borcu var, bu borcun 427 milyarı şirketlere, 207 milyarı bankalara ve 62 milyarı da kamu kurumlarına ait. Petrol devi Rosneft’in borçlanmalarının %90’ı dış kaynaklı. Keza Rus borsasındaki varlıkların %70’i de yabancı sermayeye ait. Bu arada Rus borsasının Şubat ayından beri diğer gelişmekte olan piyasalara oranla kabaca %15 ucuz kaldığını sözlerimize ekleyelim.

Yazar aynı yazıda Rusya’nın silahlarında bahsederek yazısına devam ediyor:

En büyük risk ise Rusya’nın buna verebileceği ‘asimetrik bir cevap’. Rusya dünyanın en iyi siber savaş ekibine sahip. Estonya’da 2007’de yapılanları hatırlayın (Rusya orijinli bir hacker grubu 2007 yılının Nisan ayından itibaren Estonya’daki bütün kamu kurumlarının, bankaların ve medyanın web sitelerini çökertmişti). 2011 yılında Illinois eyaletinde su sisteminin devre dışı bırakılmasında da Rus hackerların parmağı vardı. Yarın santrallerin, su sağlayıcılarının, hava trafiğini kontrol eden sistemlerin ya da New York Borsasının herhangi bir saldırıya maruz kalıp kalmayacağını bilemiyoruz. Şurası kesin ki bugün çıkacak bir siber savaşı ABD kaybedebilir, bu da ABD’nin zayıf tarafı.

Uluslararası piyasada yer alan oyuncular bir siber savaş tehdidinin farkında mıdır? Bilemiyoruz.

Rusya konusuna bir virgül koyup diğer bir dev gelişmekte olan ülkeye, Çin’e dönelim. Çin’in döviz cinsinden dış borcu Rusya’dan da fazla. Geçtiğimiz Ekim ayı itibariyle bu tutar 900 milyar dolardan fazla! Batının finans devleri ve özellikle İngiliz bankaları Çin’in en büyük finansörü konumunda. Bu konuya daha önce burada değinmiştik. Küresel bankacılığın ve bütün para transferlerinin gözetimi altında yapılan BIS (Uluslararası Ödemeler Bankası) bu konuyla ilgili olarak önceki raporlarında Çin’de döviz cinsinden borçlanmanın hızlı bir şekilde artıyor olmasının büyük tehditler yarattığından dem vurmuştu. Gerçekten de 2009 yılında 270 milyar dolar olan toplam FX kredileri, 2013 Martında 880 milyar dolara ulaşmıştı (Tabii ki Fed’in QE’lerinde beslenen kurumların kullandırdığı krediler bunlar). Bu durum Çin’de finansal istikrar için ciddi bir tehdit. Ek not olarak, alınan FX kredilerin %81’nin Amerikan Doları olduğunu belirtelim.

Çin - Toplam Dış Borç

Çin’de son gelen büyüme verisine ülke ekonomisi piyasa beklentisi olan %7,3’ü aşarak %7,4’lük büyüme kaydetti. Fakat sorun Çin’in %7 ya da %8 büyümesi değil ülkenin finansal bir krizle karşılaşıp karşılaşmayacağı. Çin boğaları toplam kredi stokunun önemli bölümünün Çin Yuanı cinsinden olduğu ve yabancı para cinsinden borçlanmanın bu açıdan sistematik bir krizi tetikleyebilecek niteliğe sahip olmadığından dem vuruyor fakat tahminimce 1 trilyon dolara ulaşmış olan döviz kredilerinin finansal istikrarı bozma ihtimalini görmezden gelmek de o kadar kolay değil.

Çin’de ekonomik aktiviteye dair son veriler yılın başlangıcının aksine iyileşme sinyalleri veriyor. Bu da yukarıda bahsettiğim olgulardan kaynaklanan finansal krize tehdidi algılamalarını bir süre daha öteleyebilir ama yok etmez. Öte yandan Rusya’nın Ukrayna’daki sergilediği yaklaşım ise özelikle gelişmekte olan piyasalar için black swanlar yaratmaya devam ediyor. Bu arada portföy yönetimi tabiriyle genişleyen kuyruklardan bahsetmek gerekiyor. 2014 yılında bundan sonrası için gelişmekte olan piyasalar önemli kuyruk riskleri (tail-risk) ihtiva etmekte. Bu istatistiksel kavramı biraz daha basitleştirirsek, bu tür piyasaların sunabileceği getirilerin öngörülebilir olmaktan çıktığını söyleyebiliriz.

Kısa bir not da Türkiye için düşelim. ABD’de çokça tartışılan konuların başında geliyor İran’a yönelik finansal yaptırımların işe yaramıyor oluşu. Son dönemde Türkiye’de ve İran’da yapılan operasyonlar da bu tartışmalar içinde yerini almıştır. Her ne kadar Türkiye’de bastırılmış olsa da İran’da yakalanmış olan Babak Morteza Zanjani’nin ifadelerine göre konunun uluslararası boyuta taşınması ihtimal dahilinde ve bunun da elbette Türkiye’ye yansımaları olacaktır. İşte bunlar da Türkiye’nin siyasi ve ekonomik yapısı önündeki siyah kuğulardır.

Şuna da Göz Atın

EnerjiSA ile Elektrik Aboneliğini Taşımak Çok Kolay!

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından 2016 yılı son çeyreğinde belirlenen serbest tüketici limitindeki yeni …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.