Pazar , 22 Eylül 2019

Negatif Faiz Yeter Mi?

Bir ay önce Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi‘nin eşi görülmemiş bir şekilde mevduat faizini sıfırın altına getirmesiyle birlikte Avrupa’daki hisse senetleri piyasasında bir ralli başlamıştı. Tarihte ilk kez büyük bir merkez bankası kredi büyümesini ve tüketimi desteklemek için negatif faiz uyguluyordu.

Kredi ve tüketim. Ne kadar basit değil mi? Avrupa’da bankalar ellerindeki fonları negatif faiz veren ECB’ye park etmek yerine riskleri de alarak kredi piyasasına gidecek ve ekonominin iyileşmesi için gerekli reel sektör finansmanını sağlayacak. Yine bu bankalar mevduata çok düşük faiz uygulayacağından Avrupalı tasarruf sahiplerinin tüketim eğilimi eskiden olduğundan daha fazla olacak.

Maalesef bu sadece teoride bu kadar basit. Avrupa’nın ekonomisinde öne çıkan sorunların kaynakları, bu sorunların çözümü olarak görülüyor: yüksek borçluluk, gevşek borçlanma şartları ve aşırı tüketim. Bu açıdan bakıldığında politika yapıcıların sorunun çözümü için herhangi bir fikri olmadığını söylemek yukarıdaki paragrafta yer alan ekonomi teorisini kurmaktan daha kolay.

Peki şu ana kadar bu kararların Avrupa piyasalarına, özelikle de büyümenin ana motoru olması beklenen bankaların hisselerine etkisi ne oldu?

EUFN - Avrupa Finansal Sektörü Yatırım Fonu

Blackrock‘un Avrupa finansal sektörü fonu dipleri görüyor yukarıda olduğu gibi. Aşağıdaki bölgenin en yüksek profilli bankalarından Deutsche Bank‘ın hisse grafiğini görüyorsunuz ki 52 haftalık dibini görmekte.

Deutsche Bank Hisse Grafiği

Sadece Deutsche Bank değil, yıl başından bu yana UBS, Credit Suisse, Barclays, HSBC ve RBS hisseleri de negatif getiri sağladı.

Avrupa Bankaları

S&P 500 endeksinde yeni zirveleri gördüğümüz şu günlerde Avrupa’nın finansal sektörünün bu performansı açıkçası çok daha kötü bir piyasa atmosferine girdiğimizi gösteriyor. Tabi bu arada BNP Paribas‘nın ABD’de aldığı ceza ya da artan regülasyonlar gibi özel durum risklerini de hesaba katmak lazım. Fakat yine de piyasalar için orta vadede iyimser olmak pek mümkün değil.

Draghi’nin politikaları Avrupa finans sektöründeki bu zayıflığı gidermeye yetecek mi? ECB yönetimi bu gibi durumlarda Türkçe’de her ne pahasına olursa olsun anlamına gelen whatever it takes tümcesini sıklıkla kullanmakta. Haziran toplantısında bir varlık alım programı tartışma konusu oldu, bundan sonra Eski Kıta’da da QE‘ler görmemiz olası. Sonuçta para saçmak günümüz merkez bankacılığı için artık bir modus operandi. Kim bilir whatever it takes diyen Draghi, belki bir gün faizleri %-10’a indirir de değişik bir para politikası uygulaması görmüş oluruz.

Ekleme: Bu yazı yazıldığı sırada Portekiz bankası Banco Esprito Santo’nun tahvil ödemesini yapamaması nedeniyle ortaya çıkan iflas korkusu Avrupa hisse senetleri piyasasında özellikle de banka hisselerinde ciddi satışlara neden oldu.

Şuna da Göz Atın

Türkiye’nin ve Japonya’nın Tüketim Alışkanlıklarının Karşılaştırılması ve Etkileri / Yazar: Öğr. Gör. Yusuf Bahadır KAVAS

Japon ekonomisi 2. Dünya savaşından çıkmış olmasında rağmen Dünya’nın önde gelen ekonomilerinden birisidir. Kişi başına …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.