Pazartesi , 10 Aralık 2018

OPEC’in Düşüşü

Denize Kurlmuş Sondaj Makinası

Kasım ayı sonunda yapılan OPEC toplantısında petrol üretiminde kesintiye gidilmemesi kararı alındı. Bu karara piyasanın reaksiyonu sert oldu ve hem WTI hem de Brent petrol fiyatları 70$ ve altına doğru hareket etti. Bu elbette ki petrol ihraç eden ülkelerin akrostiş karteli OPEC’in bittiği anlamına gelmiyor fakat bu konuyla ilgili olarak farklı bir yaklaşım sergileyeceğim. Petrol fiyatlarının nereye gidebileceği ile ilgili bir fikrim de yok.

Öncelikle petrolün politik oyununa dönelim. OPEC şimdiye kadar fiyatlama gücünü etkili bir şekilde kullandı ve önemli ölçüde de başarılı oldu. Fakat bu başarı, sadece petrol ya da doğalgaz gibi doğal kaynaklara sahip olmaktan kaynaklanan gücün, OPEC tarafından olduğundan daha büyük algılanmasını sağladı. Davranışsal boyutuyla ele aldığımızda kendi güçleriyle ilgili olarak abartma eğilimi taşıyan sezgisel hatalar içerisindeydiler ki bu bizlerin de günlük hayatında sıkça yaptığı bir şey. Buna ek olarak yaptıkları bir hata daha vardı: O da serbest piyasa ekonomisini, bu sistemin en iyi uygulandığı ülkelerden biri olan ABD’yi ve böyle bir sistemde “teknoloji üretme gücünün” ne kadar büyük olduğunu algılayamamalarıydı.

Öncelikle OPEC ülkeleri için petrol fiyatlarında başabaş fiyatlarını paylaşalım:

OPEC Ulkelerinin Petrol Uretiminde Basabas Fiyat

Görüldüğü gibi Katar ve Kuveyt dışında cari fiyatlarla karlı şekilde petrol üretimi yapabilen bir ülke yok. Bu ülkelerin yönetimlerinin bütçesinin büyük kısmını petrolden elde ettikleri gelirler oluşturuyor. Aslında benim değinmek istediğim nokta işin matematikten ziyade sosyal boyutu. Dediğim gibi bu ülkeler petrolden elde edilen gelirle idare edilen yönetimlere sahipler. Çoğunda da petrol üreten şirketler kamuya ait, yani herhangi bir özel sektör yatırımı yok. Birinci ya da en iyi ihtimalle ikinci jenerasyon teknolojiler kullanıyorlar. Dahası teknoloji üretebilmesine ön ayak olacak politik kurumlara sahip değiller. Kamu konsantrasyonun bu kadar yüksek olduğu ekonomik alanlarda teknolojik ilerleme beklemek bir düşünürün de dediği gibi Taksim ya da Kızılay’da vapur beklemeye benzer.

Şimdi yukarıda listelenen ülkeler ve Rusya için Wikipedia‘da derlenmiş olan özgürlük göstergelerini paylaşıyorum.

Petrol Ureten Ulkeler ve Ozgurluk Gostergeleri

Görüldüğü gibi bunlar özgür ülkeler değiller. Yukarıdaki göstergelerde Freedom in the World temel bir özgürlük göstergesiyken Index of Economic Freedom mülkiyet hakkı, patent hakkı, hür girişim gibi haklara dayalı ekonomik özgürlük göstergesi. Press Freedom Index ise anlaşılacağı üzere basın özgürlüğü endeksi ve ülkelerin hepsinde basın baskı altında. Bu arada belirtmeden geçmeyelim, Suudi Arabistan ve Katar‘da ekonomiler sadece enerji sektörü dışarıda bırakıldığında özgür sayılabilir, zira OPEC ülkelerinde bu sektörde faaliyet göstermek “çoğunlukla imkansız“. Bir OPEC ülkesinin yönetim şeklini özetlemek gerektiğinde kamunun enerji sektörünün hakimi olduğu ve buradan elde edilen gelirle önemli haklarından yoksun ve gerçeği bilmeyen halkların yönetildiği rejimdir denebilir.

Amerika Birleşik Devletleri ise serbest piyasa ekonomisinin en iyi işlediği sistemlerden biri. Yukarıda göstergelerin hepsinde iyi derecelere sahip. Gelişmiş kurumsal yönetim ilkeleriyle yönetilen şirketleri var. Aynı zamanda bu şirketler üstün bir teknoloji yaratma gücüne sahipler ve bu onlara önemli bir rekabet avantajı sağlıyor. Hukuk sistemi yolsuzluk, siyasi baskı gibi kavramlara karşı olması gerektiği gibi bağışıklık sahibiyken mülkiye, patent hakkı alanlarında kaydetmiş olduğu ilerlemeler sayesinde ülkede girişimcilerin ödüllendirilmesini sağlıyor. Bütün bu faktörleri ele aladığımızda killi şistten petrol (shale oil) elde etme tekniği yıllarca tek işi petrol üretme olan otoriter yapılarda değil pek çok alanda üretime ve teknolojik gelişime ev sahipliği yapan demokratik ve hukuk devleti olan ABD’de geliştiriliyor. Bu teknikle artan global arz da petrol fiyatlarını düşürerek OPEC ülkelerinin oyun planını bozuyor. Öte yandan zararla karşı karşıya kalan Amerikan petrol şirketleri, daha köklü bir kurumsal geçmişe sahip olduğundan dolayı iş geliştirme, verimlilik, AR-GE gibi metotlarla ticari manevra yeteneğine sahipler ve bu durumla başa çıkabiliyorlar.

Yukarıda bahsettiklerim Daron Acemoğlu ve James Robinson‘ın “Why Nations Fail“de (Ulusların Düşüşü şeklindeki tercümesi kitapçılarda mevcut) anlattıklarının özeti gibi. Onlar yaptıkları analizde petrol üreten ülkeleri teorilerinin dışında tutmuşlardı fakat ABD’de yeni üretim teknolojisinin petrol piyasasında taşları yerinden oynatmasıyla kitaptakine benzer dönüşümleri deneyimlememiz olası. Hala okumamış olanlara benim için bu yazının başlığına ilham veren bu büyük eseri okumalarını ve iyice özümsemelerini tavsiye ederim.

Ülkelerin güç, refah ve yoksulluğunun kökenleri barındıkları politik kurumların kapsayıcı ya da dışlayıcı kurumlarında saklı olabilir. Petrol piyasası özelinde de şu günlerde kapsayıcı kurumların olduğu bir ülkede geliştirilen teknolojinin dışlayıcı rejimleri alt etmekte olduğunu gözlemliyor olabiliriz. Peki OPEC ülkelerinin düşüşü gerçekleşir mi? Kuramsal boyutlarıyla ele alındığında belli bir tarihsel kalıba uyan bir vaka ile karşı karşıyayız. Zira kapitalizmin tarihi de yaratıcı yıkım adı verilen böylesi tarihsel dönüşümler karşısında hiçbir şeyin duramadığı örneklerle dolu.

Şuna da Göz Atın

Yeni Nesil Ödeme Sistemleri

Dijitalleşen dünyada internet artık bütün şirketler için önemli bir satış ve pazarlama kanalı. Bugün özellikle …

2 yorumlar

  1. Yazı için teşekkürler.
    “Görüldüğü gibi Katar ve Kuveyt dışında cari fiyatlarla karlı şekilde petrol üretimi yapabilen bir ülke yok.” demişsiniz. Hatırlarsanız Altın fiyatları düştüğünde zaten altın çıkarmanın maliyeti şu kadar dolar, bundan da aşağısı zaten olamaz gibi ifadeler ortalıkta dolanıyordu.

    Petrolü maliyetinden daha aşağı fiyata satanlar altını neden çıkarma maliyetinden aşağı satamasın?

    Karşımızda petrol gibi bir örnek varken altın için neden ekonomistler altın çıkarma maliyetini gözümüze soktular?

    Şimdi ben bu yazıdan çıkarımla altın fiyatları gerekli şartlar oluşursa altın çıkarma maliyetinden de aşağı fiyatları altında görebiliriz.

    Yanılıyor muyum?

    • Görebiliriz, esasında gördük de. 2009 sonuna kadar altının onsu 1000 doların altında fiyatlanıyordu. 80lerin sonundan 2001’e kadar 500 dolardan 250 dolara düştü. O zamanlar uzaydan altın geliyordu da bu kesintiye uğradı? Hayır. Altını çıkarmanın maliyeti de her yerde aynı değil zaten. Çok ucuza da altın çıkarılan madenler var ve bunlar her halükarda çalışmaya devam edecek. Ek olarak fiyatların düşmesiyle altın madenciliğinde de yeni teknolojilerin ortaya çıkıp çıkmayacağını bilmiyoruz. Eğer bu gerçekleşirse o bahsedilen ortalama maliyet daha da aşağılara düşebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.