Pazartesi , 10 Aralık 2018

GOP’ta Gerçeklere Dönüş

Geride bıraktığımız 10-15 yıllık süre gelişmekte olan ekonomiler için bonanza yılları olarak anılacak. Kendi tarihimizden esinlenme yaparak bu dönemi tanımlamak gerekirse “Lale Devri” ifadesini kullanmak mümkün. Dünyanın üretim motoru olmasıyla gelişmişlik düzeyi olarak artık bir fark evrede bulunan Çin şöyle dursun, Brezilya, Rusya, Türkiye, Hindistan gibi ülkeler için çok yüksek büyüme oranları içeren projeksiyonlar yapılarak bu ülke grubunun dünya ekonomisinin yeni motoru olduğu öne sürüldü. Bugün gelinen noktada ise bu ülke grubunun hemen hemen hepsinde durgunluğu baş gösterdiğine tanıklık etmekteyiz. Özellikle Brezilya, Türkiye ve Rusya’da ekonomik başarı hikâyelerinin yerini siyasi belirsizlikler ve yolsuzluk skandalları aldı. Bunun finansal okumasını ise ülkelerin hızla değer kaybeden para birimleri üzerinden yapmak mümkün. Aşağıdaki grafiklerden ilkinde gelişmekte olan ülkeler ile gelişmiş ülkeler arasındaki büyüme oranlarının gösterdiği yakınsamayı, ikincisinde ise para birimlerinin değerinde yaşanan kayıpları gözlemlemek mümkün.

Gelişmekte Olan ve Gelişmiş Ülkelerin Büyüme Kıyaslaması

Gelişmekte Olan Ülke Para Birimlerinde Değer Kaybı

Bu dönemde tipik bir yükselen ekonomi modeli üzerine iktisadi felsefe yürütmek gerektiğinde esasında bu ülkelerin öyle önemli büyüme hikâyeleri de olmadığını söylemek mümkün artık. Kaydedilen yüksek büyüme oranları prodüktivitedeki artışlardan değil de emtia fiyatlarındaki artış ya da kamunun/özel sektörün artan dış borcunun desteklediği iç talepten kaynaklanıyordu.

Yine bu süreçte tüm gelişmekte olan ülkeler için de karanlık bir tablo çizmek hakkaniyetli olmaz. Bu noktada da özellikle Çin ve diğer Doğu Asya ülkelerine değinmekte fayda var. Çıkardıkları küresel firmalar ve büyüttükleri orta sınıflarıyla bu ülkeler önemli bir güç halini aldı. Fakat bu ülkeler hala ekonomileri için hayati öneme sahip bazı dönüşümleri hala hayata geçiremediler. Örneğin Hindistan özellikle bilgi teknolojileri alanında önemli bir işgücü sahip olsa da ülkenin büyük bölümünün eğitim seviyesi hala düşük ve bu da üretkenliğin azalmasına neden oluyor. Çin’de ise tek parti rejimi devam etmekte ve ülkenin bu politik mimariyle gelişmiş bir ülkeye olmaya atacağı adımlar aksayacağı aşikâr. Bu rejimin aynı zaman beraberinde getirdiği belirsizlikler de göz ardı edilemeyecek kadar büyük. Brezilya ülkenin en büyük petrol şirketi Petrobras etrafında dönen yolsuzluk skandallarıyla kaynıyor.

Gelişmekte olan ülkelerin yüzleşmek zorunda kalacağı zorlukların etkisi finansal piyasalarda oldukça belirgin şekilde gözükmekte. 2013 yılından itibaren sermaye akımları negatife dönmüş durumda. Keza hisse senetleri piyasalarında değerlemeler ise küresel krizden çıkan gelişmiş ülkelerdekilerle karşılaştığında belirgin biçimde aşağıda.

Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkeler - Hisse Senetleri Piyasasi

Gelişmekte Olan ve Gelişmiş Ülkelerin Büyüme Kıyaslaması

Ucuz dış finansman, hızlı sermaye akımları ve emtia balonları gelişmekte olan ülkeler hikayesinin arkaplanında yatan en temel destekleyicilerdi. Bu hikayenin burada kötü sonla sona erdiğini söylemek elbette karamsar olacaktır fakat geçen zaman içerisinde de gerçeklerden uzunca süre uzak kalındığını söylemek gerekecek. Farkındalık yaratma yetisinden yoksun slow-motion film sahnesi tadında bir kriz yaşanıyor esasında bu ülkelerde. Önümüzdeki yeni yıllar da büyüme masallarının yerini politik ve ekonomik temellerin sağlamlığının aldığı bir dönem olacak.

Şuna da Göz Atın

Yeni Nesil Ödeme Sistemleri

Dijitalleşen dünyada internet artık bütün şirketler için önemli bir satış ve pazarlama kanalı. Bugün özellikle …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.