Perşembe , 24 Eylül 2020

Ekonomi

Riskler Vadisi : Euro

Euro bölgesinde yoğun sis artarak devam ediyor, bu bölgede gezinenler buzlanmalara karşı dikkat etsin. Yunanistan’ın borçlarını ödememe ihtimali ve IMF’nin artık yaka silkelemeye başlaması fırtınanın şiddetini güçlendirir. Portekiz masa oyunlarıyla(!) kendini kurtarmaya çalışırken, kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’ten bolca not indirimi yemeye başlayan İspanya’da da risk artıyor. Tabi ekonomisi diğerlerine göre daha hacimli olması üzerine titrenmesini gerektiriyor. Eğer batarsa “kara delik” gibi etrafında birikenleri “hüp” diye çeker. İrlanda’nın durumu bunlardan çok da iyi değil, belki hiç iyi değil. Borcu borçla öderken maliyetleri yükseliyor. Borç stokları yüksek bu ülkeler Avrupa Merkez Bankasının …

Devamını oku »

Ayağını Balonuna Göre Uzat!

Balon lafı çocukları sevindirirken, ekonomistlerin adeta uykularını kaçırır. Hemen sorar bazısı, “nerde, hani ben göremiyorum, ne yandan geliyor, kaçın…” ama haksız da değiller. Son olarak Türkiye’de Diyarbakır’da arsa balonu patlamış ve olan gariban Fatma teyzenin tasarruflarına olmuştu. Duyumlarımıza göre Çin’de de bir inşaat balonu çin seddine doğru yola çıkmış, eğer orayı aşarsa nereye uğrayacağı belli olmaz. Bu konu hakkında başka zaman konuşuruz. Benim bu yazıda dikkat çekmek istediğim Brezilyada görülmeye başlanan bireysel kredi balonu. Malum, BRICS ülkelerimizden olan Brezilya’da ekonomik sınıflar arasında yukarı yönlü hareketler başlamış. Ortadirek, bilinçsiz ve haşin bir …

Devamını oku »

Peki Ya Çin’in Marka İmajı

IMF’nin açıklamasına göre 2016 yılında Çin, ekonomik büyük olarak ABD’yi geride bırakacak. Bunu süper güç devir teslimi ya da hegemonya değişimi olarak yorumlamanın aceleci davranmak ile sığ düşünmek arasında bir eyleme tekabül ettiği kanaatindeyim. Birkaç yıl önce dünya ekonomisinin üçte birini oluşturan, Soğuk Savaş döneminden galibiyetle çıkmış, gezegen üzerinde her alanda hakimiyete sahip olan, gereksinim duyduğu kaynaklara uluslararası vicdanı hiçe sayarak askeri müdahale çözümleriyle ulaşabilen, hesap sorulmayan ve politikalarını endoktrine edebilen bir ülkeydi ABD. Birinci Dünya Savaşından büyük kazanımlarla çıkan ülke artık gücünün doruğundaydı. Çin’in Dünya Ticaret Örgütü üyeliği, yaptığı …

Devamını oku »

Yunanistan Senaryoları

Bu yılın başndan itibaren herkesin farkında olduğu bir şey var ki, o da Yunanistan ekonomisinin artık ölümü bekleyen bir hastadan farksız olduğu. Kime sorsanız “evet Yunanistan batacak” diyor. Öyle de olacak, belki birkaç gün sonra, belki de haftalar ya da aylar sonra. Zaten ne zaman olacağı da umursanıyor mu bilmiyorum, zira kriz sonrası senaryolar hazırlanıyor bile. The Telegraph‘tan Andrew Lilico öngörülerini madde madde sıralamış: Yunanistandaki bütün bankalar borcunu ödeyemez hale gelecek, yani iflas edecek. Hükümet bütün bankaları kamulaştıracak ve bankalardan yapılacak geri çekimleri yasaklayacak. Sokaklara düşecek olan Yunan mevduat sahipleri …

Devamını oku »

QE3 Gelir mi?

Federal Reserve kriz öncesi 2002-06 dönemi arasında resesyon endişeleri sebebiyle gevşek para politikası uygulamıştı. Havasını buradan alan petrol balonu da şiştikçe şişmişti. Daha sonra hepimizin malumu kriz çıktı, şişen balonlar bir bir söndü. Peki krizin reçetesi neydi? FED’in likitide saçması. Quantitive Easing 1 ve 2 programlarıyla tahvil alımı yapan FED bilançosunu 3 trilyon dolara yükseltti. Yine emtia fiyatlarının uçuşa geçtiğine tanık olduk, bu kez senaryonun yıldızı altındı. Princeton ekonomisti Alan Blinder (eski FED ikinci başkanı), Bloomberg’e verdiği demeçte üçüncü Quantitive Easing programının gerekliliğinden bahsediyor. ABD’de istihdamın yükselmesi için daha fazla …

Devamını oku »

Multipolarizm

Adı üstünde çok kutupluluk. G20’nin 20’sinin sebebi bu olsa gerek ve toplantında çıkan sonuç bana kalırsa yeni dünya düzenini kesinlikle bu olacağı. Küreselleşme manifestosu olarak değerlendirebileceğim “Washington Consensus” aklıma geliyor hemen. John Williamson tarafından ortaya atılan bu kavramın 10 temel prensibini sıralayalım: Mali disiplin Kamu harcamalarının sağlık, eğitim, alyapı gibi verimlilik artırıcı ve kamu yararı gözeten alanlara kaydırılması Vergi reformu (düşük vergi oranları ve etkin vergileme) Faizlerin serbestleştirilmesi Birbirleriyle uyumlu ve rekabetçi kur düzeyleri Serbest dış ticaret rejimi Sabit sermaye yatırımlarının teşvik edilmesi Kamu şirketlerinin özelleştirilmesi Finansal kurumlar, çevre ve …

Devamını oku »

Mutluluk Ekonomisi

Davranışsal finansı anlatmışken önemli bir iktisadi kavram olan mutluluk ekonomisinden de bahsetmek gerek. Böylece blogun akademik yönünü de geliştirmiş oluyoruz.   Mutluluk ekonomisi aslında ülkelerin refah düzeylerinin sadece gelir, servet birikimi vb. tamamen sayısal bir değer alan ekonomik değerler ölçülmesine ek olarak bunlara bazı sosyolojik ve psikolojik parametrelerin de eklenmesini öngörür. Kanımca, bireycilik ya da individualizm, adıne neder derseniz deyin, geleceğin önemli akımı olacak ve bu akımın da iktisattaki dışavurumu mutluluk ekonomisi.   Mutluluk ekonomisi literatüründe önemli bir milat Southern California’dan ekonomi profesörü Richard Easterlin‘in 1974 yılında “Does Economic Growth …

Devamını oku »