Salı , 17 Ekim 2017

Peki Ya Çin’in Marka İmajı

IMF’nin açıklamasına göre 2016 yılında Çin, ekonomik büyük olarak ABD’yi geride bırakacak. Bunu süper güç devir teslimi ya da hegemonya değişimi olarak yorumlamanın aceleci davranmak ile sığ düşünmek arasında bir eyleme tekabül ettiği kanaatindeyim. Birkaç yıl önce dünya ekonomisinin üçte birini oluşturan, Soğuk Savaş döneminden galibiyetle çıkmış, gezegen üzerinde her alanda hakimiyete sahip olan, gereksinim duyduğu kaynaklara uluslararası vicdanı hiçe sayarak askeri müdahale çözümleriyle ulaşabilen, hesap sorulmayan ve politikalarını endoktrine edebilen bir ülkeydi ABD. Birinci Dünya Savaşından büyük kazanımlarla çıkan ülke artık gücünün doruğundaydı. Çin’in Dünya Ticaret Örgütü üyeliği, yaptığı …

Devamını oku »

Yunanistan Senaryoları

Bu yılın başndan itibaren herkesin farkında olduğu bir şey var ki, o da Yunanistan ekonomisinin artık ölümü bekleyen bir hastadan farksız olduğu. Kime sorsanız “evet Yunanistan batacak” diyor. Öyle de olacak, belki birkaç gün sonra, belki de haftalar ya da aylar sonra. Zaten ne zaman olacağı da umursanıyor mu bilmiyorum, zira kriz sonrası senaryolar hazırlanıyor bile. The Telegraph‘tan Andrew Lilico öngörülerini madde madde sıralamış: Yunanistandaki bütün bankalar borcunu ödeyemez hale gelecek, yani iflas edecek. Hükümet bütün bankaları kamulaştıracak ve bankalardan yapılacak geri çekimleri yasaklayacak. Sokaklara düşecek olan Yunan mevduat sahipleri …

Devamını oku »

Türkiye İçin Eğitim Şart!

Türkiye son dönemlerde sınav skandallarıyla sarsılmakta. Özellikle milyonlarca gencin takip ettiği KPSS ve adeta ülkenin bir çıkmazı haline gelen YGS-LGS (eski adıyla ÖSS) gibi sınavlar hakkındaki şike ve şifre söylentilerinin ardından yaşanan kaos ortamı halk ile devlet arasına buz dağları soktu. Dağın görünen kısımda az sayıda bir tepki olsa da dağın altındaki kesim devlete olan güven bunalımını sessizce birbirine fısıldıyor. Böyle durumlarda kriz yönetimi becerisinden yoksun insanların medyada boy göstermesi ve kaosu çözmek yerine krizi reddeden ifadelere başvurması olayları körüklüyor. Son olarak İstanbul’da bir Uluslararası Yüksek Öğretim Kongresi yapıldı. Bu kongrede elbetteki ülke …

Devamını oku »

QE3 Gelir mi?

Federal Reserve kriz öncesi 2002-06 dönemi arasında resesyon endişeleri sebebiyle gevşek para politikası uygulamıştı. Havasını buradan alan petrol balonu da şiştikçe şişmişti. Daha sonra hepimizin malumu kriz çıktı, şişen balonlar bir bir söndü. Peki krizin reçetesi neydi? FED’in likitide saçması. Quantitive Easing 1 ve 2 programlarıyla tahvil alımı yapan FED bilançosunu 3 trilyon dolara yükseltti. Yine emtia fiyatlarının uçuşa geçtiğine tanık olduk, bu kez senaryonun yıldızı altındı. Princeton ekonomisti Alan Blinder (eski FED ikinci başkanı), Bloomberg’e verdiği demeçte üçüncü Quantitive Easing programının gerekliliğinden bahsediyor. ABD’de istihdamın yükselmesi için daha fazla …

Devamını oku »

İngiltere’nin Bütçe Dengesi

İngiltere ekonomisi bütçe dengesinin bozulması ve 30 yıl sonra yurt içi hasılanın düşüşüyle ciddi endişeler uyandırmıştı. Bu noktadan David Cameron yönetiminden kemer sıkma politikası uygulaması gelmişti. Bu program pek tabii ki Cameron’ın koltuğunda rahatça oturmasını engelleyecek bir karar iken muhalefetin de elini güçlendirecekti. Muhalefetteki muhafazakarlardan Douglas Carwell’dan da önemli bir açıklama geldi. İngiltere’nin krizdeki AB ülkeleri için yaptığı yardımlar kemer sıkma politikasıyla bütçeye sağlanan girdileri geçmiş. Bu durum ülkedeki vergi mükellefleri ve emekliler açısından olumsuz bir durum teşkil etmekte. Hazinede George Osbourne ile Portekiz ve İrlanda yardımlarından sonra Yunanistan’a yapılacak …

Devamını oku »

BASEL III ve Avrupa Bankaları

Avrupa Birliği’nin bütünlüğünü tehdit edecek seviyeye ulaşan bütçe krizleri ilerleyen dönemlerde finansal kurumları da tehdit etmeye başlayacak mı? Herkesin merak ettiği soru bu. Özellikle, Almanya’daki sigorta şirketlerinin ki, Almanya en güçlü mali yapıya sahip AB ülkesi olduğunu son zamanlarda kanıtladı, ABD kaynaklı 2008 küresel krizinden payını ne ölçüde aldığını biliyoruz. Stres testlerinden geçen bankaların önüne Basel III normları ve Avrupa Merkez Bankası’nın yukarı yönlü faiz politikası eklendi. Faizleri yukarı doğru çıkacak olmsaı bütçelerinde ciddi gedikler bulunan ülkelerin faiz yükünü daha da artıracak. Ancak Economist’te yayınlanan Credit Suisse kaynaklı görsel bankaların …

Devamını oku »

Multipolarizm

Adı üstünde çok kutupluluk. G20’nin 20’sinin sebebi bu olsa gerek ve toplantında çıkan sonuç bana kalırsa yeni dünya düzenini kesinlikle bu olacağı. Küreselleşme manifestosu olarak değerlendirebileceğim “Washington Consensus” aklıma geliyor hemen. John Williamson tarafından ortaya atılan bu kavramın 10 temel prensibini sıralayalım: Mali disiplin Kamu harcamalarının sağlık, eğitim, alyapı gibi verimlilik artırıcı ve kamu yararı gözeten alanlara kaydırılması Vergi reformu (düşük vergi oranları ve etkin vergileme) Faizlerin serbestleştirilmesi Birbirleriyle uyumlu ve rekabetçi kur düzeyleri Serbest dış ticaret rejimi Sabit sermaye yatırımlarının teşvik edilmesi Kamu şirketlerinin özelleştirilmesi Finansal kurumlar, çevre ve …

Devamını oku »

Davranışsal Finans

Son zamanlarda finans literatürünün üzerinden en çok düşünülen ve makaleler yayınlanan dallarından biri davranışsal finans. Bu popülerliğini de zevkli bir araştırma alanı olması ve bu zamana kadar biraz da ütopik kalan finans teorilerine nazaran daha realist bir yaklaşım olması. Peki nedir bu davranışsal finans? Davranışsal finans, piyasa katılımcılarının risk ve belirsizlik koşulları altında karar verirken psikolojik ve sosyolojik etmenlerden de etkilendiğini öne süren yaklaşımdır. Yaptığım bu kısa tanımdan da anlaşılacağı üzere davranışsal finans, sadece ekonomi, finans, matematik vb. disiplinlerin yanında psikoloji, sosyoloji hatta nörolojiden de faydalanan geleneksel modellere nazaran daha …

Devamını oku »

Kobi Birleşmelerinin Avantajları

Gelir Vergisi Kanunu ile ilgili yapılan değişikliklerle KOBi’lerin birleşerek daha büyük şirketler kurulması ve böylelikle ölçek ekonomisinden yararlanılarak verimliliğin artırılması amaçlanıyor. KOBİlerde %20 olan gelir vergisi birleşme sonrasında %5e düşüyor. KOBİlerin birleşme kararı alıp bunu uygulamaları için onlara 2009 yılının sonuna kadar süre tanınıyor. Uygulamada aslına bakarsanız her şey güzel. Ancak işsizlik oranındaki büyük düşüşten iyice deyim yerindeyse kıllanan hükümet tasarıda şöyle bir madde de bulunduruyor. O da bu yılın Nisan sonu itibariyle şirketlerin sigorta ödemelerinde belirlenen işçi sayılarının toplamının birleşen şirketlerde en az işçi sayısına eşit olması. Yani birleşen …

Devamını oku »